Kendimiz çalıp kendimiz söyleriz gayrı!



06-03-2016 12:03


Hafta içi 48. SİYAD ödüllerini verdik, SİYAD ödüllerini şu anlamda önemsiyorum. Daha doğrusu kameraların gökyüzüne doğru şaha kalktığı ya da kalkmadığı festivalleri şu anlamda daha da önemsiyorum artık. Her ne kadar kendi çapımızda takıldığımız söylense de, bazı televizyon kanallarının korkudan bırakın canlı yayını, kapılardan bile adım atmadığı festival ödül törenlerinde muhalefetin sesi çıkıyor. Tabii duyana ve duymak isteyene. Antalya Film Festivali’nde Nadir Sarıbacak’ın konuşmasına uzaylı muamelesi çeken televizyonlar, salonlarda emek sineması sloganları atılıyor diye yüzümüze kapatılan büyükşehir belediyesine ait salonlar bir şeyi tekrar tekrar gösteriyor ki sanat hala ellerimizde! Kaçırmamak, ürkütmemek çok çaba harcamak lazım, bir yandan da sanatın zaten hep muhalif kaldığına dair bir rahatlıkla tekrar tekrar üretmek!

Evet SİYAD gecesi bu sene Şişli Belediyesi’nin desteğiyle Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapıldı. Geçen sene Cemal Reşit Rey’deydi ve atılan sloganlar nedeniyle kapılar bu sene güm! Emek sineması yine anıldı, her sene de anılacak bence! Anılmalı da! SİYAD üyelerine yani bizlere sorarak çakma sinemada yapılacak her türlü basın ve festival gösterimine adım atmayacağını tekrarladı! Atarsak içimiz kurusun e mi! Ne diyeyim bu bizimle olacak iş değil, yapım ve dağıtım şirketleri, festival organizatörleri de kanunsuz şekilde inşa edilen bu salonu kullanmamak yönünde karar almalı! Bir yandan da geçen bir arkadaşımın hatırlatmasıyla İstiklal Caddesi’nde son zamanlarda sonra yeme içme, giyme, takı vs. dışında açılan tek şey o bina! Kanunsuz, tarihi bir binayı yıkarak yapıldı evet ama ilginçtir bir sinema inşa edildi! Beyoğlu’nun değişen yapısına uygun olarak elbette bol şaşaayla!

Neyse SİYAD gecesine dönecek olursak kitaplarını keyifle okuduğum Murathan Mungan’ın kitap gibi konuşmasına minnettar oldum! Sansürle başladığı konuşmasına, sanatsal ve yaşamsal sansürle devam eden Mungan, kulakların tıkandığı, gözlerin görmediği ve büyük bir algı operasyonuyla ters yüz edilen tepkilere dair çok anlamlı bir konuşma yaptı. Mesela bu konuşma bir zamanlar geceye sahip çıkan hiçbir büyük kanalda yer alamazdı, kamera yine kuş olup uçardı. O yüzden kendimiz çalıp söylesek de, kendi içimizdeki direnci ve samimiyeti görmek mutlu ediyor beni! O yüzden festivalleri, ödülleri ve ruhu kaptırmamak dileğiyle diyorum!

Beyoğlu’ndan ve onun değişen yapısından bahsetmişken bu hafta vizyona giren Kaçma Birader filminin Beyoğlu’nda geçmesi ve oranın gece hayatına uzanması bana gerçekten de iyi geldi! Karakterlerin komedi dozlu abartısını bir kenara bırakırsak iyi bir kovalama hikayesi olduğunu düşünüyorum ama bu hafta biraz konudan konuya atlamak istiyorum.

Haftanın bir diğer komedisi Daddy’s Home yani bizdeki adıyla Babalar Savaşıyor. Mark Wahlberg ve Will Ferrell’i karşı karşıya getiren film gerçek ve haybeden baba olmak kavramları üzerinde bir hayli kıvırtıyor. Yani hep tartışılan şeyi komik bir şekilde masaya yatırmış. Birisinin ebeveyni olmak onu doğurmakla mı yoksa onun iyi ve kötü anlarında yanında olmakla mı ilgilidir diye bir soru yapmış ve onun etrafında bir hayli uzun bir u dönüşü yapmış filmimiz! Ve orta bir yol bulmak için bayağı bir kasmış! İki erkeğin özlük ve üveylik kavramlarından daha çok karizmatik ve nakarizmatik hallerine odaklanan filmde Wahlberg karşısında çoğu zaman beyaz bayrağı kaldırmak zorunda kalan Ferrell’e üzülmedim değil! Ama işin güzel yanı da şu: Komedi onun üzerinden dönüyor, onun düştüğü durumlar filmin dozunu ayarlıyor. Bir daha aska baba olamayacağını öğrenen Brad, yeni evlendiği karısının çocuklarını bağrına basmaya çalışır ama çocukların gözü eski babalarının yani Dusty’nin üzerindedir! Bu ikili arasındaki çatışma ve Brad’e yapılan haksızlıklar filmin belkemiğini oluşturuyor! Eve dadanan ve fazlaca göze batan inşaat ustasını da katarsak filmin bize de bir sabır sınaması yaptığını düşünüyorum. Ama filmin dürüst bir yanı da var, yapılan her kurnazlığı harbice savunuyor, iki tarafında gerçek bir baba olması yolunda adeta altlarına düzgün taşlardan yol örüyor! Brad’i ezip, Dusty’i fazlaca havaya sokan film sonunda Dusty’e de bir fiske vurup senden büyük babalar da var şarkısı tutturuyor! Böylece babalar savaşında herkes kendi adına haklı çıkmış oluyor!

banubozdemir@gmail.com