Haksızlık yapılıyor



07-09-2014 09:39


Barbaros Tantan

Haksızlık yapılıyor, ama kişi ya da kişilere yapılan cinsinden değil. Kente yapılıyor ve ölçeği de çok büyük.

Siyasiler, kente yapılan haksızlıklara neden sessiz kalırlar, bunu yazının sonlarına doğru irdeleyelim ama bilelim ki, kentlere karşı yapılan haksızlıklardan birinci derecede sorumludurlar.

Mesela, kente yapılan haksızlıkların başında, ülkede de olduğu gibi eğitim alanındaki haksızlıklar ilk sırayı alıyor. Sistemle her koşulda oynandığı için, kafaların karmakarışık hale gelmesi engellenemiyor ve bu karmaşada Bakanlık ne yapıyorsa yanına kar kalıyor.

4+4+4’ün yarattığı sorunlar,

TEOG sonucu yaşanan yerleştirme skandalları,

Derslik ve öğretmen açıkları,

Üniversitenin fiziki ve diğer yetersizlikleri,

Ve kentin yaşamına olan etkileri,

Hepsi, bir bütün içerisinde değerlendirildiğinde kentime yapılan haksızlıkların boyutunu daha iyi görebiliyorum.

AKP’nin olmazsa olmaz kabul ettiği eğitim sisteminin uygulanmaya başlandığı günden itibaren sorunlar çığ gibi büyüdü. Hangi öğrencinin hangi okula gideceği, hangi seçmeli dersi tercih edeceği, tercihini belli etmemesi halinde hangi kategoride değerlendirileceği giderek büyük sorun haline dönüşüyor.

Bu duruma, çok daha büyük bir sıkıntı da eklendi bu günlerde. Yeni ders zili 15 Eylül’de çalacak. Yaklaşık 350 bin öğrenci ve 15.200 öğrenci ders başı yapacak.

Ama, okulların büyük bölümü, müdürlere verilen adaletsiz ve haksız değerlendirme puanları nedeniyle sahipsiz kalmış durumda.

İlkokula ve ortaokula başlayacak öğrenciler heyecanlı. TEOG sonuçlarına göre liselere kayıt yaptıracaklar telaşlı.

Toplamda 10 bin 478 olan derslik sayısı 4 yılda 13 bine çıkartıldı, 40-50 civarında olan derslik başına düşen öğrenci sayısı ise 25-26’ya düştü. Toplam öğretmen sayısı da 15 bini geçti.

Ama, Gebze, Dilovası, Çayırova, Kandıra, Körfez, Karamürsel’de 30 okul “Zorunlu Hizmet Bölgesi” kapsamına alınmasına rağmen halen öğretmen açığı var.

Kocaeli’nde derslik ve öğrenci sayıları dikkate alındığında 18 bin 880 öğretmenin görev başında olması gerekiyor. Ama, görev yapan norm kadrodaki öğretmen sayısı 15 bin 270.

Bu tablo, 3 bin 600 öğretmen açığı olduğunu ortaya koyuyor. Geçen yıl da hemen aynı civarda öğretmen açığı görülmüş ve bu açığın hiç olmazsa bir bölümünü kapatmak için 1.400 ücretli öğretmen göreve başlatılmıştı. Bu sezon ne kadar ücretli öğretmen çalıştırılacak, orası belli değil. İşte, sorun da bu noktada büyüyor.

Köylere ücretli öğretmen bulunamıyor. Böyle olunca, oralardaki okullarda çalışan öğretmenler branşa bakılmaksızın boş derslere sokuluyor. Açıklar, bu yolla giderilmeye çalışılıyor.

Bu durum, öğrencileri belki sınavlara yeterince hazırlayamıyor. Ama hem dersler boş geçmiyor hem de mevcut öğretmenler az da olsa maaşına ek ücret alıyor.

Yani, alan razı veren razı döngüsü oluşuyor.

O yüzden de, eksiklik ne olursa olsun sezon akıp gidiyor. Eğitimin kalitesi ve öğrencinin geleceğini belirleyen sınavlardaki başarısına bakan bile kalmıyor… 

Daha ne kadar haksızlık yapılabilir ki ?

*********

Yeni üniversiteliler

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin bu yılki Lisans Yerleştirme Sınavı’nda üniversiteyi kazanan öğrenciler, kayıtlarını 5 gün içinde yaptırmaya çalıştı.

Bu yıl, 16 bin yeni öğrencinin kayıt yaptırma hakkını kazandığı Kocaeli Üniversitesi’ndeki en önemli sorun, barınma açısından yaşanan fiziki yetersizliktir.

