İntihar bir işçi sağlığı sorunudur!



12-09-2018 00:00


Emre Gürcanlı

Geçtiğimiz Pazartesi, 10 Eylül, Dünya İntiharı Önleme Günü’ydü.

“İntiharı Önleme Günü”…

Adı bile korkunç, düşünmesi bile ürkütücü, kabus gibi. Umutsuzluk, çaresizlik, çıkar yol bulamama, çöküş, yok oluş, varoluşun reddi, dayanamama, tükenme ve ölüm… Çağrıştırdıkları korkunç! 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2015 yılında Dünya’da 800.000 kişinin intihar sonucu öldüğünü bildiriyor ve bu sayının 2030 yılında bir milyonun üzerine çıkacağını öngörüyor. İntihar girişimleri ise bu sayıların yaklaşık 20 katı ve tabii intihar sonucu ölenlerin sevdiklerinin yaşadıkları acılar… Ortada Türkiye Psikiyatri Derneği’nin tanımıyla “ciddi bir halk sağlığı problemi” var…

Bir insan neden intihar eder diye sorabiliriz. Ama bir işçi neden intihar eder diye sorduğumuzda konunun bir sağlık ve güvenlik başlığı veya işçi sağlığı ve iş güvenliği başlığı olduğunun, olması gerektiğinin de altını çiziyoruz.

Ayrıca tersinin de altını çiziyor işçi sağlığı ve iş güvenliğinin yalnızca işyeriyle kısıtlı olmadığını da vurguluyor konuyu toplumsal boyutuyla incelemeye çağırıyoruz. 

Düşünsenize, 2017 yılında 89 işçi intihar etmiş. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, raporuna göre 2013 yılında en az 15 işçi, 2014 yılında en az 25 işçi, 2015 yılında en az 59 işçi, 2016 yılında en az 90 işçi, 2017 yılında ise en az 89 işçi işyeri içinde intihar ederek yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2016 yılında, önceki üç yılı kapsayan ‘işyerinde yaşanan’ ve ‘işe bağlı intiharları’ ele alan bir rapor hazırlamıştı.

Raporda en önemli üç intihar nedeni olarak borç, mobbing ve işsizlik net bir şekilde ortaya konuyordu. 

Buradaki sayılar ya bizzat işyerinde gerçekleşen ya da mobbing, baskı ve benzeri nedenlerle işle bağlantılı olduğu saptanabilen intiharlar. Peki işyerlerininin dışına çıktığımızda veya işle ilgili olup olmadığını bilemediğimiz, ama tahmin ettiklerimiz?

Yalnızca sağlık alanına baktığımızda korkunç bir tablo var karşımızda:

“Başbakanlık verilerine göre; 2015’te 10’u hekim, 71’i hemşire, 99’u diğer personelden oluşan 180 sağlık çalışanı; 2016’da 11’i hekim, 56’sı hemşire, 62’si diğer personel olmak üzere 129 sağlık çalışanı intihar etti. Geçtiğimiz yıl ise 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanı ağır çalışma koşullarını kaldıramadı. Yani buna göre; yalnızca son üç yılda 431 sağlık çalışanı intihar etti.”

Sağlık çalışanları laf olsun diye intihar etmiyorlar. Nedenler o kadar açık ki; kaldırılamayacak kadar çok iş yükü, uzun ve yorucu nöbetler (33 saatlik nöbet, 100 saatlik haftalık çalışma), sağlıksız ve güvensiz çalışma koşulları, döner sermaye, yüksek performans beklentisi, maruz kaldıkları şiddet ve tüm bunlara bağlı olarak yoğun stres…

Bitmiş bir sağlık sistemi hala kör topal ayaktaysa işte bu sağlık emekçileri sayesinde, onların fedakarlıkları ve ölümleri! sayesinde ayakta kalıyor. 

