Hekimliğe yapılan “şakalar”, şakacılar ve biz



02-10-2014 08:09


Dünya Tabipler Birliği Genel Sekreteri, Avrupa Birliği Hekimler Daimi Komitesi ve İnsan Hakları için Hekimler Örgütü temsilcilerinin yurt dışından, pek çok milletvekili, sendika temsilcisi ve hukukçunun yurt içinden katıldığı 30 Eylül’deki davamız tanıkların dinlenmesi gerekçesiyle 23 Aralık’a ertelendi.

Hatırlatma: Haziran Direnişinde “hukuka aykırı” sağlık hizmeti verdiğimiz için yargılanıyoruz.

Adliye önü rengarenk dövizlerimiz, uçan balonlarımız, geleceğe dönük güler yüzlerimiz ve yaşamdan yana saf tutmanın verdiği sevinç ile bir küçük şölen yeriydi bizim açımızdan. Dünya Tabipler Birliği Genel Sekreteri Dr. Otmar Kloiber davayla ilgili İleri’ye verdiği demeçte “İlk duyduğumuzda şaka zannettik” diyordu.

Bu, Türkiye’de hekimliğe yapılan ilk “şaka” değil. Bu topraklarda hekimler bilimsel ve etik ilkelere uygun davranarak mesleklerini yerine getirdikleri, aslında bir yanıyla da ölüm siyaseti güden iktidarlara karşı yaşamdan yana saf tuttukları için üç kez yargılandılar.

İlk dava Kasım 1985’te Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’ne açılmıştı. Bu davanın gerekçesi; dönemin Merkez Konseyinin idam cezasının kaldırılmasını istemesi idi. 13 Aralık 1980 günü 17 yaşındaki Erdal Eren’in idamıyla başlayan idamlar 25 Ekim 1984’te Hıdır Aslan’ın idam edilmesiyle son bulmuş; toplamda elli kişi, elli can, elli insan idam yoluyla katledilmişti. Can mı dayanır?

O dönem hekimler, idam sürecinde “idam edilmeye uygundur (!)” şeklinde bir değerlendirme yapmakla görevlendiriliyorlardı. Dönemin TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Nusret Fişek imzası ile cumhurbaşkanı ve milletvekillerine mektuplar gönderilerek TTB’nin idam cezasına karşı çıkma gerekçelerini anlatıldı. İdam cezasına iki nedenle karşı çıkılıyordu; ilki, hekimlik mesleğinin en temel ahlak kuralının insanları yaşatmak oluşu ve bu nedenle de hayatı sona erdirecek her eyleme karşı olunduğu idi. İkinci gerekçe, Dünya Tabipler Birliği’nin 1981 yılında hekimlerin ölüm cezasının uygulanmasında görev almalarının meslek ahlakına aykırı olduğu yönündeki bildiriyi kabul etmiş olmasıydı. Hekimler yargılandı; davanın sonucunda, TTB’nin idam karşıtı tavır almasının ve cumhurbaşkanı ve milletvekillerine mektup göndermesinin TTB’nin amaçlarına aykırı olmadığına karar verildi.

Bu kötü şakadan tam 19 yıl sonra, 2004 yılında idam cezası kaldırıldı.

İkinci şakayı hatırlayanlarınız vardır; Aralık 2000’deki açlık grevlerinde toplumu bilgilendirdiği ve Hayata Dönüş (!) Operasyonuna karşı çıktığı için yine TTB Merkez Konseyine dava açıldı. TTB, açlık grevleri öncesinde F Tipi cezaevleri ile ilgili toplumu bilgilendirmiş ve 19 Aralık 2000’de 22 kişinin ve takip eden günlerde toplamda 32 insanın katledildiği Hayata Dönüş (!) Operasyonuna karşı bir basın açıklaması yapmıştı. Açlık grevleri boyunca istenmeyen olumsuz sonuçların doğmaması için TTB’li hekimler ellerinden geleni yapmışlar, bağımsız heyetleri ile açlık grevindeki tutsakları muayene edip takiplerini yapmış ve onları bilgilendirmişlerdi. Dönemin Dr. Füsun Sayek başkanlığındaki TTB yöneticileri açılan davaya karşı “Türk Tabipleri Birliği yöneticileri insan yaşamından daha değerli neyin olduğu sorusuyla yakından ilgilidir” demişlerdi. Bu dava 15. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmiş ve ceza soruşturması da takipsizlik ile sonuçlanmıştı.

