Kongreler dönemi



19-08-2014 08:30


Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından siyaset gündeminde bir durgunluk yaşansa da AKP Kongresi ve CHP Kurultayı en azından medyada gördüğü ilgi bakımından güncel gelişmeler içerisinde bir adım öne çıkıyor. 

Kongre ve kurultayın toplumda yarattığı ilgi ve heyecan ise oldukça sınırlı. 

Bu durum, daha önce de kongreleri Erdoğan’ın kişisel şovu halinde geçen AKP için yeni değil. 

Ancak, genellikle kongre ve kurultay süreçlerinde kendi tabanında beklenti ve umut yaratmayı başaran CHP’deki tablo dikkate değer. 

Mevcut tablonun temel nedeni, AKP ve CHP’deki gelişmelerin Recep Tayyip Erdoğan’ın fiili başkanlığıyla devam edecek siyaset tablosunun ürünü olmaları. 

Meclis’in anlamsızlaşacağı bu süreçten siyasi partilerin de payını alması kaçınılmaz. 

******

AKP için yeni olan ve kongrenin toplanma gerekçesini oluşturan durum, “Erdoğansız yola nasıl devam edileceği” sorusu. 

Kongrenin için seçilen tarih, bu soruya "Erdoğansız yola devam edemeyiz" yanıtının verildiğini gösteriyor. Hedef, 27 Ağustos’ta AKP’yi bir siyasi parti olarak mümkün olduğunca anlamsızlaştırarak Erdoğan’ın Meclis’teki grubuna dönüştürmek. 

Erdoğan’ın partiyi devredeceği isim olacağı iddia edilen Ahmet Davutoğlu’nun AKP’ye oy verenlerin sadece yüzde 1’lik kısmının gönlünden geçen Başbakan olması da tabloyu değiştirmiyor. 

Davutoğlu’nun dışında telaffuz edilen isimler de farklı bir profil sunmuyor. AKP, Erdoğan’ın “olursa yeni Anayasa olmazsa fiili başkanlık” modeline uygun bir kongreye hazırlanıyor. 

********

CHP’nin kurultay süreci ise Kemal Kılıçdaroğlu döneminde gerçekleşen benzerlerinden daha farklı bir havada ilerliyor. 

Kılıçdaroğlu’nun seçildiği kurultayı da katarsak 4 yıllık zaman dilimi içerisinde 6’ncı kurultayına hazırlanan partinin toplumsal tabanında, CHP liderinin çizgisinin heyecan yaratmadığı açık. Bu durum Kılıçdaroğlu döneminde belki de ilk kez bu kadar somut bir biçimde açığa çıkıyor.

İhsanoğlu hezimetine kadar gelen 4 yıllık süreçte, kurultay üstüne kurultay yaparak yeni bir CHP yaratacağını söyleyen Kılıçdaroğlu artık yeniyi temsil etmekte zorlanıyor. 

Öte yandan, içerisindeki isimlerden bağımsız olarak birinci cumhuriyetçi muhalefet de AKP’ye karşı gelişkin bir strateji üretme yeteneğine ve kurultayda Kılıçdaroğlu’nu devirecek örgütsel ağırlığa sahip değil. 

Kılıçdaroğlu ise muhalefetin kurultay çıkışını, partiyi birinci cumhuriyet ‘artıklarından’ arındırmak için kullanma çabasında.

Laiklik, devletçilik ve bağımsızlıkçılık gibi değerleri arınılması gereken yükler olarak gören Kılıçdaroğlu CHP’si, 4 yıldır ağırlık atarak yoluna devam ediyor. 

İkinci Cumhuriyet’in CHP’sinin inşa edilmesi için birincisinin kapatılması gerekiyor. İkincisi inşa edilemedikçe birincisini kapatmak yeniden gündeme geliyor.

5-6 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek kurultayın temel farkı, ağırlık atma stratejisinin CHP’nin toplumsal tabanının beklentileri, eğilimleri ve talepleriyle ilişkilenme yeteneğindeki zayıflama... Artık, bu strateji kitlelerde umut yaratmayı ve kendisini yeni olarak sunmayı başaramıyor. 

*********

Toparlayacak olursak...

AKP Kongresi ve CHP Kurultayı sonrasında oluşacak tabloda iki parti de toplumsal alandaki beklenti, eğilim ve taleplerle ilişki kurma yeteneği zayıflamış olarak yollarına devam edecek. 

Erdoğan’ın fiili başkanlığı durumunda, AKP’nin bazı misyonlarını yeniden üretmekte zorlanacağı açık. 

Boşalacak alanların bir kısmının Erdoğan’ın belirleniminde ve AKP’yle uyumlu bir şekilde hareket eden başka karşı devrimci aktörlerle doldurulması olası. 

Tabloya baktığımızda, önümüzdeki süreçte Meclis muhalefetinin AKP karşıtı toplumsallığı temsil etmekte ciddi sıkıntılar yaşayacağı görülüyor. Burada ortaya çıkacak boşlukların kalıcı bir nitelik kazanıp kazanmayacağı ise büyük ölçüde siyasetin konusu. 

Erdoğan’ın şahsına sıkıştıkça siyasal krizlere ve anlık patlamalara açık hale gelen Türkiye’de, bu boşluğun hakkının verilmesi için, sosyalistler, AKP karşıtı mücadeleye önderlik etme iddiasını, yaratılacak pratik örneklerle gerçek kılmalı. Bunun yolu ise geniş toplumsal kesimler nezdinde yeniyi temsil etme yeteneğini kaybeden düzenin karşısında, savunmacı stratejilere hapsolmaksızın sosyalist cumhuriyetin yeni ve gerçek bir seçenek olarak inşa edilmesi.