Türkiye’de ise yaşanan ekonomik kriz, yoksulluk, işten çıkarmalar, işsizlik korkusu, evine ekmek götürememe korkusu, özellikle de kredi kartı veya banka kredilerini ödeyememe:

“Kocaeli'ndeki işçiler, artık bıçağın kemiğe dayandığını söyleyerek, asgari ücretle geçinememekten şikâyet ediyor. İntiharlar da geçinememekten kaynaklanıyor. İntihar da bir tür isyan" diyen işçiler, "Artık bıçağın kemiğe dayandığını gösterir" ifadesini kullanıyor (Evrensel)

Sevgili Şeref Özcan da bu intiharların arkasındaki nedenleri çok net bir şekilde ortaya koyuyor:

“Kuralsızlaşma geliştikçe işçinin gelecek kaygısı da artar. OHAL ile birlikte, başta esnek çalışma saatleri olmak üzere, yapılan düzenlemeler işçide güven kaybına neden oldu” dedi.Özcan, iş yerindeki baskının ve kötü çalışma koşullarının önüne geçmek için sendikalı olmak gerektiğine vurgu yaparak, “İyi bir sendikal örgütlenme iş yerindeki mobbingin de önüne geçer. Çalışanın özel yaşamındaki problemleri saymazsak, iş kaynaklı intiharlar sendikal örgütlenmeyle çözülebilir” 

Değerli hocamız Özlem Özkan “Karojizatsu: Çalışmaya Bağlı İntihar” başlıklı yazısıyla, uzun ve yoğun çalışma ile intiharlar arasındaki ilişkiyi kısaca anlatıyor:

“Karojisatsu’nun ayırt edici özelliklerinden biri, işçinin, intihar öncesindeki çalışma saatlerinin özellikleridir. Bu işçiler genellikle ≥4 haftada ortalama ardı ardına ≥65 saat ya da ≥8 haftada ardı ardına ≥60 saat çalışmaktır. Diğeri, intihar öncesinde aşırı- yoğun-hızlı çalışma, işsizlik ya da işsizlik riskidir. Bir diğeri, kişinin işyerindeki görevlerini yerine getirecek düzeyde olmamasıyla suçlanmasıdır. Oysa bu işçilerin önemli bir bölümü, çalışkanlığı, yüksek düzeyde görev ve sorumluluk duygusu olan işçilerdir. Bir diğeri ise intihar etmeden önce ailelerine ve şirketlerine “çok fazla sıkıntı” verdikleri için hissettikleri vicdan azabını dile getiren ve adeta özür dilediklerini ifade eden mektuplarıdır. Bu mektuplarda, aslında belki de ölümlerinin temel sorumlusu olan, işyeri ile ilgili durum ve kişilere yönelik herhangi bir suçlama ya da kızgınlık cümleleri ya hiç bulunmamakta ya da nadiren belirtilmektedir.”

Kapitalizm daha ne yapsın? Hastalıklarla, salgınlarla, savaşlarla, toplumsal cinnetle, iş cinayetleriyle insanları yok ettiği yetmiyormuş gibi, onların yaşama umudunu da ellerinden alıyor. 

Umutsuzluk, çaresizlik, çıkar yol bulamama, çöküş, yok oluş, varoluşun reddi, dayanamama, tükenme ve ölüm… Çağrıştırdıkları korkunç!

Oysa Dünya İntiharı Önleme Günü olan 10 Eylül bu ülkede aynı zamanda umudun başlangıcının adı, her ne kadar daha doğduğu anda Karadeniz’de boğdularsa da… O umut, on binlerce işçi, genç, öğrenci için hala umut olmaya devam ediyor, milyonlar için de umut olacak çok yakında! 

Kaynaklar

https://www.birgun.net/haber-detay/2017-de-71-isci-intihar-etti-191175.html

https://www.evrensel.net/haber/345808/artik-bicagin-kemige-dayandigini-gosterir

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/942169/Sistem_olduruyor__Fazla_is_yuku_431_saglikciyi_intihara_surukledi.html#

http://www.meslekhastaligi.net/pilot-depresyon-uykusuzluk-taciz-ve-intihar/

http://www.meslekhastaligi.net/karojizatsu-calismaya-bagli-intihar/

http://www.psikiyatri.org.tr/basin/545/intihar-onemli-bir-halk-sagligi-sorunudur#.W5ZWJ6RvDc4.twitter