Fetih, hadis, strateji ve Kanal İstanbul!



14-09-2014 10:42


Esra Sert

İstanbul Kanal Projesi, kamuoyu ile ilk paylaşıldığında “Çılgın Proje“ olarak adlandırılmıştı. Çılgın olma halinin altında ise biyosferik anlamda geri dönüşsüzlüğün, dev imar hamlesinin ve uluslar arası hesapların yattığını en başa yazmak önemli. Bütün bu saydıklarımızın çılgın ve yüz yılın projesi olma iddiası için yeterli olduğunu teslim etmek gerekir. Öte yandan projenin detayları ortaya çıktıkça amaçlananın “çevreci bir kanaldan“ ibaret olmadığını anlamak zor değil. Neden mi çevreci, yanıt çok basit. Tesadüfe bakın ki hem planlanan kanal güzergahında hiç orman yok ve deprem riski taşıyan bölgelerde yaşayan nüfus masumca buralara kaydırılmak isteniyor! Hem de tehlikeli maddeler taşıyan gemiler boğazın kıvrımlı yapısı nedeniyle hayatlarımızı tehtid ediyor ve hayati tehlikeyi bu proje sayesinde neyse ki atlatacağız!

İstanbul ve Yenişehir Projesi adıyla anılan proje, yapılması planlanan kanal, havalimanı ve köprüyle bir paket. Kanal Projesi özelinde de başta hidrobiyologlar olmak üzere, bilim insanları, meslek insanları başımıza geleceklere dair defalarca uyarıda bulundu. Çılgın Proje ya da İstanbul Kanal Projesi hem Kuzey Ormanları’nın hem de Marmara ve Karadeniz ekosistemlerinin düpedüz yıkımı ve sonu demek. Proje, tanıtım videosunda “100 yılın projesiyle yeni bir şehir doğuyor“ denilerek, fetih referansları ve zorlama dini analojilerle aktarılıyor. Yani neoliberal-islamcı sermayenin kendini yeniden üretmek için yaptığı son büyük imar hamlesi, İstanbul’un bir tür kopyasıyla ortaya çıkıyor. Söz konusu kopya teşebbüsünün güzergahını ise Yeniköy-Sazlıdere Barajı- Arnavutköy- Başakşehir- Küçükçekmece Gölü oluşturuyor.

Kamuoyu ve sermayedarlar bu kopyaya o kadar da ikna değil. İstanbul’a bir kanalın açılması gerekliliğine stratejik bağlamda da ikna etmeye çalışan kurumlar yardıma çağırılmış. 1 Ocak 2009 tarihinde kurulan “Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi“ (ORSAM)‘nin yaptığı, Montrö Sözleşmesi açısından Kanal İstanbul’u değerlendiren Mayıs 2013 tarihli raporda; petrol ve doğal gazın boğazlar üzerinden taşımacılığının önümüzdeki dönemde artması, günümüz savaş gemilerinin tonajının çok büyük olması, tehlikeli madde taşıyan gemiler ve boğazın kıvrımlı yapısı gibi koşullar sebebiyle güvenlik açısından kanalın gerekliliği öne sürülüyor. Oysa bağlayıcı yönetmeliklerin değişikliklere uğratılabilmesi mümkünken, kanal açılmasına gerek olmadığı yine hukuki açıdan yapılan değerlendirmelerde karşımıza çıkıyor. Öte yandan boğazlardan geçmek isteyen uluslar arası gemilerin, hedeflendiği gibi engellenip kanala yönlendirilmesini sağlayacak hukuki bir argüman da yok. Fakat raporda ironik olan, İstanbul Kanalı ile ilgili yapılacak yeni hukuki düzenlemelerde Montrö Sözleşmesi’ndeki benzer strateji ve sınırlamaların mutlak kopyalanması gerektiğine değiniliyor oluşu. Uzun lafın kısası amaç ne hayati tehlikeyi bertaraf etmek ne de Montrö’nün getirdiği kısıtlamalardan kurtulmak.

Projeyi anlamamıza yardımcı olan tanıtım videosunda Türkiye’nin en büyük  2. şehrinin yine  İstanbul’dan doğacağı vurgulanıyor. Yenişehir projesinin büyüklüğü 453 milyon m2. Bunun 108 milyon m2’sinin  yollara ayrıldığı belirtiliyor. Bunun yanında 37 milyon m2 ise yeşil alan olarak sunuluyor. Diğer bir dikkat çekici bir nokta ise Kanal Projesi üzerinde 10 köprü yer alacağı ve yine sorunsuz trafiğin 108 milyon m2 yola ve 8 şeritli yolların varlığına bağlanıyor olması. Dünyada trafik sorunu olmayacak tek şehir diye reklam yapılırken toplu taşımadan hiç bahsedilmiyor. Marinalar, yeni rezidanslar, her yerde cami ve aş evleri ise projenin nirengi noktalarını oluşturuyor. Çeşitli dini referanslarla merkez cami külliyesi projesi yine çok detaylı olarak anlatılıyor. Projede bir bölgenin yüksek yapılar dizesine ayrıldığı, 100’er m. aralıkla 460 yüksek bina inşa edileceği aktarılıyor. Ayrıca saray, yalı, konak gibi mevcut yapıların kopyalarını inşa etmek ve turizme sunmak yine projede amaçlananlar arasında yerini alıyor. Serbest bölge olarak bahsedilen bir alanda Almanya ve Amerika gibi başka ülkelerin karakteristik mimarilerini ifade eden yapılar olacağı ve her ülkenin kendi işletmesini yapacağı not ediliyor.

İstanbul’un yaşanabilirliğini, geleceğini belirleyecek Kuzey Ormanları’nın üzerinde planlanan, yani kuzeye doğru yapılaşma tehlikesinin diğer adı olan bir proje ile karşı karşıyayız. Fetihlerle, hadislerle, stratejilerle anlatılan Kanal İstanbul’un videosuna bir bakın derim.

Göreceksiniz kanal bahane rant şahane!

Kaynaklar:

https://www.academia.edu/6160885/Montro_Bogazlar_Sozlesmesi_isiginda_Kanal_Istanbul 

http://www.orsam.org.tr/en/enUploads/Article/Files/2013520_Rapor155site.pdf

http://ilerihaber.org/kanal-istanbulun-ayrintilari-ortaya-cikiyor/978/