İdeolojiden politikaya V



21-02-2016 08:37


Ercan Gündoğan

Geçen yazıda belirtmiştik. İdeoloji ve küçük burjuvazi ilişkisi. Konuya böyle devam edelim.

Marksist sınıf teorisinde ana sınıflar olarak kapitalistler ve işçi sınıfı (proletarya) kabul edilir. Ancak, bizzat Marks, Kapital'in 3. cildinde, üç sınıflı bir teori sunar. Bu sınıf, ilk ikisine ilave olarak, arazi sahipleri, arazi rantı elde edenlerdir.

Ancak, yine Marks ve Marksist teoride, oldukça sık kullanılan diğer kategori, sınıf, kavram, bilindiği üzere, küçük burjuvazidir. Bu sınıfa neden "küçük" denir ve aynı zamanda "burjuva" kabul edilir, dikkat edilmesi gerekir. Küçük burjuvazi de adı üzerinde burjuvadır, ama, küçük burjuvadır.

İdeoloji konusunda küçük burjuvazinin önemli yer işgal etmesi, bizzat bu niteliğinde kaynaklanır. Burjuvadır ama küçük olanından. İşçi sınıfına ait değildir, ama, söz konusu küçüklüğü, onu işçi sınıf ile kapitalistler arası bir yere yerleştirir. Bu nedenle de, yirminci yüzyılda, özellikle burjuva sosyolojisinde, bu sınıf, ki katman da denebilir, "orta sınıf" olarak da adlandırılır.

Hem burjuva, hem de küçük olanından, esas sınıf karakterini verir. Bu sınıfın üyesi, belli bir gelir ve yaşam konforuna sahiptir. İşçiler gibi yaşamaz. Ama, çalışmadan da yaşayamaz. Bir ücrete, maaşa, ya da küçük de olsa bir kar, faiz ya da rant gelirine sahiptir. Sınıfların arasında, ortasında ve burjuvazinin "küçük" olanı olarak görülmesinin nedenleri budur.

Tipik küçük burjuva, emeğiyle küçük mülkü ya da statüsünü birleştiren kişidir. Yükselme olanağı vardır, o nedenle de, bir üstüne, burjuvaziye, kapitalistlere bakar. Onun gelişmiş hali, burjuvadır. Ama, bilindiği üzere, kapitalist sistem, her kesin kapitalist olmasına izin vermez. Ama, nasıl sermaye süreci işçi yaratırsa, küçük burjuva da yaratır. Bu sınıf bu nedenle de, sınıflı toplumun benimsenmesi ya da bu topluma "katlanılabilmesi için, ara, orta bir katmandır. Hatta, iki sınıf arasına yerleşen bir yastık olarak da görülebilir.

İdeoloji teorisinde küçük burjuvazinin işgal ettiği yer ancak böyle anlaşılabilir. Bu sınıf, çalışarak yaşar, ama, zihinsel faaliyetler için bir eğitim, geçimlik ve serbest zaman olanağını da bulur. Zihinsel faaliyetleri ise, Marksist teoride üst-yapı ögeleri ya da alanları denilen, politika, ideoloji, hukuk, sanat ve bilim üzerine olur. Küçük burjuva, en ileri halinde, teorisyen, bilim adamı, akademisyen, politikacı, devlet adamı (ya da kadını) olur. Fikir, bilgi ve estetik üretirken, aynı zamanda, devlet aygıtını da kullanan, bizzat bu sınıftır. Geniş memur tabakasının, entelektüel küçük burjuvaziden farkı, kamusal alanın sorunlarıyla doğrudan ilgilenmeleri ve pratik alanda bulunuyor olmalarıdır. Ancak, entelektüel olan küçük burjuvamız, pratik baskısını doğrudan yaşamaz. O bizzat, fikir, bilgi ve estetik üretmek üzere kendince bir işlev yüklenmiştir.

Anlaşılmış olmalıdır, ideoloji üreten sınıf ya da katman, entelektüel küçük burjuvazidir. Diğer deyişle, entellektüeller ve aydınlardır. Ancak, bu kesimler, küçük olsa da, burjuvadırlar.

