Haziran çocuklarının Galeano'ya sözü var!



16-04-2015 07:35


Kimi insanlar vardır; tanışmayız ama etimize et, sesimize seda, imgelerimize renk olurlar. Galeano benim ve eminim ki milyonlarca okuru için böylesi bir insan; kafasını unutmamaya takmış, binlerce yıllık kolektif hafızamızı şiddetin bin türlü hali ve insan üstü bir sömürü ile yok etmeye çalışan bu rezil düzene karşı savaş açmış duru bir ozan...

Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Tepetaklak, Aynalar, Kucaklaşmanın Kitabı,... her biri ayrı bir bellek tazeleme; kanla, terle, zorla unutturulan kolektif belleğimizin Galeano’nun kaleminden yeniden doğuşunun notları... Tılsımları ise aktarılan sömürü, işkence, talan, şiddet, sansür, baskı anlatılarına aynı zamanda direnmek, yaşamak, yaratmak, barış ve umudun da içkin olmasında gizli. Çünkü yaşama dair olan hiç bir şey diğerinden koparılmaz, ayıklanmaz ve izole edilmez bu anlatılarda; ondan bu kadar tılsımlı, bir o kadar da gerçek oluşları...

Haklıdır Galeano; emperyalizm unutkanlığı sever ve aslında muhtaçtır unutturmaya. Çünkü emperyalizm eritir. Zaten dünya bir melting pot’tur1; erinsin gidilsin içinde, vıcık vıcık kan, vıcık vıcık ter ve bu kaynayan kazandaki buharın kokusu baruttan olsun ister... Üzerinde çöreklendiği toprakların kahvelerini, muzlarını, elmaslarını, afyonlarını, petrollerini, sularını, işçilerini, kadınlarını ele geçirmekle kalmaz; mitlerini, masallarını, şarkılarını, yakın ve uzak geçmişlerini buharlaştırır yine barut kokutarak ortalığı. Artık ırzına geçilen tüm toprakların tek bir dili olmalı, herkes tek bir içeceği kendi coğrafyası için kabul edilebilir bir kültürel örüntünün desenleri ile tasarlanmış ambalajından tüketmeli, aynı yarışmaları izlemeli, aynı kıyafetleri giymeli, aynı dondurulmuş çöplükleri yemelidir. Hepsinden öte, herkes sömürüye biat etmelidir; aksi takdirde “höt” demek için şiddetin bin türlü hali her daim hazırdır.

Çok haklıdır Galeano, kapitalizm unutkanlığı sever; kar getirmeyen neyi sevmez ki? Öyle ya; bunun bitkisi var, satılık ilaçları var unutkanlığa iyi gelen, ücretli terapileri var, bilmem ne kişisel gelişim programları var seansı bir kaç yüz liradan... Taa anne karnında etkilerini göstermeye başlayan yoksulluğun, beslenme yetersizliğinin, barınma sorunlarının, dinlenmeyi haram kılan uzun çalışma saatlerinin, yani kapitalizmin kendisinin belleğe düşman oluşunu siliverirler literatürden, nedir yani?

Galeano kapitalist sömürü düzeni ve emperyalizmin hafızamıza yaptıklarını hem bir gazeteci titizliğiyle hem de muazzam hayal gücü ile ilmek ilmek dokur. Hayal gücünün Galeano’nun araştırmalarını yönlendiren temel itki olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zaten kendisi de dile getirir: “... hayal gücü gerçekliğin anlaşılmasında yeni kapılar açar ve onun dönüşümünü sunar; düşlerle fethedilecek dünyayı öne sürer, aynı anda burjuva düzeninin hareketsizliğine meydan okur. Korku ve sessizlik sisteminde yaratma ve keşfetme gücü itaatin rutinlerine karşı saldırıya geçer”2 Hayal gücünün gerçekliğin anlaşılmasındaki gücünden bahsederken, Kobane’de emperyalizmin kara böceklerine karşı savaşırken yitirdiğimiz Suphi Nejat Ağırnaslı’yı anmamak olmaz. Galeano bilseydi Suphi Nejat’ın öyküsünü ve son sözlerini, anlatılarına katacağından neredeyse kuşkum yok: “Hayal gücü iktidara!”

Galeano, 1978 yılında Havana’da kendi ölümüyle ilgili şu satırları karaladıktan sonra 37 yıl daha hayal gücünü takip ederek yazdı “kendi” tarihimizi: “Şimdi ölmem bir hata olurdu. Ben, ölüm gelmeden önce her şeyimi vermek, bomboş kalmak istiyordum ki, o orospu çocuğu geldiğinde götürecek bir şey bulamasın. Bende hala o kadar çok cevher vardı ki!”3 13 Nisan’da 74 yaşında ve henüz hafızası bozunmadan aramızdan ayrıldığında, eminim ki, hala çok cevheri vardı... Binlerce yıllık tarihimizin kadim öyküleri tükenmedikçe, Galeano’da cevher tükenir miydi?

Ben çok şey öğrendim Galeano’dan... Gördüğüm her işkence muayenesinde, sağlık güvencesi olmadığı için ücretsiz ilaç aradığım her hastada, biber gazına boğulan revirlerimizde, elimde bir Talcid solüsyonu ve bir Ventolin ile sağa sola koştururken soluksuz, aldığım tehdit telefonlarında öfkeden titreyen sesime ayar verirken, üç kuruşa çalıştığı işin cinayetinde katledilen kaçak Gürcü işçinin ardından hayatımdaki tek şiirimi bağıra bağıra yazarken ve ölümün elinden çekiştirirken bedenlerini insanların bir uzun kalp masajı ritminde, hep çarpıntısındaydı yüreğimin Galeano.

Biliyorum ki biz Haziran çocukları, yaşadığımız sürece sınıflı toplumlarla başlayan buruk öykümüzün yaşam dolu şarkılarını, masallarını, ninnilerini ve en çok da isyanlarını, direnişlerini anlatmaya devam edeceğiz. Henüz yaşanmamış en kadim öyküsünde insanlığın, biz bu tılsımlı toprakların batısındaki ve doğusundaki tüm emekçi çocukları, pay sahibi olacağız. Ve yalnızca yasaklanan dillerimizi değil, lehçelerimizi bile söküp çıkaracağız örgütlü hırsızların dipsiz çuvallarından. Galeano ustaya sözümüz olsun!

 

1.     Küreselleşme ideolojisinin yeni dünyayı tanımladığı ifade; tüm dünya halklarının ve kültürlerinin tek bir potada eriyip kaynaştığını, tekleştiğini ifade eder, bu durumu olumlar.

2.     Galeano, E. Biz Hayır Diyoruz. Metis Yayınları, Ekim 2013

3.     Galeano E. Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri. Sel Yayıncılık, Mart 2012