Yeni öğrenciler, eğitime başlamak için gereken öncelikli işlemi tamamladı. Okul kaydını yaptıranlar, eğer Kredi Yurtlar Kurumu bünyesinde barınma olanağı yakaladıysa yurtlarına da yerleşti. Ama, bu yurtlar, Kocaeli açısından büyük bir fiziki yetersizlik gösteriyor.

O nedenle, yeni öğrenciler, daha yolun başında, en büyük sorunların başında gelen barınma sorunuyla yüzyüze kalıyor.

Düşünürsek, işin içinden çıkmanın pek kolay olmadığını göreceğiz…

Önce, kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı kaldıkları özel yurtların sayısı ile kapasitelerine bakalım…

İzmit’teki 46 yurtta 4 bin 461, Kandıra’daki 10 yurtta 778, Kartepe’deki 8 yurtta 478, Başiskele’deki 8 yurtta 623, Gebze’deki 6 yurtta 628, Gölcük’teki 6 yurtta 551, Körfez’ deki 5 yurtta 464, Derince’deki 5 yurtta 586, Darıca’daki 4 yurtta 279, Çayırova’daki 2 yurtta da 140, Karamürsel’deki 1 yurtta 97 ve Dilovası’ndaki 1 yurtta da 90 öğrenci barınabiliyor.

İzmit’te, Kredi ve Yurtlar Kurumu Bölge Müdürlüğü’ne 7 erkek-kız öğrenci yurdunda 4 bin 306 barınıyor. Çeşitli ilçelerdeki Kocaeli Üniversitesi Vakfı’na bağlı 3 öğrenci yurdunda 411, belediyelerin işlettiği 3 yurtta 892 kız-erkek, kaymakamlıklar eliyle işletilen 1 kız yurdunda ise 96 öğrenci kalıyor.

Toplamda özel ve kamuya ait 116 yurtta toplam 14 bin 880 erkek-kız öğrenci barınma hizmeti alabiliyor.

Kocaeli Üniversitesi’nin 65 bin civarında öğrencisi olduğu düşünülürse, kente gelen yeni üniversitelilerin nasıl bir barınma sorunuyla karşı karşıya kaldığı daha açık görülebilir.

Bu durum, üniversite yaşamına adım atanlara yapılmış ciddi bir haksızlıktır…

**********

Yargıda adalet istemi

Yargı sistemindeki aksaklıkların, bu zeminde görev yapan tüm insanlar için eşit bir değerlendirmeden uzak durulmasından kaynaklandığı bilinmektedir.

Yargıç ve savcılar, yeni adli yıl açılışında, ellerindeki dosya yükünün azaltılması ve yaşam standartlarının belli bir seviyede korunmasını sağlayacak önlemlerin alınmasını ister, yargı bağımsızlığına sık sık vurgu yapar.

Avukatlar, yasal düzenlemelerin savunmada daha özgür sunumlar yapacak hale getirilmesinin yanı sıra mahkemede kürsü eşitliği ister.

Yargının dünyasının vazgeçilmez bileşenlerinden olan Büro Emekçileri ise eşitlik, hukuk, adalet, bağımsız yargı gibi kavramların içeriğinin boşaltıldığını öne sürerek, daha somut taleplerini her yıl dile getirir.

İşte o somut talepler…

Mübaşirler genel idari hizmetler sınıfına alınmalı, zabıt katiplerine veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosu verilmeli, yazı işleri ve idari işler müdürlerinin ek gösterge haksızlığı son bulmalı, sosyal hizmet uzmanları psikolog ve pedagogların güvenlik  sorunu çözülmeli, fiziki çalışma şartları düzeltilmeli, başta nöbet olmak üzere angarya çalışmaya son verilmeli, açlık sınırı rakamları vergiden muaf tutulmalı, yoksulluk sınırı en düşük vergi diliminden vergilendirilmelidir…

Bu insani taleplerin yerine getirilmesi mücadelesinin süreceği açıktır. Yargıda adalet sistemi, bu taleplerin dikkate alınmasıyla sağlanacaktır belki de.

************

Limana sahip çıkabilmek

Bir özelleştirme hikayesidir bu. 1980’lerin ikinci yarısında hız kazanmaya başlayan ve siyasal güzellemeler yoluyla bugüne kadar pervasızca sürdürülen, elde edilen kaynakları da heba edilen özelleştirme hikayelerinin belki de sonuncularından biridir. Çoktandır ülke ve kent gündeminden düşmüş gibi görünen bu tür özelleştirmeler, sıkıntıyı yaşayan işletmelerdeki çalışanların özlük hakları ve iş güvencesi sorunu dolayısıyla bazen öne çıkıyor.

Derince Limanı da, kamunun elinden alınıp özel sektöre teslim edildi aslında. Ama, süreç henüz bitmedi. Türkiye Liman ve Kara Tahmil Tahliye İşçileri (Liman-İş) Sendikası Kocaeli Şubesinin başlattığı hukuk süreci var.