Konuya henüz açıklık getirmedik. Küçük burjuvazi, sermaye üretiminde kapitalistlerin görevini görmez. Hatta, ücret, küçük karlar, rantlar ya da maaşla geçinir çoğunlukla. Ama, neden küçük unvanı kendisine verilmektedir? Küçük denilerek, küçümsenmekte midir kendisi? Gerçek anlamda bir burjuva ya da kapitalist olmadığı halde, neden küçük de olsa, burjuva olarak görülmektedir kendisi?

Kavramın kökenini değilse de, mantığını anlayabilecek durumdayız. Küçük burjuva, toplumsal ilişkilerde bulunduğu konum ve gördüğü işlevlerle, ana sınıflardan birine, kapitalistlere ya da işçi sınıfına, fikir, teori ve estetik üretir. Eğer bu üretimi burjuvazi, kapitalistler içinse, küçük burjuvaziyi oluşturur. Yok eğer, bu küçük burjuva konumuna rağmen, diğer ana sınıf olan, içi sınıfı yararına, onu çıkarlarını ve sorunlarını ele alan, fikir, teori ya da estetik geiştiriyorsa, küçük burjuvaziden ayrılıp, sosyalist aydın haline gelir.

Küçük burjuvazi, kafası üç yüz atmış derece dönebilen tek sınıftır. Biraz üzerinde kapitalistler, biraz altında işçi sınıfını görür. İstediği tarafa bakabilir. Kendisine de bakabilme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle, Hegel gibi, bilincin bilinci üzerine düşünüp, yüksek teoriler geliştirebilir. Ya da, bir küçük burjuva konumuna sahip olduğu halde, burjuvaziye değil, işçi sınıfına da teori üretip, Marks olabilir.

Küçük burjuvazi diğer sınıflar yanında, kendisi üzerine de düşünebilen tek sınıftır. Kendisini ve diğerlerini aynı anda düşünebilme yeteneği ve olanağı, ki bu arada bir katman olmasından kaynaklanır, onun ideoloji üretiminin esas öznesi ve ögesi yapar. Küçük burjuvazinin bazı teorisyenler tarafından "sınıflar üstü" görülmesinin nedeni, bu sınıf ya da katmanın, ana sınıflar arasındaki konumudur. Sınıflar üstü değil, sınıflar arasındadır.

Küçük burjuvazi, sadece fikir, teori ve estetik değil, neden ideoloji de üretiyor? Nedeni klasik Marksist metinler dikkate alınırsa gayet açıktır. Kapitalistler sermaye üretim süreciyle ilgilidirler ve ekonomik alandaki hakimiyetlerinin aynısını ideoloji ve politika alanlarına taşıyamazlar. Mustafa Koç, ihaleleri, yatırımları, kar oranlarını, işçilerinin durumunu düşünürken, elbette roman yazamaz, anayasa teorisi üzerine çalışamaz. Öte tarafta, işçi de, işsiz kalmayıp işçi olma talihine erişmiş kişi, sadece geçimini ve en temel gereksinimlerini düşünmek durumundadır. İçlerinde ancak küçük bir kesim, sendika, parti gibi örgütlerde çalışabilme olanağını bulabilir. Haliyle, hem kapitalistler, hem de işçi sınıfını, toplumsal bütünün içinde düşünebilmek, bu bütün içinde bu sınıfların sözcülüğünü yapmak, ancak küçük burjuvazinin, ya da sosyalist aydınların elde edebileceği bir olanaktır.

Kapitalist de, işçi gibi, ideoloji üretimine, politikaya, zaman ayıramaz. Ama, ilki, zaman ayıramasa bile, para ayırabilir. İkincisi ise, adeta öksüz ve yetimdir. Kendi aydınlarını, Lenin'in dediği gibi, çıkaracak gücü yoktur. Ayrıcalıklı bir işçi kesimi, örneğin ustabaşıları, teknisyenler gibi, işçi sınıfının kendi içinden çıkardığı sınıf öncüleri olabilir. Ancak, mutlaka, sosyalist olmuş küçük burjuva aydınlara gereksinim duyarlar. Marks, Engels ve Lenin'in dediği gibi, sosyalist bilinç, küçük burjuva konumda ama sosyalist olan aydınlar tarafında üretilir, ve Lenin'de açık olduğu üzere, bu "öncüler" tarafından onlara sunulup, benimsetilebilir.

