Küçük farklılıklar narsisizmi



01-12-2015 07:20


Metin Çulhaoğlu

“Adamlar (…) diyor yahu!”

Bu söz öyle bir tonla söylenir ki artık her kimse “adamların” cümlenin (…) kısmında dünyanın tepsi gibi düz olduğunu ya da yerçekimi diye bir şey olmadığını iddia ettiklerini sanırsınız.

Peki, “adamlar” sahiden saçma sapan şeyler mi söylemektedir?

Örneğin, “artık işçi sınıfı diye bir şey kalmadığı” ya da AKP iktidarının “emperyalizme karşı kararlılıkla direndiği” veya sosyalist sistemin aslında yıkılmayıp “ben geldiiim!” diye yeniden ortaya çıkacağı uygun koşulları beklediği gibisinden düşüncelere mi sahiptir?

Ne gezer…

Aslında “adamlar” pekâlâ makul, en azından üzerinde tartışılabilecek şeyler söylemektedir; ama karşı taraftaki “diğer adamlar” istisnasız her konuda o kadar gelişkin ve berrak fikirlere sahiptirler ki bu makul görüşler bile onlara kesin ayrım çizgilerinin çekilmesini gerektiren aykırılıkta gelmektedir:

“Adamlar (…) diyor yahu!”

Çok mu garip?

Her şeye rağmen o kadar da anormal bir durum sayılmamalıdır.

“Bizde” , yani sosyalist harekette hep olur!

İngiliz Marksist Ralph Miliband bir zamanlar sosyalizm içi belirli bir akımın özelliklerine değinirken Freud’un bir kavramını kullanmıştı: “küçük farklılıklar narsisizmi…” (Socialism for a Sceptical Age, Polity 1994, s. 153). Yani konu ne olursa olsun en küçük bir nüansı bile kaçırmayacaksın, birtakım farklılıklar üzerinde tepinip kendi “ayrı” yanını ortaya koyacaksın ve bunu yaptığın ölçüde de kendini giderek daha çok beğeneceksin…

Bugün Türkiye solunda bu eğilim, Miliband’ın atıfta bulunduğu “akımın” ötesine geçmiş gibi görünüyor.  

***

Buraya kadar söylenenler abartılı bulunuyorsa konuyu uçlardan arındırıp daha “gerçekçi” zeminlere çekelim ve meramımızı şöyle özetleyelim: Bugün sosyalist kesimde, üzerinde tartışılabilecek, nereden bakıldığına göre farklı yaklaşımlar geliştirilebilecek, kesin bir sonuca bağlanması gerekmeden yol alınabilecek konularda (bile) daha en başta kategorik ayrışmalara yönelmek marifet sayılmaktadır. 

Pek de iyi bir şey değildir…

Dünya kapitalist sisteminin krizi genel ve derin mi, yoksa arızi ve bölgesel mi?  Dünya emperyalizmin bölge politikaları belirli sıkıntılarla mı karşılaşıyor yoksa tıkır tıkır işliyor mu?  Türkiye’de 12 Eylül dönemi kapandı mı kapanmadı mı? Gezi direnişinin temsil ettiği “ruh” sönümlendi mi sönümlenmedi mi? “Kürt siyaseti” emperyalizmin bölgeye yönelik projelerine tam angaje mi değil mi?

Şimdi, böyle başlıklar söz konusu olduğunda tarafların kendi görüşlerinin haklılığını kanıtlamak için öne sürecekleri tespitlerin ve tezlerin anlamı ancak bir yere kadardır. Hep bu “yerin” gerisinde kalınması, yani tespitlerin ve tezlerin ha bire birbiriyle tokuşturulmasından öteye geçilememesi, sosyalistlere pek yakışmayan bir tür teorisizmin işaretidir.

Oysa yapılması gereken, şu sorunun sorulmasıdır: Eğer durum (…) ise bizim ne yapmamız gerekir? Bu durum bizim açımızdan hangi acil görevlere işaret eder?

Eğer taraflar farklı noktalardan kalksalar bile bu sorunun yanıtında aşağı yukarı aynı şeyleri söyleyip aynı yerde buluşabiliyorsa, en azından “şunun yapılması gerekir” diye işaret edilen görevler birbirinden köklü biçimde ayrılmıyorsa, baştaki farklılıklar üzerinde tepinmenin fazla anlamı yok demektir.

Elbette tartışırsın, eleştirirsin; ama ortada kırmızı çizgi çekilecek, “adamlar (…) diyor yahu” tafrası atılacak bir durum yoktur. 

Israr edilirse, işte bu tam tamına küçük farklılıklar narsisizmi olur…

Peki, ya farklı bakışlardan hareketle çıkartılan ana doğrultu başkalarınınkine göre büsbütün farklı bir yapılanmayı, odaklanmayı, mücadele tarzını, ittifakları vb. gerektiriyorsa?

O zaman ortada, farklılıkların ötesinde gerçekten köklü bir ayrılık vardır ve bunun gereği neyse o yapılır.

Kırmızı çizgiler çekilir… Hatta biraz afra tafra da yapılabilir…

Meşrudur ve “küçük farklılıklar narsisizmi” kategorisine girmez.

***

Bu yazı, “kimi tartışmaları boş verelim, herkes bir araya gelsin, birlik olsun” gibi bir anlayışla yazılmamıştır.

Amacımız, sadece, solda “ben ayrıyım, farklıyım” iddialarının giderek absürt mecralara yöneldiğine işaret etmektir.

Olmamalı…