Gericilikle hesaplaşmak



09-01-2015 08:19


Paris’teki katliam siyasal İslam’ın geniş kesimler tarafından sorgulanmasına yol açtı. İktidarının ilk yıllarında AKP’nin sözcülüğünü yapanlar dahi İslamcıları yüksek sesle ve laik bir tonla eleştirmeye başladı.

İslamcıların savunusu ise büyük ölçüde “gerçek İslam bu değil” gibi sığ bir retoriğe bel bağlıyor. İslam’ın özünde ne olduğu tartışmasını ilahiyat zemininde yürütmenin, ortaya karşılıklı kutsal kitap alıntıları dökmenin anlamı yok.

Bizim açımızdan gerçek olan İslam’ın siyasetin merkezine çakılmasının ve toplumsal hayatta artan rolünün yarattığı sonuçlar. Bunun ötesi teolojinin alanıdır ve gerçekliği tartışmalıdır.

Tüm dünyada gericiliği yükselişe geçtiği ve dinselleşmenin arttığı bir dönemin yaşadığımız coğrafyadaki karşılığı olan bu pratiği Reel İslam olarak adlandırabiliriz.

****

Dinsel ideolojiye yaslanan ve toplumsal ve siyasal yaşamı bu çerçevede düzenlemeye çalışan İslamcılık, aşağıdan yukarıya yükselen bir tepki değil, emperyalistler ve bölgenin egemenleri eliyle yukarıdan aşağıya dayatılan bir siyasi çerçevedir.

Kalpsiz ve ruhsuz bir dünyaya egemen olan hırsız ve katillerin elindeki en önemli silahlardan biridir.

****

Reel İslam, bölgemizi karanlığa sürükleyen aktörlerin ortak ürünüdür.

Daha dün Nijerya’da 2 bin kişiyi katleden Boko Haram’dır.

Suriye’nin ‘ılımlı’ ve ‘ılımsız’ muhalifleridir.

IŞİD, ÖSO, AKP ve Cemaat’tir.

Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan’dır.

***

Toplumsal hayatı biçimlendirme iddiasındadır.

Yurttaşların yatak odasına kadar girer. Çocuk sayısından doğum kontrolüne her konuya bir sözü, müdahalesi vardır. 

Ortaokulda türban, ilkokulda zorunlu din dersidir.

Her üniversiteye bir cami, her köşe başına bir mescittir.

İnanç özgürlüğüyle açıklanamaz. Babadan oğula geçmektedir.

***

"Bir tarikatın mürşidi olarak, müritlerimle kendi istekleriyle ’Badelenme’ adını verdiğimiz oral seks dahi yaptım” diyerek cinsel istismar suçundan yırtan ancak “Hayvan ve çocuk pornosu görüntülerini depolamak”tan hapis cezası alan Bursalı şeyh…

14 yaşındaki kıza tecavüz eden Hüseyin Üzmez…

Barbie bebekten tahrik olan Cübbeli Ahmet’tir.

***

Çürüyen bir düzenin ustalık dönemi eseridir.

“Ama öldü efendim” sözüne verilen “Ben bilmem” yanıtı…

‘Kız mıdır kadın mıdır bilemem’, ‘Ananı da al git’, ‘Emri ben verdim’ ve ‘fıtrat’tır.

***

Maraş, Sivas, Reyhanlı ve Charlie Hebdo’dur.

***

Emperyalizm ve gericiliğin yarattığı bu karanlıkla ancak mücadele edilebilir. Diyalog, uzlaşma ve ehlileştirme bir seçenek değildir. ‘Gerçek İslam’ı özgürce tartışmanın dahi önkoşulu bu karanlıkla hesaplaşmaktır.

Avrupa’da gericilik ve ırkçılık arasında yaşanacak olası karşı karşıya gelişler ya da emperyalizmin 11 Eylül sonrası ayarlarına dönmesi ancak daha fazla gericilik yaratabilir.

21. yüzyılın aydınlanma atılımı egemenlerin karanlıkla boğmak istediği bu coğrafyadan çıkmak zorundadır.

İslamcılık siyasal alandan defedilmeli, dinin toplumsal hayatı belirlemesinin önüne geçilmelidir.

Bölgede cihatçı çeteleri palazlandıran emperyalistler bu coğrafyadan bir daha dönmemek üzere kovulmalıdır.

Eşitlik-özgürlük-kardeşlik bayrağını daha ileriye taşıma sorumluluğu tarihsel bir görev olarak bizim omuzlarımızdadır.