İnanmak isterim, ama…



10-01-2016 08:54


Barbaros Tantan

Bölgemde, hafta içinde dikkat çeken, önemsenmesi gereken değerlendirmeleri içeren bir gazete röportajıydı.

Günlük olarak yayımlanan Bizim Kocaeli Gazetesi’nde çalışma hayatına ilişkin haberler yapan muhabir Emrah Taştan, öylesine keyifli bir röportaja imza atmış ki, ben de konunun özünü bu köşeye taşıyarak, çarpıcı ve birbiriyle çelişen ifadeleri, öngörülen sonuçları itibarıyla paylaşmak istedim.

Konu, ‘’Kıdem tazminatı düzenlemesi’’…

Röportajın başlığı ‘’GENEL GREVE ÇIKARIZ’’…

Söyleyenler, Türk-İş Bölge Temsilcisi ile konfederasyona bağlı 4 sendikanın kentteki şube başkanları.

İddia önemli ve inanmak isterim…

Bölge Temsilcisi Adnan Uyar, SEKA işletmeleri kapanmadan önce Selüloz-İş Sendikası İzmit Şubesi başkanlığı da yapmış bir isim. Uzun süre Türk-İş’in il temsilciliğini yürüttükten sonra Faruk Büyükkucak’ın emekli olmasıyla birlikte Bölge Temsilciliği’ne atandı.

(Bu arada, Türk-İş bünyesinde bir AKP operasyonu başlatıldığı düşüncesinde olduğumu da söyleyerek devam edeyim)

Adnan Uyar, hükümetin kıdem tazminatı düzenlemesi çalışmaları konusunda ‘’gardımızı almış durumdayız’’ sözünün altını şu ifadelerle dolduruyor.

‘’Biz çalışanların hak ve menfaatlerinin bir adım geriye gitmesini istemiyoruz. Kıdem tazminatına göz dikilmesi durumunda, genel kuruldan geçmiştir bu, genel grev sebebidir. İşçinin kıdem tazminatına dokunulmamasını istiyoruz. İşçilerin kıdemini alamaması gibi bir sıkıntı var ve hükümet bunu çalışanların lehine düzenlemek istiyorsa, iflas durumunda bunu öncelikli alacak hale getirip çözer. Akıbeti belli olmayan fonlara devrederek ya da oranları düşürerek, işçinin çalışma devamlılığını şüpheye düşünülerek yapılan bir düzenlemeyi Türk-iş olarak kabul etmiyoruz. Esas sıkıntıları sendikalarla oturarak çözmeliler. 2016 çok sıkıntılı ve sorunlu geçecek, bu nedenle biz gardımızı almış durumdayız. Hazırlıklarımızı yapıyoruz bir şey gelecekmiş gibi. Umarım herhangi bir sıkıntı olmadan uzlaşmacı bir kültürle çözülür. Yoksa genel greve çıkarız.’’

Ali Ufuk Yaşar’ın Genel Başkan olmasının ardından Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şubesi Başkanlığı’na seçilen Salih Akduman da, ‘’Geri adım atmayacağız’’ başlığını altını şu ifadelerle dolduruyor:

‘’ Hükümetin programında vardı, sürpriz değil. Her zaman en kolaycı çözümlere ulaşıyorlar. Biz yerimizi koruyoruz, geri adım atmayacağız, Türk-İş’in Genel Kurul kararı var. (Çalışana kıdem tazminatı vereceğiz) diye süsleme sanatı yapmalarına gerek yok, çıkartsınlar yasayı versinler. İşçiler neyin ne olduğunu biliyor. Yüzde 10 alabiliyormuş dediler. Bu da siyasi iktidarın ayıbıdır. İşveren iflas ettiğinde fondan alacaklarmış. İflas eden patronu icraya verip işçinin alacağını veremiyorsa bu iktidarın ayıbıdır. Bizim işçi arkadaşlarımız tartışmayı yakından takip ediyor. Ama tekrar edeyim, bizim için bu genel grev sebebidir.’’

