Hürriyet kavgası



30-09-2014 08:20


Beyazıt'ta Cuma ve Pazartesi günü yaşananlar IŞİD'i çok uzakta aramamak gerektiğini gösterdi.

Emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadelede her zaman buzkıran işlevi gören gençlik yine sahnedeydi. İstanbul Üniversiteliler, Türkiye halklarının ilerici birikiminin ABD ve AKP eliyle beslenen IŞİD gericiliğine pabuç bırakmayacağını ortaya koydu.

AKP iktidarının üniversitelere yönelik müdahaleleri, yeni başlayan dönemde farklı enstrümanlarla devam edecek.

Haziran'dan sonra üniversitelerden ayağı kesilen, akademik yıl açılışlarından, heyecanla katıldıkları fahri doktora törenlerinden uzak duran  AKP'liler yeni bir saldırı dalgasına hazırlanıyor.

Gericilere bu tabloda iş düşüyor. IŞİD yanlıları, AKP'nin başarısızlığa mahkum denemelerinde tetikçi rolünü üstleniyor.

Davutoğlu'nun akademik yıl açılış törenlerinde boy göstermeye başlaması, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin yolsuzluk operasyonlarıyla gündeme gelen Fatih Belediye Başkanı'na fahri doktora vermesi, yandaş yazarların üniversitelilere yönelik tuhaf çıkışları, Beyazıt'a yönelik gerici saldırılar benzer bir nesnelliğin ürünü.

AKP, Haziran sonrasında çekildiği üniversitelerde yeni mevziler elde etmeye çalışacak.

Gençlik hareketinin bu saldırıyı savunmacı pozisyonlar geliştirerek savuşturamayacağı ise açık... Önümüzdeki döneme, üniversitelerde elde edilen mevzileri ülke düzlemine taşıyan bir tarzın damga vurması gerekiyor.

***

Gerici saldırganlığın üniversitelerin çok ötesine geçen boyutlar taşıması da bu tabloyu tamamlıyor.

Liselerdeki İmam Hatipleşme, türbanın ortaokullara indirilmesi... Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sonuç ise aynı: Dinci gericilik Türkiye için uzak bir tehdit değil, bir iç mesele.

Bölgemizde IŞİD'in Kobane ve Şengal'e yönelik saldırılarında cisimleşen gericilik Türkiyeli sosyalistler için tek başına bir dış politika başlığı olarak ele alınamaz.

Ortadoğu coğrafyasında seküler ve bağımsızlıkçı güçlerle dayanışmanın en etkili yolu Türkiye'nin bölgede üstlendiği role karşı mücadele yürütmek.

Bu rol değiştirilmeden, AKP iktidarının cihatçı çetelere hamilik eden dış politikası çöpe atılmadan bölgede ilerici güçlerin elde edebileceği kazanımların sınırları var.

IŞİD karşıtı mücadelede izleyici ve analizci konumundan özne konumuna geçmek için ölçeği ve hedefleri doğru belirlemek gerekiyor.

Emperyalizmin müdahalelerini boşa çıkarmak da bölgedeki diğer siyasi aktörlerin izleyeceği doğrultuya etki edebilmek de Türkiye'nin bölge denklemindeki yerini değiştirmekle mümkün.

***

AKP'nin taşeronluğunu yürüttüğü emperyalizmin bölgeye ilişkin planlarının tıkır tıkır işlediğini söylemek ise olanaklı değil.

Emperyalizm tarafından Suriye ve Irak'ta kullanılan IŞİD,  ABD ve AKP'nin Ortadoğu politikasının başarısının değil başarısızlığının ürünü.

AKP, oluşan tablo karşısında başarısızlığı tescilli bölge stratejisini ortaya çıkan verilerle yeniden üretmeyi tercih ediyor.

Ortadoğu'da oluşan yeni tablo için gelişkin bir ideolojik çerçeve üretemeyen ABD ise bir stratejiden ziyade, hedefler ve bu hedefler çerçevesinde yeni durumlara uyarlanan taktiklerle hareket ediyor.

İki aktörün de ciddi sıkışmalarla karşı karşıya kalabileceği bu süreçten bölge ve Türkiye için yeni bir istikrar tablosu çıkması ise olası değil. 

Savaşlardan ve çatışmalardan yorulan coğrafyadai istikrarın ve normalleşmenin da yolu gericilik ve emperyalizme karşı hürriyet kavgasını yükseltmekten geçiyor.