Kürt siyaseti ve sol



15-08-2014 09:54


Kurtuluş Kılçer

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında HDP adayı olarak temsil edilen ancak en genel anlamıyla Kürt siyasetinin temsilcisi olarak bilinen Demirtaş'ın aldığı oy ve oy oranı yeni tartışmaları gündeme getirecek. 

Hem düzen siyasetinde hem de sol siyasette.

Düzen siyaseti açısından gündeme gelecek konu açık. AKP ile Kürt siyaseti arasında görülen müzakere süreci. Verilen oyların "sürece" verilmiş oylar olduğu daha fazla yazılıp çizilecek ve Kürt hareketi ile AKP arasında sürdürülen görüşmeler ülke gündeminde merkeze oturtulacaktır.

Konu, sosyalistler açısından sıkıntılı bir konu. Bir yandan Kürt sorunu bağlamında bir "çözüm" olasılığı diğer tarafta ise mücadele verilen "baş çelişki"nin AKP olması ve AKP ile masaya oturulması. Yani AKP'ye karşı mücadele verilirken, AKP ile müzakere arasında sıkışan sol.

AKP'nin nasıl bir parti olduğu açık. Gericilik, emperyalizmle işbirlikçilik ve emek düşmanlığı en temel karakteri. Tam bir sermaye partisi hem de gerici. Kürt sorununda piyasacı ve gerici bir çözümün hiç de çözüm olmayacağını düşünen sosyalistlerin bu müzakere sürecine yaklaşımlarındaki "soğukluğun" ana kaynağı bu.

Emperyalizmin Ortadoğu'da attığı adımlar ve bu adımların ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinden siyaset herkesi belirliyor. AKP, "yeni Osmanlıcılık" üzerinden kendine bir rol biçmişti, Kürt hareketi ise Ortadoğu'da ortaya çıkan boşluklara ya da olası yönelimlere dönük olarak pozisyon alıyordu. Siyasi aktörlerin oynadıkları rol ve tutumlar safları da belirginleştiriyor. Genel olarak Ortadoğu'da Rusya-İran-Suriye-Hizbullah eksenine karşılık ABD-İngiltere-İsrail-Suudi Arabistan-Türkiye-Katar ekseninin şekillendiğini söylemek çok yanlış olmayacak. Mısır, sıkıntılar yaşadı, Suudi Arabistan ve ABD ile bağı açıkken Türkiye ile gerilimi de belli. İran ve ABD arasında yapılan görüşmeler ve örneğin Irak'ta hükümet kurmada yaşanan anlaşma ya da İsrail'in dönem dönem çıkışları bu tabloyu daha da karmaşık hale getirmektedir. Ortadoğu bölgesinin karmaşık siyasi tablosunu bir yere bırakalım. Kürt siyaseti ve sol denklem üzerine bir kaç başlığı sıralamaya çalışalım.

Öncelikle, yukarıda bahsettiğimiz bu tablonun Kürt siyaseti açısında bazı politik sonuçları oldu. AKP ile yapılan müzakerinin de hem destekçisi hem de benzeri sayılabilecek bazı başlıklar Kürt siyaseti ile sol arasında mesafe oluşturdu. Örneğin Haziran Direnişi'nde (Gezi olaylarında) Kürt siyaseti "darbecilik" görebilmişti. Ya da 12 Eylül 2010 referandumunda boykot tutumu ile AKP'nin önünü açması, Ergenekon, Balyoz, Odatv gibi AKP'nin siyasal davalarına BDP tarafından verilen destek, Suriye'de emperyalizmin ve Türkiye desteği ile dinci terörün oynadığı role dönük "sessizlik" bu mesafe için verilecek birkaç örnek.

Bunları şunun için belirttim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş'ın aldığı oylar ve bu oyların kaynağı olarak da sol bir söylem ve tutum geliştirmiş olması sosyalizm ile arasındaki mesafayi kapatabilir mi? Yoksa bu oyların dışında yukarıda belirtilen genel bölge tablosu içinde ortaya çıkan politik ayrımlar ve Kürt hareketi ile AKP arasındaki müzakere mi belirleyici olacak?

Bunları göreceğiz.

Seçim sonuçlarının gösterdiği tablo hiç de yabana atılmamalı. Örneğin muhafazakar seçmenden de oy almak için CHP'nin Ekmeleddin politikasının başarısızlığı ve Demirtaş'in tek başına Kürt sorunu üzerinden değil "Türkiyelileşme" ya da sol bir çizgi izlemesi ülkede solun ciddi bir karşılığı olduğunu net olarak gösteriyor. Ayrıca sandığa gitmeyen ve geçersiz oyları da düşündüğümüzde memleketin sola açık ve ihtiyacı olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Önümüzdeki dönemde Kürt siyasetinin nasıl bir çizgi izleyeceğini göreceğiz. Sola mı sağa mı kayacak ya da "3. yol" iddiasıyla ne yardan ne de serden mi geçecek?

Peki sosyalist hareket ne yapacak, bunu da hep birlikte göreceğiz.

Cumhurun sosyalistlere verdiği görev belli!