Herkese eşit, parasız, anadilde, AYRIMCILIKSIZ sağlık!



09-04-2015 08:44


7 Nisan Dünya Sağlık Günü idi. Her yıl bu özel gün için bir tema belirleyen Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bu yılki teması “gıda güvenliği” oldu.  

DSÖ, tüm dünyada giderek derinleşen sınıfsal eşitsizlikler, artan yoksulluk ve açlık, artan çatışma koşullarına bağlı yağmalanan temiz su ve gıda kaynakları gibi temel sorunlara pek değinmeyen mesajında, güvenilir olmayan gıdaların “küreselleşen dünyada majör ekonomik riskler” barındırdığını vurguluyordu. DSÖ mesajında herkese yeterli, güvenli, besleyici gıdalar temin etmek için çalışan bir örgüt olduğunu da belirtiyordu.

Dünya Sağlık Günü’nü es geçmeyen bir başka uluslararası örgüt de Uluslararası Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans ve İnterseks Birliği’nin (ILGA) Avrupa kolu idi. ILGA-Avrupa, Dünya Sağlık Günü’nde LGBTİ bireylerin sağlık hizmetlerine başvurduklarında uğradığı ayrımcılığa dikkatleri çekti. Örgütün yayınladığı veriler can yakıcı...

ILGA-Avrupa aralarında Polonya, Macaristan, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Portekiz ve İspanya’nın olduğu Avrupa ülkelerinde LGBTİ bireylerin sağlık hizmetlerine başvurduklarında yaşadıkları ayrımcılığı inceleyen çarpıcı bir çalışma yürütmüş. Bu çalışmanın bazı verilerinden bahsetmek gerekirse;

·      Romanya’daki tıp öğrencilerinin yüzde 81’i eğitimleri boyunca LGBTİ bireylere ilişkin herhangi bir ders almıyorlar.

·      İspanya’daki LGBTİ bireylerin yüzde 27’sinin başvurdukları hekimler LGBTİ bireylerle uyumlu ilişkiler tesis etmiyor.

·      Macaristan’daki LGBTİ bireylerin yüzde 74.7’si cinsel yönelimlerini aile hekimleri ile paylaşmıyorlar.

·      Polonya’daki trans bireylerin yüzde 40’ı hastanede kaldıkları süre içinde şiddetin çeşitli hallerine maruz kalıyorlar.

·      Macaristan’daki trans bireylerin yüzde 58.1’i ihtiyaç duymalarına rağmen hekime başvurmuyor.

Liste uzuyor; ayrıntılı incelemek isteyenler www.ilga-europe.org adresindeki raporlara bakabilirler. Çeşitli Avrupa ülkelerinden derlenen ve LGBTİ bireylerin sağlık hizmetlerine başvurduklarında cinsel yönelimleri nedeniyle ayrımcılığa ve hatta şiddetin çeşitli hallerine uğramalarının ne denli sık ve yaygın olduğunu ortaya koyan bu çalışma son derece kıymetli. Bunun yanında, istihdam politikalarından dışlanmak suretiyle işsiz ve dolayısıyla yoksul bırakılan LGBTİ bireylerin, dünya genelinde neoliberal politikaların şekillendirdiği, cepten ödemeli/özel sağlık sistemlerinin gerektirdiği meblağları ödemeleri de bir hayli güç görünüyor. Dolayısıyla satılık bir meta haline getirilen sağlık hizmetleri, toplumların giderek yoksullaştırılan, işsizleştirilen, güvencesizleştirilen tüm bireylerinden katkı-katılım payları gibi maddi nedenler yoluyla esirgenirken, LGBTİ bireyler ayrıca cinsel yönelimleri nedeniyle dışlanarak sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılıyorlar.

Türkiye için ILGA-Avrupa’nın ortaya koyduğu gibi verilere sahip olmamakla birlikte kadın hastalıkları ve doğum polikliniğinde uzman bir doktorun kovduğu trans bireyi, Kızılay’ın kan bağışı formlarında yer verilen cinsiyet/cinsel yönelim ayrımcı soruları, rahim kanseri olduğu ve etkin bir tedavi alamayarak hayatını kaybeden trans birey Ali Arıkan’ı herhalde hiç birimiz unutmadık... Türkiye’de tablonun Avrupa verileri ile yarışır vaziyette olacağını öngörmek herhalde yanlış olmaz.

AKP iktidarı Türkiye’de sağlık hizmetlerini kamu-özel ortaklığına, sağlık turizmine, hacamata, sülüğe, serbest sağlık bölgelerine terk etmeye ant içmiş durumda. Sağlıkta cepten ödemeler, katkı ve katılım payları, bıçak paraları, prim borçları her geçen gün artıyor. Genel Sağlık Sigortası prim borçları nedeniyle sağlık hizmetlerinden faydalanamayan yurttaşlar örgütlenmeye başladılar bile.

İktidar tüm bunları örerken sağlık hizmetlerinden bilimi giderek dışlamaya ve gericiliği de şahlandırmaya adeta muhtaç durumda. Kadınlar doğum kontrolü talepleri ile sokaklara dökülürken, LGBTİ bireylerin örgütleri sağlıkta ayrımcılığa karşı mücadelelerini yükseltirken, bilim insanları hacamatı, sülüğü mat ederken iktidarın hastane imamlarında, mescitlerinde tutturması tesadüf değil.

Örgütlü kötülükle, cehaletle, gericilikle kavga sürüyor, sürecek de. Yıllardır toplumcu tıp perspektifi ile şekillenen sağlık hak ve emek mücadelesinin bu kavgadaki büyük payı kuşkusuz yadsınamaz. Bu mücadelenin “herkese eşit, parasız, anadilde sağlık” talebinin pek çok siyasi örgüt ve partinin programına dahil olduğu ortada. Bu bağlamda, ben bu yıl ILGA’nın Dünya Sağlık Günü mesajını sahipleniyor ve meşhur sloganımıza bir sözcük daha ekliyorum: “Herkese eşit, parasız, anadilde, AYRIMCILIKSIZ sağlık!” Geçmiş Dünya Sağlık Günü’müz kutlu olsun!

NOT: Bizleri ILGA-Europe’un verilerinden haberdar eden değerli arkadaşım Dr. Müge Yetener’e teşekkürü borç bilirim.