FKF Kongresi vesilesiyle: Haziran'ın gençleri



21-11-2014 09:25


Yarın 2. Kongresi'ni toplamaya hazırlanan Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF), yeniden kuruluşundan bu yana geçen bir buçuk yıllık dönemde attığı cüretli adımlarla heyecan ve bazı kesimler açısından tartışma yaratmayı sürdürüyor.

Aradan geçen süre kısa sayılabilecek olsa da FKF çok sayıda güncel görevle karşı karşıya kaldı. Bu anlamda, FKF'nin kuruluşuna giden süreçten başlayarak gençlik hareketinde gelinen noktaya tekrar göz atmakta fayda var.

FKF tek başına öznel zorlamaların değil mücadelenin güncel ihtiyaçlarının da ürünü olarak doğdu.

Yeniden kuruluşta tamamı AKP iktidarı döneminde siyasi mücadeleyle tanışan genç bir sosyalist kadro kolektifinin ve FKF'den önce örgütlü mücadele içerisinde bulunmayan ancak üniversitelerde kulüpler ve toplulukların yaptığı üretimlerle aydınlanmacı birikimin taşıyıcılığını üstlenen geniş bir gençlik toplamının damgası vardı.

Kuruluş yönünde adım atmayı dayatan güncel gelişme ise 2012 Aralık ayında ODTÜ'ye Recep Tayyip Erdoğan'ın gelmesiyle başlayan ve kısa sürede tüm ülkeye yayılan gençlik eylemleri oldu.

FKF'nin kuruluş kararının alındığı Üniversite Kongresi öncesinde yapılan tartışmalarda da ODTÜ eylemlerinde "neyi istemediğini" gösteren gençliğin "ne istediğini" göstermesinin zamanı geldiği vurgusu öne çıkıyordu.

Kongre, AKP karşıtı direnci kalıcı bir kanalda birleştirme ve daha ileri hedeflere doğru yöneltme iddiasıyla yola çıktı. Ve beklenenin çok ötesinde bir karşılık yarattı. Onlarca öğrenci kulübünün bir araya gelişi ve Kongre'nin yüzlerce delegenin katılımıyla toplanması bunun en somut göstergeleriydi.

Üniversite Kongresi'nin toplanmasına ODTÜ eylemleri vesile olsa da FKF'nin kuruluşunu tetikleyen temel etken AKP iktidarının ülkede yarattığı dönüşüm ve bu dönüşümün gençlik üzerindeki etkileriydi.

FKF, ülkenin bağımsızlıkçı ve aydınlanmacı birikimini hedef tahtasına yerleştiren iktidarın bu birikimin en önemli taşıyıcılarından olan gençliğe karşı düşmanca tutumu karşısında bir yanıt olarak şekillendi.

Üniversite Kongresi'nde kendi payıma düşen Aydınlanma ve Gençlik sunumunda, sağın gençlik korkusunu anlatmak için İsmet Özel'in sağcılaşma sürecinin ürünü olan "öcalinmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir" dizeleriyle Edip Cansever'in "O çocuklar büyüyecek" dizelerini karşılaştırmıştım.

Aynı örnekten devam edecek olursak, FKF çocukların büyümesinden korkanların karşısında "çocukların dünyayı düzeltecek elleri"nin meydan okuması olarak ortaya çıktı.

FKF isminin tercih edilmesinin de daha sonra atılan adımların da arkasında kuruluşa damgasını vuran bu meydan okuma niteliği vardı.

Gençliği siyaset denkleminden çıkarmayı uman AKP iktidarına izin vermemek... Gençliği Türkiye'deki tarihsel misyonlarının da devamcısı olacak şekilde ayağa kaldırmak... Türkiye'deki ilerici birikimi ve devrimci gençlik birikimini ileriye taşıyarak sahiplenme cüretini göstermek... FKF bu iddiaların ürünüydü.

Yeniden kuruluş, kavgayı ileriye taşıyamayanlara, sola sirayet eden ortalamacı ve korumacı yaklaşımlara karşı da meydan okuma anlamını taşıyordu. FKF, yeni dönemin mücadelesinin çocukların büyümesinden korkanların omuzlarında yükselemeyeceğini bilerek yola koyuldu.

****

Yarınki Kongre ise Türkiye devrimci gençlik mücadelesi açısından yeni bir döneme işaret ediyor. Gençlik mücadelesinin önümüzdeki 4-5 senelik kesitine Haziran'ın etkisiyle politikleşen ve büyük ölçüde FKF'de örgütlü mücadeleyle tanışan bir kuşak (FKF'nin afişinde kullanılan ifadeyle "Berkin'in sıra arkadaşları") damgasını vuracak.

FKF, sahip olduğunu korumakla yetinmeyen, sürekli daha ileri hedeflere odaklanan bir arayışın ürünü olarak ortaya çıktı. Gelinen noktada ise Haziran sonrası Türkiyesi'nin gençlik hareketini yaratma sorumluluğuyla karşı karşıya.

Gençlik mücadelesinin önümüzdeki dönemde yakalayacağı çıkış, "Üniversitelerden kovduk sıra memlekette" iddiasının Haziran'ın etkisiyle politikleşen toplamlarla buluşmasının ürünü olacak.