Belediye-İş Sendikası Kocaeli Şubesi Başkanı Osman Şar, çalışanların hükümetten beklentisinin çok farklı olduğuna dikkat çekip, şu değerlendirmeyi yapıyor:

‘’Kamuda taşeron arkadaşlarımızı sendikaya üye yaptık. Toplu sözleşme tarihi verdik ama yasal süreler aşılıyor, halen muhatap yok. Toplu iş sözleşmeleri yüksek hakeme gidiyor. Karşıda muhatap yok. Ama kıdem tazminatı ile ilgili düzenleme yapılacağı belirtiliyor. Kıdem tazminatı geçmişten bize gelen bir emanettir, bir mirastır. İşçinin tek garantisidir. Emanete hıyanet ettirmeyeceğiz. Kıdem tazminatı, işçinin elinde kalan son kazanım, onun alınmasına müsaade etmeyeceğiz. Gerçek anlamda gündeme geldiğinde elimizden geleni yapacağız. Bir yılın altında çalışana kıdem tazminatı vermek istiyorsanız, fona devretmek şart değil, gelin yasayı değiştirin çalıştığı süre kadar tazminat alır deyin biz de destek verelim.’’

Türk Metal Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Yakup Yıldız da, kıdem tazminatının, işçinin tek güvencesi olduğuna vurgu yaparak, şu görüleri paylaşıyor: ‘’Kıdem tazminatının fona devriyle ilgili çalışma hayatında son derece sıkıntılı bir durum yarattı. Fonlarla ilgili sorunlar var. Zorunlu tasarruf ve konut edindirme fonları var. Şu an çalışanlardan kesilen işsizlik fonunda da benzer adaletsizlikler var. İşçi, işsiz kaldığında yetersiz ve kısa süreli bir para verilirken, işsizlik fonunda biriken payı SGK’nın bütçe açıklarında kullanmaya başlıyorlar. Bunların olduğu bir ortamda iktidar kıdem tazminatını fona devrederek herkesin kıdem tazminatı alabileceğinden yola çıkıp manipülasyon yapıyor. Kıdem, çalışanların hayallerini gerçekleştirmesi için önemli bir tutar ve güvence. Bu güvencenin siyasi iktidarın kontrolündeki fona devrini kabul etmiyoruz. Türk-İş Genel Kurulu’nda fona devrin genel grev sebebi olduğu açıklanmıştır. Bizim net tavrımız budur genel greve çıkarız. Çalışan herkesin kıdem tazminatı alma hakkının bulunması için fona devre gerek yok. 1 yıl şartını kaldırırsın, bunu da gerçekleştirirsin. Asıl amaç fonda biriken paranın siyasette kullanılması.’’

Tek farklı değerlendirme ise Tek Gıda-İş Gebze Örgütlenme Bürosu Başkanı Yunus Durdu’dan geliyor. Diyor ki;

 ‘’Sendikaların, kıdem tazminatıyla ilgili ciddi bir tavır göstereceğini düşünmüyorum. Hükümetin de bunu kaldırmayı düşündüğüne inanmıyorum. Bunu gösterip özel istihdam büroları, esnek çalışma gibi şeyleri çıkartıyorlar. Bütün bunlar yapıldıktan sonra zaten son aşamada kıdem tazminatı gelecek. İşçinin bu kadar sıkıntısı varken bir sendika barış peşinde, öbürü iktidarın arka bahçesi olma halinde. İŞKUR taşeronlaşmanın esnek çalışmanın merkezi haline gelmiş. Türk-İş ve Tek Gıda-İş olarak buna karşı mücadele edeceğiz. Konfederasyon (genel grev nedeni sayarız) diyor, ama işçinin karşısına çıkacak yüzleri yok. IFF’nin önünde dört aydır yaptığımız eylemi duymuyor, girişimde bulunmuyorsa bunlardan sendikacı olmaz.’’

Sadece bu değerlendirmelere bakılması halinde bile konfederasyon bünyesindeki sendikaların ortak ve net bir tavrı olmadığı görülür.

O nedenle, hepsi topu Türk-İş İcra Kurulu’nun alacağı karara atıyor. ‘’Konfederasyon karar alırsa uygularız’’ derken, hem üst yapıya olan bağlılığa vurguyu öne çıkarıyor hem de sendikalar içinde tartışılarak karar mekanizmasına etki edecek bir birikim oluşturulmadığını itiraf ediyorlar.

Yani, merkezi olarak askeri biçimde karar alınacak, uygulanacak.

İşte bu yüzden de inanmak isterim, ama…