Halk korkusu



08-12-2014 07:26


Aysel Tekerek

Aslının suretleri işe yaramıyor, vekaletle işler gitmiyor. Havuza tıpa artık tutmuyor. Öne atılanlar AKP'ye perde, çirkin surata makyaj olamıyor. Liberali bu ülkede iş göremedikçe, gericisi gaza basıp her şeyi ulu orta ortaya saçınca, faşisti “olay yeri” beklemesinde kalınca,  AKP’yi daha bir, daha bir halk korkusu sarıyor…

AKP, Haziran'la hesaplaşmanın, durduğu anda düşecek olmanın verdiği telaşla bir yandan da yeni kavramlar üretiyor…

Mazlum edebiyatı deseniz değil, güçlü edebiyatı deseniz o da değil. Hem çok güçlü görünüp hem yokluğunda doğacak faciaları hatırlatmadan edememek, hem demokrat görünüp hem diktatör olmak, hem 2023 deyip hem 2015 demek, hem dinci olup hem alevi demek, faşist olup Kürt demek, katil olup katilleri buldum demek… Var da var… Yeni olan, bunlar değil de, AKP’nin yalvarış çağına geçmiş olması belki de…

Diktatörler yalvarır mı? Halk korkusu sarmışsa hem de nasıl yalvarırlar… Ama bir diktatörlükse yalvaran, o yalvarışın içinde her şeyi bulmanız da mümkündür.  

Bu iş ise Davutoğlu’na yıkılmış görünmektedir. Davutoğlu Dün Eskişehir’de “Ey Ak Gençlik, çapulculardan da Ak Gençlik çıkarın!” deyip peşi sıra, “vandallara ve çapulculara meydanı boş bırakmayacağız” deyip kalıyor.  Diktatör şürekasını anında  bir türlü öldüremeyecekleri Ali İsmail’in korkusu sarıyor.

Dün güne Van’da başlayıp Eskişehir’de kapanışı yaparken, bölgesel yalvarışta sınır tanımayanların meselesi bir Zübük hikayesinin ötesine geçiyor aslında. Ana dilini resmen öğrenemeyen bir ilde Eğitim Şurası’nın Osmanlıca  kararını “o bir tavsiyedir” diye geçiştiren Davutoğlu, “iyi yırttık” diye uçakta düşünürken, Eskişehir’de basıyor nidayı, “Biz istiyoruz ki, dedelerinin mezar taşlarını okuyabilen bir nesil gelsin”. Van’da barışın kardeşliğin adı çözüm süreci, Eskişehir’de milletin geleceği Arif Nihat Asya gibi bir örnekle yoğruluyor. Yani Eskişehir’e hem faşizm hem antikomünizm konusunda yalvarılıyor…

Yalaka şarkıcılara “seni paraya boğacağım” ile çıkılan yolda, artık söylenebilen şey, mahalle baskısına boyun eğme oluyor. 

AKP’nin bu sınırlarda top çevirmesine alışmayacak olanlar, Haziran’da sokağa çıkan milyonlar kadar önemliler.

Çünkü o top ilk defa halkın kalesinden uzaklarda… “Hani nerde benim seyircim” diye tribünlere bakan, oyunu yeniden kurmaya hazırlanan bir takımın yarı sahasında…