İncirlik ve Kilis



24-07-2015 08:25


AKP’nin İncirlik’in IŞİD’e karşı kullanımı konusunda ABD’yle mutabakata varması ve besleyip büyüttüğü IŞİD’le sınırlı bir karşı karşıya geliş yaşaması, Suriye ve Rojava’ya dönük politikaların üstüne bir sünger çekilmesini değil bu politikaların mevcut dengeler içerisinde sürdürülebilir kılınmasını hedefliyor.

Siyasi iktidarın her tarafı dökülen Suriye politikasını radikal bir biçimde dönüştürme yeteneği ve niyeti yok. Dışarıda, Kobane’nin düşmemesi, PYD’nin Tel Abyad’da IŞİD’e karşı yeni mevziler elde etmesi ve içeride gelen seçim fiyaskosu Kürt politikasında da yeni adımlar atmayı zorlaştırıyor. İçeride, muhalefetin basiretsizliğini de kullanarak kendine alan açmayı başaran iktidar dış politika alanında çok daha büyük açmazlara sahip. 

Stratejik derinliğin şu an için vardığı nokta, düşsün diye dua ettiği Kobane için koridor açmak ve MİT TIR’larıyla silah taşıdığı IŞİD’le çatışmak. 

Yine de zorluyor, girdikleri bataklıkta ilerlemeye çalışıyorlar. Battıkça, ülkeyi de kendileriyle birlikte dibe çekiyorlar. 

AKP’nin IŞİD karşıtı mücadele bahanesiyle Suriye’de kuracağı bir ‘güvenli bölge’nin de emperyalizmin varlığını güçlendirme işlevini taşıyan mutabakatın da bölge halklarının lehine bir sonuç üretmeyeceği açık. 

Üreteceği olası sonuçlara bakmak ise önümüzdeki dönemdeki gelişmelere doğru müdahaleler üretmek adına önemli. 

****

Kilis’teki çatışmanın nasıl başladığına ilişkin farklı kaynaklarda yer alan iddialara bakıldığında inisiyatifin TSK’da olduğunu görmek mümkün.

Suriye Türkmen Hareketi Başkan Yardımcısı Tarık Sülo Cevizci, çatışmanın IŞİD'in yaralı bir militanını Türkiye'ye sokmak istemesi sonrasında çıktığını iddia etti.

Sputnik'in haberine göre ise 15-20 kişilik IŞİD'e katılmak isteyen bir grubun, Kilis'in Erbeyli ilçesinden Suriye tarafına geçmek istemesi üzerine çatışma başladı.

Öte yandan, IŞİD’e yakınlığıyla bilinen E'mak News çatışmanın Türk ordusu askerlerinin “IŞİD’e bağlı sınır güvenlik devriyesine” ateş açması ile başladığını öne sürdü. 

Üç durumdan hangisi geçerli olursa olsun, TSK’nın daha önce müsamaha gösterdiği, ‘rutinleşmiş’ uygulamalara müdahil olma gereği duyduğu açık. AKP’nin mutabakat henüz imzaya açılmadan üstüne düşeni yapmaya başladığı görülüyor. 

****

Mutabakatın İncirlik’in kullanımıyla birlikte Suriye toprakları içerisinde ‘güvenli bölge’ ilan edilmesini de kapsayacağı iddia ediliyor. AKP’nin uzun süredir ortaya koyduğu bu talebin ne ölçüde gerçekleştiğine ilişkin henüz bilgi yok. Ancak, bu başlık AKP ve ABD arasında kimi sürtünmelere neden olma potansiyeli taşıyor.  Bu nedenle, olası bir güvenli bölgenin AKP’nin tam olarak istediği kapsamda olamayacağını, bu anlamda PYD’nin kontrolünde olan bölgeleri içermeyeceğini söyleyebiliriz. 

Burada ağırlıklı ihtimal, AKP’nin İncirlik’in açılmasının ve IŞİD’e karşı atılacak kimi adımların karşılığında sınırın Kobane’den Afrin’e uzanan bölgesinde yer alacak bir ‘güvenli bölge’ talep etmesi. Bu durum, AKP açısından hem Halep’te süren çatışmalara daha etkin bir müdahale hem de Afrin-Kobane arasında kurulacak olası bir koridora karşı önleyici bir karşı hamle anlamına gelecektir. Bunun yanında, AKP’nin kurulacak bir ‘güvenli bölge’yi PYD’ye karşı savaşan güçlere lojistik destek vermek amacıyla da kullanma yönünde zorlamalar yapması da beklenebilir.  

ABD de PYD kontrolündeki bölgelere müdahaleyi içermeyen bir ‘güvenli bölge’ talebi karşısında pazarlık kapılarını tamamen kapatmayacaktır.  Bu talebin PYD tarafından hoş karşılanmayacağı açık olsa da birden fazla aktöre yatırım yapma konusunda deneyimli olan ABD için tek referans Suriye Kürtlerinin olası tepkisi olmayacaktır.

Burada ihtimal olarak sıraladığımız başlıkların bir kısmı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken’in 31 Temmuz’da yapacağı Türkiye ziyareti sonrasında daha somut şekilde karşımıza çıkacaktır. Sosyalistler ise bu süreci beklemekle değil,  ABD ve AKP’nin bölgeyi yıkıma götüren politikalarının karşısında antiemperyalist ve aydınlanmacı bir mücadeleyi örmekle geçirmelidir.