Kentsel dezavantajlılar: Kadınlar ve çocuklar



07-05-2015 08:01


Çocuklarla ilgili dünya çapında çalışmalar yürüten ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından da desteklenen Save the Children adlı sivil toplum örgütü dün “Kentsel Dezavantajlılık – 2015 Yılında Dünya Annelerinin Durumu”* başlıklı kapsamlı bir rapor yayınladı. Pek çok ülkede annelerin durumu, çocuk yoksulluğu ve sağlıksızlığının eşitsizlik temelinde ele alındığı raporda son derece çarpıcı veriler var. Bunlara şöyle bir göz gezdirmek gerekirse,

* Dünya nüfusunun yüzde 54’ü kentlerde yaşıyor. Bu oran tarihin en yüksek oranı ve 2050 yılına gelindiğinde yüzde 66’ya çıkacağı öngörülüyor.

* Gelişmekte olan ülkelerdeki kentlerin varoşlarında en az 860 milyon insan yaşıyor.

* Pek çok ülke kentlerde 5 yaş altı çocuk ölümlerini azaltmak için programlar yürütse de, kentlerin çoğunda eşitsizlik belirgin biçimde artıyor.

* Neredeyse tüm kentlerde en yoksul çocuklar en yüksek ölüm riski ile karşı karşıyalar.

* Kentlerdeki en yoksul anne ve çocuklar başta koruyucu sağlık hizmetleri olmak üzere, hayat kurtaran sağlık hizmetlerinden mahrum durumdalar.

* Varoşlardaki yüksek çocuk ölüm oranları yoksulluk, mahrumiyet ve ayrımcılıkla belirgin biçimde ilişkili.

* Yüksek gelirli ülkelerin başkentleri arasında en yüksek bebek ölüm oranı ve en derin eşitsizliğe sahip olan başkent ABD’nin başkenti Washington.

* Dünya genelinde, kentlerdeki en yoksul çocuklarda ölüm riski, zengin yaşıtlarına göre en az iki kat daha yüksek.

Raporda ülkeler anne ve çocukların yaşam kaliteleri ve sağlık durumlarına göre sıraya sokulmuş. Norveç bu sıralamanın zirvesindeyken, Türkiye 65. sırada yerini almış. Son sıralar ise Somali, Sierra Leone, Kongo gibi derin sömürü altında yoksul bırakılmış Afrika ülkeleri. Bu sıralamanın en son on birini oluşturan ve anneler ve çocuklar için adeta birer cehennem haline getirilmiş bu ülkelerin parlamentolarında kadın temsiliyetinin yüzde 15’in üzerine çıkmadığı raporda ayrıca vurgulanmış. Tabi ki bu ülkelerdeki kadın temsiliyetinin zayıflığının eşitsizlik ve ayrımcılık üzerindeki etkisi Afrika’daki emperyalist hegemonyanın etkisi ile mukayese dahi edilemez.

Save the Children emekçilerine neoliberal politikaların, emperyalizmin, vahşi kapitalizmin cana kasteden eşitsizliklerini bir kez daha ortaya koydukları için teşekkür edip ülkemize dönelim. Yazıldı, çizildi; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı Ölüm İstatistiklerini yayınladı. Buna göre, 2013 yılında binde 10.8 olan bebek ölüm hızı, yüzde 2.7 artışla binde 11.1’e yükseldi. Sağlığı malzeme eden seçim propagandalarının servis edilmesinden önce, Nisan ayının son haftasında yayınlanan bu veriler belli ki bu videolara yansıtılmamış. Ancak gerçek, acımasız bir şekilde bu ki, son iki yıldır bebeklerimiz daha fazla ölüyor. Tam da bu nokta Save the Children’ın raporundaki şu tespite yeniden dönelim: “Dünya genelinde, kentlerdeki en yoksul çocuklarda ölüm riski, zengin yaşıtlarına göre en az iki kat daha yüksek.“ Buradan hareketle, artık daha fazla ölen bebeklerimizin hangi bebekler olduğu da açıkça anlaşılıyor olsa gerek...

Bu alt başlıkta, Davutoğlu’nun dün dile getirdiği “Bizim iktidarımızda faili meçhul oldu mu?” sorusuna gönül rahatlığıyla “Hayır” diyebiliriz; çünkü ölü bebeklerimizin, çocuklarımızın faillerini çok iyi biliyoruz, tanıyoruz... On iki yıldır mevcut sınıfsal eşitsizlikleri derinleştiren, emekçileri yoksulluğa, mülksüzlüğe iten, kadınları, çocukları başta birinci basamak koruyucu sağlık hizmetleri olmak üzere herkese eşit, nitelikli, ücretsiz ve anadilde sağlık hizmetlerinden mahrum bırakan bilim düşmanı, piyasacı, gerici, savaş çığırtkanı bu katillerin aynı zamanda hırsız da olduğunu herhalde hatırlatmaya gerek yok...

Özetle, dünya verileri de ülke verileri de açıkça gösteriyor ki, bu vahşi sömürü düzeninin kadınlara, çocuklara, emekçilere vaat ettiği şiddetten, açlıktan, sağlıksızlıktan ve ölümden öte bir şey kalmadı. Bu aç canavara, bu ayarsız makineye daha fazla bebeğimizi kurban vermemek için her birimiz ayrı ayrı ve hep beraber sorumluluk almakla, Haziran Türkiye’sine doğru koşar adım emek harcamakla yükümlüyüz.

Karanlık bir tablo çizmiş olmayalım; sosyalizmin anne ve çocuk sağlığı başlığındaki kazanımları ve ileri vaatleri de başka bir yazıya kalsın, ki bu kazanımların her biri başlı başına yaşama sevinci saçar, ışıldar...

*Raporun İngilizce başlığı “The Urban Disadvantage – State of the World’s Mothers 2015”. Bu başlığın kavramsal çevirisine yardımcı olduğu için Metin Çulhaoğlu’na teşekkürler...

Kaynaklar

1) The Urban Disadvantage – State of the World’s Mothers 2015

http://www.savethechildren.org/atf/cf/%7B9def2ebe-10ae-432c-9bd0-df91d2eba74a%7D/SOWM_2015.PDF

2) “TÜİK: Sağlıkta Dönüşüm Çöktü” – Türkiye’de Bebek Ölümleri Arttı! / Onur Hamzaoğlu

http://www.halkinsagligi.org/tuik-saglikta-donusum-coktu-turkiyede-bebek-olumleri-artti-onur-hamzaoglu/