Kirli bir şiddet ortamı ve iki doğum günü



13-08-2015 09:47


Ülkemizde şiddet tırmandırılıyor. Daha otuz iki canımızın mezarında çiçek bitmeden onlarca gencimizi toprağa verdik. Onca siyasi parti, emek-meslek örgütü, sivil toplum kuruluşu gibi çeşitli örgütlerin verdiği çatışmasızlık ve barış mesajları KaçAK Sarayın iktidar ihtirasına işlemiyor. Kan da kan diye tutturmuş bir kere...

Şiddet almış başını giderken, Silopi ve Cizre Devlet Hastanelerinin özel harekat tarafından basıldığı, hastane içinde ve bahçelerinde silahların ateşlendiği haberlerine hepimiz bir “Yuh!” çektik. Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı, Türkiye’de kayıtlı bir şekilde tedavi gören yaralı YPG savaşçılarının kamu görevlileri tarafından El-Nusra’ya teslim edildiğini doğruladı. Bu esnada, CHP’nin yayınladığı bir rapor ile, Türkiye’de tedavileri biten IŞİD üyelerinin 112’ye ait ambulanslar ile Suriye’ye taşındığını okuduk.

Tablo net: Sağlık hizmetlerini hedef almaktan ve/veya kötüye kullanmaktan çekinmeyen, ülkesinde kayıtlı bir şekilde tedavi gören kimi yaralıları kendi eliyle bir terör örgütüne teslim ederken, kimi başka yaralıları da 112’ye ait ambulanslar ile sınır ötesine taşıyabilen bir örgütlü kötülükle karşı karşıyayız...

Dünya Tabipler Birliği’nin en son 2012’de güncellediği çatışma ortamlarına ilişkin tutum belgesinde çok net yaptırımlar mevcut:

- Devletler, Cenevre Antlaşması gereğince ihtiyacı olan herkesin sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesini garanti altına almalı ve sağlık görevlileri ve kurumlarını korumalıdırlar.

- Çatışma ortamlarında sağlık görevlileri, kurumları ve araçları sağlık hizmetleri dışında herhangi bir amaçla kötüye kullanılamaz.

- Silahlı kuvvetler ve basın, çatışma ortamlarındaki hastaneler ve diğer sağlık kurumlarının işleyebilmesi için gereken saygıyı göstermelidirler.

Dünya Tabipler Birliği’nin bu tutum belgesinin dışında, Türkiye’yi de bağlayan pek çok uluslararası sözleşmenin ihlali ve en temel insan haklarından olan sağlık hakkının ayaklar altına alınması söz konusu. Bir yıl önce bugünlerde İleri’de, sağlık hizmetlerini hedef alan ve kötüye kullanan şiddet ile ilgili üç önemli derleme yayınlanmıştı. Bu derlemelere bir kez daha göz atmakta fayda var; Türkiye’nin (bu konu başlığında) kısa bir süre içinde Afganistan, Pakistan ve Somali ile yarışır hale gelişi daha net okunabilir.

Bu arada eklemeden geçmeyelim; geçtiğimiz haftalarda Van’da bir ambulans ekibinin PKK tarafından alıkonmasını da yine aynı tepkiler ile karşıladık ve Türk Tabipleri Birliği olarak konuyla ilgili bir açıklamamız da oldu. Bunun yanında, ana akım medyaya tek tip haber metinleri ile servis edilen “teröristler hastaneyi taradı” haberleri ise Bölge Tabip Odaları tarafından yapılan bir açıklama ile yalanlandı ve kamuoyunu yanlış bilgilendiren bu medya propagandası kınandı. Meramımız herkes için geçerli: “Sağlık görevlileri, kurumları ve hizmetlerine dokunamazsınız.”

Özetle, sağlık hizmetlerinin fütursuzca sekteye uğratıldığı, uluslararası hukuka göre korunmakla yükümlü olunan yaralıların terör örgütlerine teslim edildiği, sağlık araçları ve kurumlarının kötüye kullanıldığı, bu konuyla ilgili etik birikimin yalan yanlış haberlerle suiistimal edildiği son derece kirli bir şiddet ortamındayız. Geçtiğimiz yıl bugünlerde yayınlanan derlemeleri andığımız bu yazıyı, bu köşede yazılan ilk yazının son cümlesi ile bitirelim madem: “Tıp bilimine, hekimliğimize yönelik bu saldırıları, örgütlü kötülüğü yargılama sırasının bizlere geçeceği günlere uzanışımız başlamıştır.”

NOT: Bugün İleri Haber’in ve Fidel Castro’nun doğum günü; ikisine de sevinç ile “İyi ki doğdun!” diyorum. İleri Haber emekçilerine sağlık ve insan hakları gündemlerinde eşsiz bir emek sarf ettikleri için özel olarak teşekkür ediyorum. Umarım Fidel’in 89 yıllık yaşamına sığdırdıklarının benzerlerini canlı yayından takip edebiliriz İleri’de. Şöyle haberler şık olmaz mı örneğin; “Sosyalist Türkiye’nin ilk Toplum Sağlığı Komiseri canlı yayında halka sesleniyor”, ne dersiniz?

Bahsi geçen derlemeler için:

1. Sağlık görevlilerine saldırılar yeni bir savaş stratejisi mi? – I

2. Sağlık hizmetlerine yönelik şiddet: Yeni bir savaş stratejisi mi? – II

3. Sağlık hizmetlerine yönelik şiddet: Yeni bir savaş stratejisi mi? – III