Kesintisiz susmuyoruz!



02-08-2015 09:42


Ülke gündemiyle ilgili susamadığımız, hatta başka bir şey düşünemediğimiz günlerden geçiyoruz. Ülke her türlü konuşuyor, silahıyla yalanıyla dolanıyla, hırlısı hırsızıyla ama adamın biri çıkıyor kadınlara ‘kadın olarak bi susun’ diyor. Suspus olun diyor, tabii susmayacağımızı biliyor. Aksine daha çok konuşacağımızı! Ben de kendisine haftanın kesintisiz tek plan filmi Victoria ile yanıt vermek istiyorum. Anlayacağını umuyorum!

Almanya’dan gelen bu film açıkçası İstanbul Film Festivali’nde bilerek es geçtiğim bir film oldu. Hem bu senenin tadının kaçması hem de festivallerde arka arkaya dizip boncuk gibi izlediğimiz filmlerin duygusunun bir süre birbirine karışması etkili oldu bu kararımda. Gerçi İstanbul Film Festivali sadece yerli filmler göstermediği için daha rahatız. Ama Altın Portakal ve Altın Koza’da festival mantığındaki filmleri arka arkaya izlerken bir bıkkınlık hasıl oluyor kesinlikle bünyelerde. Hatta Babamın Sesi filmiyle ilgili bir durum yaşadım. Festivalde arka arkaya izlediğimiz filmlerden biri de Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan imzalı Babamın Sesi’ydi. Filmi o gösterimde beğenmedim ama bağımsız bir zamanda, kafam rahatken izlediğimde filmle haksızlık ettiğimi anladım ve bunu da yazdım zaten. O yüzden 140 dakikalık, tek plan bir plan Victoria benim için başka bahara kalabilirdi, yaz sıcağına kaldı ama gerçekten de sevilecek bir film olmuş Sebastian Schipper imzalı Victoria. 

Victoria başarılı bir film, güzel bir deneyim ama bunu başaran konusu değil. 140 dakika boyunca bizden kopmayan oyunculuk, başarılı bir görsel takip ve yönetim. Filmi izledikten sonra şu diyalog geçti aramızda. Bitti denilen Alman sineması bitmiş mi sence? Hayır aksine farklı bir kafayla, oyunculuk gücüyle hayli deli bir işin altına girmiş ve başarılmış da. Tabii biraz da kendi sinemamızla kıyaslayarak yaptık, bu güçte bir oyuncu, oyunculuk? Yönetim?  Söylenenlerin aksine biten bir şey yok bu durumda. 

Film konuya dair pek bir açılım sunamasa da Victoria üzerinden gayet başarılı, yeraltı mantığına uygun bir suç filminin peşine takılıp gidiyor. İspanya’dan gelen yetenekli Victoria’nın çektiği yalnızlık üzerinden açıklanacak olan film ona 140 dakikalık bir aksiyon yaşatıp tekrar aldığı yere koyuyor gibi. Film boyunca neredeyse durmayan ve susmayan kızın son karesinde yorulup yavaşlaması da filmin sonuna bir hazırlık yapıyor. Kız saf gibi sunulsa da aslında onun da karanlık tarafları olduğu ‘sonuna kadar’ mantığıyla ortaya konuyor. Mutlaka tek film  deneyimlemişsinizdir ama bunu da deneyiniz! Bütün erkekleri deviren Victoria’nın gücüne varın! (burası kadınlara susun diyenlere bilerek yapılmış bir gönderme) 

Çocuk elden gidiyor! 

Aç Kalpler / Hungry Hearts haftaya giriyor ama üzerine birkaç kelam etmeyi pek istedi canım. İtalyan yapımı film birbirini çok seven ve evlenen bir çift arasında çocuk olunca yaşanan değişimi anlatıyor. Film sürekli haklılık dengelerini değiştiriyor ve bebek yetiştirme yöntemi üzerinden müthiş bir gerilim sunuyor. Anne bebeği vegan olarak yetiştirmek isterken babası klasik büyütme yöntemiyle her şeyi yemesini sağlıyor. Kadının takıntısı, babanın ‘çocuk elden gidiyor’ stresi ve devreye giren babanneyle olay içinden çıkılmaz bir hal alıyor iyice: bebek kimin yöntemleriyle büyümeli? Gerçekten eşine az rastlanır bir konudan yaratılan gerilim pek başarılıydı. Tabii film de bir de günümüz okumuş etmiş, titizlenmiş ve doğalını kaybetmiş annelere de hafiften gönderme olduğunu söylemek mümkün! Çünkü anne çocuğunu sadece az beslemiyor, güneşe çıkartmaktan ve insanlarla etkileşime sokmaktan da kaçırıyor! Sadece avokadoyla bu iş olmaz abla dedirtiyor sonunda seyirciye! Haftaya izlemek için not alın bence! 

Darbe kendine darbe vuran bir yapım! 

Kod Adı K.O.Z’dan sonra ikinci bir vaka da Darbe. İlki Gülen cemaatine geçirme filmiydi, bu da Hakan Fidan’ı yüceltme filmi. Ama film şu anda barış sürecine ilişkin aldığı tüm yolları bozduğu için bu filmin de bir anlamı kalmıyor. Zaten Fidan’ı öven filmin ne gereği vardı demeden de edemiyorsunuz izlerken. Bir halk adamı imajı yaratılan Fidan ölen iki kardeşin birisinin gerilla birisinin de asker olduğunu öğrenince barış süreci olmalı kararının düşünceli bir şekilde veriyor. Barış süreci hükümetin eliyle bozulmuş, alınan tüm yollar heba edilmişken bu film ancak barış sürecine darbe vuran bir film olarak izlenebilir. Filmde PKK lideri olarak Öcalan da yer alıyor yüzü gösterilmeden! Yani iktidar yine kendini yüceltme filmi yapmaya çalışmış ama bu kez zamanlama tutmadı, ya da planlar tutmadı diyelim biz ona! 

banubozdemir@gmail.com