Küçük burjuvazinin ideoloji üretimiyle ilgili sınıf ya da ara katman olduğunu söyledik. Peki, politika?

Ana sınıflardan olmayan, onların arasında bir toplumsal konum işgal eden küçük burjuvazi, sadece fikir, teori ve estetik üretmiyor, bizzat, yönetici sınıfı içinde bir "yönetici" konumu da elde ediyor. Devlet bürokrasisi, politik partiler, medya, sivil toplum örgütleri, küçük burjuvaziyle doludur ve küçük burjuvalar tarafında kurulur, harekete geçirilir. Zaten bu politik konum nedeniyle de ideoloji üretimine gereksinim vardır. Ancak çok küçük bir kısmında sosyalist aydın haline gelen küçük burjuvalar olduğunu söylemeye dahi gerek yoktur. Çünkü, hakim, egemen, sınıf, daha büyük bir yönetici sınıf olarak konumunu yaratır, korur ve yeniden üretir.

Şimdiye kadar, çok fazla sınıflardan bahsettik ve "yapılar" üzerine çok durmadık. Marks'ın "meta fetişizmi" kavramı, ya da onun daha az gelişmiş hali olan Hegelci "yabancılaşma" kavramı, ideolojinin yapısal açıklaması için gerekli ögeleri sunar. İdeoloji küçük burjuvazi tarafından üretilir ve politika olarak harekete geçirilir dedik. Ama, "yapısal" nedenlere değinmedik.

Okuyucu şunu fark edecektir: Artık yapı-özne, sınıf-yapı gibi "dikotomiler" üzerinden düşünmüyoruz. Yapı dediğimiz, yine sınıflarla ilgili olup, sınıfların karşılıklı, göreli konumlarına ait bir karam olmalıdır. Ekonomik yapı derken, kimler nasıl ve ne kadar üretiyor, ne kadar kar sunuyorlar demek isteriz. Kapitalistler karlarını nasıl tekrar değerlendiriyorlar diye sorarız. Ya da, kapitalist ne kadar işçi, ne kadar makine kullanacak, buna nasıl karar veriyor diye bakarız. Yapı dediğimiz,sınıflar arası ilişkilerin bütünlüğünü ifade etmektedir.

Politik yapı ya da alan dediğimizde, nasıl yönetiyorlar, kimlerle diye sormuş oluyoruz. Aslında kavramları kavramlarla değiştiriyoruz.

İdeoloji derken, bu fikirler nereden çıktı, kimler üretti, nasıl yaygınlaştı, benimsendi diye düşünüyoruz. Mutlaka küçük burjuvazinin konumuna, gücüne, yeteneğine bakıyoruz. Diğer sınıfların gücü nedir, sayıları ya da, küçük burjuvaziye bakışımızı değiştiriyor.

***

Küçük burjuva derken, çok bilinen bazı tespitleri tekrar etmedik. Küçük burjuva, sosyalist yazında, küçümseme bir kimliktir. Küçük çıkarları büyük sözleri olan, bencil bir birey olarak tarif edilir. Doğrudur, zaten, kapitalist sistem, küçük burjuva bireyi sürekli üretme ve işçi sınıfına kendisinin vitrini olarak sunmak ister. Küçüğü, büyüğü vardır. Olabilir, olabilirsiniz, der.

Ekonominin politikadan, onun da ideolojik alandan ayrılması, ileri derecede yabancılaşma durumudur. Biz de böyle ayırıyorsak, kapitalist toplumu modellemek, onu teorize etmek içindir. İleride, böyle ayrımlar elbette olmayacak.

Küçük burjuvaziye dikkat! O, en az kapitalistler kadar önemli bir işlev yüklenmiş, onunla birlikte yönetici sınıf haline gelmiş, iki büyük sınıf arasında, politik ve ideolojik görevleriyle, toplumsal ilişkilerimizin karakterini belirlemiştir.

Küçük burjuvazi olmadan, burjuvazi, ya da kapitalistler, olanaksızdır. Ne politikada, ne de ideolojide...

***

Gelecek hafta, devlet ve ideolojiden politikaya VI...