Hedefi vurmak



15-09-2016 09:19


Erkan Baş

Belki bu sitenin düzenli okurları için bıktırıcı bir tespittir ancak bir an olsun unutulmaması gerektiği için tekrar etmekten sıkılmamamız gerekiyor.

Tespit şu, AKP/Saray iktidarı, Türkiye’yi büyük bir yıkıma doğru sürüklüyor. Bu sürüklenişin önemli nedenlerinden birisi, halkın büyük çoğunluğunun karşı çıkışını yüksek sesle, birleşerek ve eylemli biçimde ortaya koyamaması.

Iktidar, uzunca bir süredir sistematik biçimde devam ettirdiği yıkım politikalarını, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ardından yakaladığı büyük olanaklarla yoğunlaştırılmış ve hızlandırılmış biçimde devam ediyor.

Açık konuşmak gerekirse sadece geride kalan 1 hafta içinde 10 binin üzerinde eğitim emekçisini açığa alınması ve Kürt illerindeki belediyelere kayyum atanması kararları iktidarın gözünü kırpmadan bir iç savaş çıkartmayı göze alabileceğini göstermiştir.

Durum buyken, emekçi halklarımız ve ülkemizin ilerici güçleri ardı ardına gelen bu hamlelere karşı, esas olarak kuvvetli bir yanıt üretemez durumda.

ANLAMA EKSİKLİĞİ

Etkin ve kuvvetli bir yanıt üretemiyor oluşumuz sadece pratik bir sorun değil. Türkiye’de bugün emekçi halkın mücadelesine önderlik etme iddiasındaki pek çok kişi ve grubun Türkiye’nin ve Dünya’nın içinden geçtiği süreci okumak konusunda bir zaaf içinde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. “Biz aslında süreçleri iyi okuyoruz ama müdahale edecek gücümüz yok o yüzden müdahale edemiyoruz” türü savlar sadece bir kandırmacadır. Kafanın basmadığını, anlayamadığını itiraf etmeye cesaret edemeyenler tarafından dile getirilen benzer tezlerin en küçük bir gerçekliği olmadığı artık kabul edilmelidir.

Süreci doğru okuyan, sürece müdahale edebilecek gücü de mutlaka yaratır. Sürecin bütünlüklü ve doğru değerlendirilememesi devrimci olanakları değerlendiremeyip dönemin görevlerine cevap üretememekle sonuçlanıyor.

DEVRİMCİ HAMLELERE ODAKLANMAK

Sözünü ettiğimiz karşı hamlenin örgütlenmesinin ön koşulu süreci sadece egemenlerin hamlelerine bakarak okumak yerine devrimci olanaklara bakmaya cesaret edebilmektir.

Hayalcilikten söz etmiyoruz, bugünün Türkiye’sinde sürece yön verme, belirleyici adımları atma konusunda öncelikli inisiyatif AKP/Saray merkezli sermaye düzenindedir. Ancak bu adımların iktidarın hareket sahasında belli bir genişleme yaratırken eş zamanlı olarak büyük boşlukların doğmasına da neden olmaktadır. Daha somut olarak söylersek, AKP/Saray merkezli çember belli bir düzeyde genişlerken, bunun dışında kalan çok daha büyük bir alanda düzen siyasetinin etkisi, inandırıcılığı azalmakta ve bir seçenek oluşturma sıkıntısı iyice belirginlik kazanmaktadır.

Daha önce başka biçimlerde ifade ettiğimiz üzere sol sürece sadece iki biçimde yaklaşabilir. Bunlardan birincisi içinden geçtiğimiz günleri sadece düzen güçleri arasında bir mücadele olarak görmek ve bu kötü günlerin geçmesi için daha önce ezberlediğimiz duaları okuyarak bizim günlerimizin gelişini beklemektir.

Diğeri ve aslında bize göre tek devrimci yol idare-i maslahatçılıktan köklü biçimde bir kopuşla hamle arayışına girmektir. Siyasette güç ve ağırlık sabit bir değer değildir. Türkiye’nin sadece yakın tarihi bile doğru zamanda doğru hamleleri yaparak tüm parametrelerin değiştirilebileceğine dair pek çok örnek ortaya koymuşken bunun yol ve yöntemlerini aramayan bir devrimci mücadele olamaz.

GERÇEK BİR DEVRİMCİ ÖNDERLİK

Tek neden olmamakla beraber devrimciler cephesinden baktığımızda sorunun gelip düğümlendiği nokta gerçek bir devrimci önderliğin siyasal ve örgütsel bir bütünlükle hayata gecirilememesi biçiminde özetlenebilir. Böylesi bir boşluğu dolduracak, işçi sınıfını-emekçi halkı mücadelenin öznesi haline getirecek, meseleleri uluslararası düzeyde kavramakla birlikte bunu ayakları bu ülke topraklarına basarak yorumlamayı başaran, halkçı, aydınlanmacı ve belirgin bir devrimci zemine basarak ileri hamlelere odaklanan devrimci-komünist öznenin inşaası bir an ertelenemeyecek yakıcı bir sorun olarak önümüzde duruyor.

Böylesi bir öznenin inşaası güncel gelişmelere etkin yanıtlar verebilen bağımsız bir halk hareketinin yaratılmasıyla iç içe bir görev olarak kavrandığı sürece hem günün yüklediği devrimci sorumlulukların hakkı verilebilir hem de tarihsel bir kazanım için önemli bir eşik aşılabilir.

Şöyle özetleyelim, hedefi vurabilmek önce iyice görebilmeli, iyi nişan alabilmeliyiz. Buna uygun bir silahımızın olması gerekir. Bunlar önemli ama yetmiyor doğru bir yerde konumlanıp tetiğe basmazsanız asla vuramazsınız.

Bu sırada hedef olma riski mi?

Evet vardır.