Lakabının adamı!



08-12-2014 08:30


Emrah Akansu

Ferhan Şensoy’un "Kalemimin Sapını Gülle Donattım" kitabında “Hayvan Engin" lakabıyla anılan, konu Türkiye’de sola ve devrimcilere küfür etmek olduğunda hep lakabının adamı olan Engin Ardıç, “Hayvandır ne yapsa yeridir” deyişini hatırlatan eserlerinden bir yenisine daha imza attı geçtiğimiz hafta sonu.

Sabah gazetesindeki köşesinde “Meğerse bu memlekette Birleşik Haziran Hareketi diye bir "hareket" varmış, haberimiz yoktu, uyuyormuşuz...” demiş ve alaycı bir tehdit savurmayı da ihmal etmemiş; “Böyle çocukça ve tehlikeli oyunlar oynamaya heves etmeyin, ciddiye alıp adamdan sayarlar, sizi kabak gibi oyarlar”…

Bu zat-ı muhterem, sola ve solun değerlerine, mücadele gündemlerine, hırsla ve arsızca saldırırken, bahçenin içinde havlayıp işini başarıyla yapmanın gururunu ve işinin karşılığında hak ettiği yağlı kemiği yalamanın hazzını, bir bekçi köpeği misali yaşayabilmeyi, her dönem becerebildi.

Büyük medya çöplüğü içinde kendine yer bulmasının alamet-i farikası “iyi koku” alması oldu. Solun mücadele gündemlerine bakıyor, kelime oyunlarıyla derlenmiş, edebi soslu, küstah üslubunu yansıtan makaleleriyle gelişine vuruyor. Yerini sağlama almak için bazen işi küfürbazlığa kadar vardırıp, örneğin genç devrimci kadıların eylemine “Solculuk kisvesi altında faşizme hizmet ediyorlar, kerhaneye düşmek gibi bir şey, belki daha da kötü!” diyebiliyor. Herkesi çileden çıkararak kendine düşman etmeyi becerebiliyor. Düşmanının düşmanından dostluk görmeyi ve efendisinden kocaman bir “aferin” almayı ise bu sayede hak ediyor.

Her bekçi köpeğinin tasmasız gezebildiği dönemler olabiliyor. Özellikle ev sahibinin kendisini tehdit altında hissettiği dönemlerde, yoldan geçenlere bile havlayan bekçi köpekleri, çoğu zaman efendilerinin başına bela açıyorlar. Fakat gün sonunda efendi için “kapıda köpek bağlı” diyerek yastığa huzurla baş koymanın rahatlığı, “köpek yine ne halt etti acaba” diye düşünmenin gerilimine baskın gelebiliyor. Bu örnekte ise durum farklı, “Her köpek sahibine benzer” deyişi bu durumu anlamaya daha uygun düşüyor.

Efendi nasıl konuşuyorsa, iti de öyle havlıyor.

Bize de hatırlatmak kalıyor; İt ürür kervan yürür!