Faşizm ve Sanat II: “Der Ewiger Jude” Sergisi



01-11-2015 10:24


Can Aksel Akın

1937 yılı Kasım ayında “Entartete Kunst Ausstellung”un devamı açılıyordu sergi ise “Der Ewiger Jude”sergisiydi. Bunu dilimize “Sonsuz Yahudi” olarak tercüme edebiliriz. Bu sergi “Utanç Sergileri” serisinin üçüncüdür. Kurucusu, 1936 yılında “Büyük Antibolşevik Sergisi”ni de gerçekleştiren, NSDAP (Nazi Partisi’nin kısaltması) yöneticisi Otto Nippold’dur.

Sonsuz Yahudi aslında bir Hristiyan söylencesine dayanmaktadır. 13. Yüzyılda ortaya çıktığı sanılmaktadır. Jesus Christus’un çarmıha gerilerek öldürüleceği yol üzerinde karşısına çıkan yurdu belli olmayan bir insanı anlatmaktadır. Bu kişi, Jesus ile alay etmiş ve ölmeden dünyayı dolaşma lanetine uğramıştır. 1602 yılında Almanya’nın Leiden şehrinde yayınlanan “Volksbuch vom Ewigen Juden” (Sonsuz Yahudi’nin halk kitabı) bu kişiyi bir Yahudi olarak göstermiş ve Ahasveros ismini vermiştir. Bu söylence farklı ülkelerde de, farklı isimlerle de yaygınlaşmıştır.

1602 yılındaki basılan söylenceye göre: İsa’dan sonra 30’lu yıllarda Ahasver adında bir ayakkabıcı Kudüs’te yaşamaktaymış. Jesus von Nazeret’in (İsa) geleneklere ve göreneklere karşı olduğunu düşünüyormuş ve Pontius Pilatus’un (Roma Valisi), Jesus’u yargılaması için elinden gelen herşeyi yapmaktaymış. Halkı, İsa’nın hacca gerilmesi konusunda kışkırtan da Ahasver olmuş. Yargılanma’dan sonra, İsa’nın öleceği yer olan Golgota’ya kendi çarmıhını sırtında taşırken, evinin önünde dinlenmesine de izin vermemiş. Bunun üzerine İsa, “Ben durup, dinleneceğim. Ama sen hep gideceksin!” demiş. Bu lanet ile Ahasver, dünyadaki sonsuz seyehatlerine başlamış, ölmesine izin yokmuş. Bütün ülkeleri dolaşıp durmuş, burada yeni tanıklar görmüş ve herkes onunla konuşmuş. Gittiği ülkelerin dillerini öğrenip, konuşurmuş Ahasver ama hep üzgünmüş ve Tanrı’dan çok korkuyormuş. Ahasver en son Hamburg’a ulaşmış ve 1599 yılında da Danzig şehrine gelmiş.

Sergi’nin temeline dayandığı söylence buydu. Gezici sergi olarak kurgulanan sergi, öncelikle Münih’te 8 Kasım 1837’den, 31 Ocak 1938’e kadar açık kalmış. III. Reich’ın Propaganda Bakanı Joseph Goebbels (1897-1945) tarafından bizzat açılmıştır. Giriş 50 Pfennig’tir. Biletler, NSDAP üzerinden 35 Pfennning’e de alınabilmekteydi. Yahudileri hedef gösteren, ölümlerine sebep olan “Die Juden haben keinen Zutritt” (Yahudiler giremez) afişi de bu sergide kullanılmıştır. Münih’te okullar sınıflar halinde bu sergiye götürülüyordu. İlk sergide 412.300 ziyaretçi kaydedilmiştir. Sergi ardından Viyana’ya gitmiştir. Bu sergide Viyana’nın eski belediye başkanı Richard Schmitz ve Kaberatist Fritz Grünbaum’un Dachau toplama kampında çekilen fotoğrafları da, “Yahudiler ve Yahudi Uşakları Yaz Havasında” başlığı ile sergileniyordu. Viyana’da okulların ziyareti zorunluydu ve 350 bin ziyaretçi kaydedildi.

12 Kasım 1938 ile 13 Ocak 1939 tarihleri arasında Berlin’deki sergiye, 250 bin ziyaretçi kaydedildi. Aynı yılın 4 Şubat- 11 Haziran arasındaki sergileri sırasyla Bremen, Dresden, Magdeburg şehirlerinde devam etti. Hatta işgal edilen Fransa’da “Le Juif et la France” (Yahudi ve Fransa) başlıklı benzer bir sergi düzenlendi. Bunun için Berlin’den Nazi diplomatı Walther Wüster kişisel olarak yardım etti.

“Wandernder Jude” aslında 13.yüzyıl’da ortaya çıkan bir söylenceye dayanmasına rağmen sergi edebiyat alanından çıkarak, “Yahudiliğin Biyolojik Temelleri” başlıklı bir ırkçı bir aşağılama ile başlıyordu. Ardından gelen “Yahudi Dini” başlıklı bölümde ise, yine aşağılamaya dayanan, yanlış yorumlamalar vardı. Bir sonraki bölüm “Yahudi’liğin Tarihi” başlığını taşımaktaydı. Burada dünya tarihi, Yahudi’leri kan emici, kara borsacı ve dolandırıcı olarak anlatacak şekilde anlatılıyordu. Bu sebeplerden dolayı Yahudi’ler getto’lara hapsedilmeliydiler...

Nazi’lerin Yahudi olarak damgalamak istedikleri Leo Trotzki ve Charlie Chaplin’in resim ve fotoğrafları da sergideydi, onların da Yahudi oldukları öne sürülüyordu. Büyük komplo planları ile süslenmiş, Yahudi’lerin Almanya’nın Sovyetleşmesi propagandası sunuluyordu. Yapılmak istenen faşizm’e hazırlanan zeminin genişletilmesiydi.

Bu Sergi ve aynı isimle çekilen film, kristal gece ve adım adım gidilen holokost’un hazırlayıcıları arasında görülmelidir. 1938 yılının 9 Kasım’ı, 10 Kasım’a bağlayan gece’sinde tüm Almanya’da Yahudilere karşı soykırım uygulamaları gerçekleştirilmiştir. 7-13 Kasım 1938 tarihleri arasında 400 Yahudi öldürülmüş, 1400 Sinagog, binlerce dükkan, ev ve Yahudi mezarlıkları yok edilmiştir. 10 Kasım’dan itibaren 30bin Yahudi, ölecekleri toplama kamplarına gönderilmiştir. Ocak 1933’te Hitler’in başbakan olarak iktidara gelmesi ile başlayan, yunanca’da holokauston kelimesinden gelen ve tamamen yanmak anlamına gelen holokost, 1941-1945 yılları arasında sistematik olarak gerçekleşmiştir. Amacı Yahudi’lerin olmadığı bir Avrupa yaratmaktır.