Limanın özelleştirilmesine karşı duruşun sonuç alamaması üzerine bu düzlemdeki mücadeleden yıllar önce vazgeçen, şimdilerde ise ancak ‘’limanın hukuksuz ve kanunsuz peşkeş çekilmesine’’ karşı çıkabilen Liman-İş, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun limanı işletme hakkını, ihalede en yüksek teklifi veren Safi Katı Yakıt Sanayi ve Ticaret AŞ'ye verilmesini onaylamasına karşı duruyor.

Bu süreci ‘’hukuksuz ve kanunsuz peşkeş çekme’’süreci olarak tanımlıyor. Bunun için de pes etmeyeceklerini ifade edip, işin peşini bırakmıyor.

Limana sahip çıkabilmek, bugün gelinen noktanın sonunda hukuka sığınmak değildir tek başına. Ülkedeki sürecin başlangıcından itibaren mücadeleye baş koymayanlar, özelleştirmelerin önüne geçemez, olsa olsa geciktirebilir ama bu da sonucu değiştirmez.

O yüzden, ‘’Derince Limanı’nı peşkeş çektirmeyeceğiz’’ ifadesiyle karşı duruş sergiliyor görüntüsü vermek, sorunu çözmez. Sistemi kitle nezdinde kabul ettiren yasal düzenlemeler, bu sözde karşı duruşları, birkaç cümle ekleyerek tamamen yok edebilir.

Buradan kamu yararına çıkar sağlamak için izlenecek yok, toplumsal bilincin (özellikle de işçi sınıfının) yükseltilmesi ve özelleştirme karşısındaki duruşun örgütlü hale dönüştürülebilmesidir.

**************

Bir itirafın düşündürdükleri

İktidar partisinin İl Başkanı Mahmut Civelek’in, kendi partisinin elindeki Büyükşehir Belediyesi’nce kurulan KENT KONUT A.Ş’den 3 daire ve 1 işyeri satın alması konusu uzunca bir süredir kent kamuoyunu meşgul ediyor.

Durumu etik bulmayan muhalefet partilerinin sözcüleri ve hatta AKP içindeki önemli sayıda insan konuyu açıktan eleştirdi. Yerel gazetelerin önemli bir bölümü bu konudaki duruma ‘’etik değil, yolsuzluk kokusu var’’ türünden yaklaştı. Bu yüzden de, Civelek, AKP teşkilatlarına ‘’bu gazeteler parti binalarına alınmayacak ve onlara hiçbir konuda bilgi verilmeyecek’’ türünden talimatlar da yağdırdı.

Ama, söz konusu ‘rant edinme’ suçlamaları karşısında sessiz kalmayı yeğleyen Civelek, sonunda ağzını açtı.

Basit ifadelerle ‘rant sağlama’ suçlamasından kendisini sıyıracağını düşünmüş olacak ki, itiraf gibi cümlesine ‘’Evet aldım. Ticaret yapan bir şirketim var. Herkese ne indirim yapıldıysa, bana da aynı indirim sağlandı’’ sözcüklerini sığdırdı.

Kent Konut A.Ş’nin, çalışanına tanınan yüzde 10, taksitle alınan konutlara yüzde 10 peşin indirim olmak üzere toplam yüzde 20 indirimi kendisine de sağlamış olmasında etik olmayan bir yan görmediğini söylüyor Civelek.

Heyhat;

İktidar partisi il başkanı, iktidarın yereldeki temsilcisi olan bir kurumun bünyesinde para akışını sağlamak ve yönlendirmek için kurulduğu herkesçe bilinen bir yapının rant amaçlı ürettiği konutlardan ve işyerlerinden, o kurumun kendi çalışanına sağladığı indirimli fiyatla yararlanıyor.

Söyler misiniz, bunun neresi etik ?

Civelek, indirimsiz bir alım yapsa bile etik olmaz. Çünkü, siyaseten emri altındaki bir kurumun kendisine mal satması kabul edilebilir bir durum değildir.

Bütün bu olan bitenden, kent ve ülke halkının yakasına yapışıp ekonomik rant yaratan, bunu da siyasi baskıyla meşrulaştıran bir sistemden ve o sistemin aktörlerinden kurtulmanın zamanı çok yakın.

Daha fazla haksızlıkla karşılaşmamak, birilerinin daha fazla haksızlık yapmasının önüne geçmek için Daima İLERİ bakmalıyız. Kentte ve ülke, bu beladan ancak böyle kurtulabilir.

Kalıcı ve toplum çıkarına denk düşen sonuçlar almak için izlenecek yol, SOSYALİZM mücadelesiyle denkleşiyor. Önemli olan, o hedefi düşünmek ve gerçekleştirmek için adımları sıklaştırmaktır.

brbrstantan@gmail.com