Mahalle aralarına dalan hikayeler!



25-10-2015 09:47


Emre Şahin 2009’da 40 filmiyle girmişti hayatımıza. Altı yıl sonra gelen Takım: Mahalle Aşkına da yine önceki filminde olduğu gibi mahalle aralarına dalıyor, gerçekçi hikayeler sunuyor. Senaryosunu İnan Temelkuran’la yazdığı filmde birçok öyküyü bir arada bulmak mümkün… Öncelikle başarı öyküsü var ki bu filme bir amaç ve ivme katıyor kafadan! Bir de artık Laz müteahhide değil, büyük baronlara, şehrin çehresini kendi kafasına göre değiştirmek isteyenlere kafa tutan mahalleli dayanışması var.

Şahin ve Temelkuran iyi bir yerden yakaladıkları filmlerde aslında başka bir filmde olsa sırıtacak bir harman yaratmışlar. Ama o harmanı öyle güzel karıp filmin duvarlarına çarpmışlar ki, birçok şey gerçekten de bazılarının suratlarında fena halde patlıyor. Yeşilçam kalıplarından çok şey alan film tabii Adile Naşit’in Gülen Gözler filminde Laz müteahhide gidip yalvardığı şeyin üzerine çok şey katıyor. Evin annesi değişen ve naifliğini yitiren bir yaşam algısında daha sert çıkıyor aracı olan kişiye. Bu işin başındaki kişi ise bir kurum, bir suret ama öldürecek kadar gözü dönmüş bir bela! Film aslında çok güzel mesaj veriyor. Bu adamlarından hakkından onların yöntemleriyle gelemeyiz belki ama bir araya gelip, bunu içselleştirip bir de üstüne bunu onlara gösterirsek üzerinden gelmeyeceğiz dert yok demek istiyorlar! Bir dertlere derman filmi adeta, bir ülke panoraması yaratıyor, bir takım kuruyor ki her telden çalıyor.

Bu filmi izleyince tabii akla Recep İvedik 4 geliyor. Mahallenin futbol oynanan boş arsasının müteahhide satıldığını öğrenen İvedik’in reklam kokan Maldivler macerası tabii ki bu filmin çok uzağında. Ama yine de amaç olarak benzeşiyorlar, sadece o kadar. İstanbul büyük bir rant tuzağına saplanmış durumda, etrafı büyük bloklarla çevrelendiği gibi artık ‘kentsel dönüşüm’ adı altında mahalle aralarına dalınıyor. Amaç şehri düşünmek değil, cebini düşünmek! Film bunu gerçekten her yerine dalarak güzelce anlatmış, dayanışma duygusunun zaman zaman abardığı yerler olsa da iyi geliyor, iyi ki böyle yapmışlar diyorsunuz. Filmde dayanışma, dostluk kazanıyor, arka planda kirli bir savaş dönse de mahallenin masumiyeti öne çıkıyor. Bakalım gerçek hayatta kazanan ne olacak, insan geçekten merak ediyor!

Haftadan kısa kısa…

Otel Transilvanya 2, ilkinden aldığı gazı ikincisinde bir bebekle taçlandırmış. Drakula’nın işlettiği otel, 118 yaşındaki kızını kaptırdığı insan damadın varlığı ve ikisinin meyvesi kıvırcık saçlı bir bebek! Film insan ve vampir olma savaşında bir hayli zorlu davranıyor, Drakula torunun vahşi bir vampir olması için elinden geleni yapıyor. Gayet keyifli bir animasyon çoluk çocuk herkese tavsiye edilir…

The Last Witch Hunter / Son Cadı Avcısı Vin Diesel’i başrole taşıdığı korku filminde gayet iyi bir gotik başlangıç yapıyor ama hikaye günümüze geldiğinde kan kaybediyor, klişe bir aksiyona dönüşüyor. Sürekli bir şekil ve boyut değiştirmeler arasında hikaye arada kaynıyor, pek topladığını da söyleyemeyiz!

Solace bilgelik gücünün zirve yaptığı, hatta abartıldığı bir şov filmi adeta. Colin Farrell ve Anthony Hopkins ying / yang gibi birbirine dolaşık iki insanüstü yaratık. Sürekli geçmişe ve geleceğe dönük kareler izlediğimiz filmde iki adamın didişmesi hikayeye aksiyon katsa da bir süre sonra bitmesi gereken bir kabak tadı bırakıyor!

Evlenmeden Olmaz ismiyle ilgi çekmeye çalışan ve son dönem karşımıza çıkan evlenmeye can atan kadın komedisi / dramı! Etrafındaki can arkadaşlar da cabası, beraber oturmaları benim için hep soru işareti!

Mustang’i geçen hafta yazmıştım. Doğru yerlerden temaslar yakalasaymış güzel olabilirmiş ama hikayenin sürümünün güncellenmesi lazım!