Bu şakanın üzerinden 14 yıl geçti. Cezaevlerinde sağlık sorunları, hasta tutsaklar, F tipine bağlı sağlık sorunları ve hak ihlalleri, cezaevlerindeki tutsakların sağlık hizmetlerine erişim hakları gibi pek çok sorun ne yazık ki hala sıcak gündem başlıklarımızdan birini oluşturuyor. Üstelik bu sorunların üstüne yeni sorunlar eklendi; örneğin hasta bir tutsağın serbest bırakılması “toplum güvenliği açısından tehlikeli” bulunursa ölmesi pahasına cezaevinde kalmasına karar veriliyor. Bu hasta tutsak son evre kanser hastası da olsa, felçli de olsa fark etmiyor; serbest bırakıldığında “toplum güvenliğini” bozabilir!

Şaka gibi değil mi?

Bu üçüncü dava da Haziran Direnişi’nde “hukuka aykırı yetkisiz ve kontrolsüz, revir adı altında sağlık hizmet birimler oluşturarak amaçları dışında faaliyet gösterdikleri” gerekçesiyle Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Onur Kurulunun görevlerine son verilmesi talebi ile açıldı.

Yukarıda andığımız “şaka”ların yaşandığı dönemlere baktığımızda, herhalde dönemin işkencecileri dahi darbe hükümetini ve uygulamalarını olumlu duygu ve düşünceler ile anamaz haldedirler. 2000’li yılların kendine özgü işkence ve kötü muameleleri ile hatırlara kazınan iktidarı da herhalde Türkçe ve Kürtçe’nin en hoş sözcükleri ile anılmıyordur. Bu iki dönem ile bir bütünlük arz eden AKP iktidarı ise, uzak geleceğe dair tahayyüllere lüzum yok, kendi seçmenleri tarafından dahi insan bedeninin anorektal bölgesindeki tüylenmeler ile anılmakta.

TTB’yi ve ülkenin onurlu hekimlerini bu bağlamda konumlandırmaya gerek bile yok. Kaldı ki derdimiz övgülere boğulmak, yaptıklarımız üzerine destanlar dürmek falan da değil. Ancak tarihin tüm değerlerin yerle bir edildiği, Oscar Wilde’ın o meşhur deyişiyle; her şeyin fiyatının bilindiği ancak hiçbir  şeyin değerinin bilinmediği bu karanlık günlerinde insanlık onurunu yaşatmak tarihe düşebildiğimiz en “güzel” iz oldu.

Yaşamla ölümün adeta dans ettiği idam cezası, açlık grevi ve acil sağlık hizmeti vermek başlıklarında bizim tutumumuza, açılan davaların gerekçelerine ve iktidarların meramlarına bakınca şunu söylemek mümkün: Bazen ölümün elinden bireyleri alıyoruz çekiştire çekiştire; mesaimizin çoğu ise ölüm siyaseti üreten katil ruhlu iktidarların kana susamışlığına karşı mücadele etmekle geçmekte.

Tam da bu nedenle, bugün bütün illerde alanlara çıkarak "AKP Hükümeti'nin IŞİD'e destek tezkeresine hayır" diye haykıracağız! Ne dersiniz, savaşa karşı saf tutmamıza karşı dördüncü bir şaka yaparlar mı?

Kaynaklar

1.     Özçelik, Z., Hekimlik Yargılamaları, Toplum ve Hekim, cilt 29, sayı 3

2.     Türk Tabipleri Birliği’nin Açlık Grevleri ile İlgili “Acil Çağrı Metni”, Toplum ve Hekim, cilt 11, sayı 75-76

3.     F Tipi Cezaevlerine İlişkin Türk Tabipleri Birliği Raporu, Toplum ve Hekim, cilt 15, sayı 5

4.     Açlık Grevleri/Ölüm Oruçları, TTB ve Son Tartışmalar, Toplum ve Hekim, cilt 15, sayı 5