Dr.Safiye Ali’den bu yana İlerici Kadınlar



29-10-2015 07:10


Yıl 1923. Savaş yorgunu memlekette gericiliği süpüren güçlü bir rüzgar, yepyeni bir rejim var. Bunun yanında açlık, yoksulluk, salgın hastalıklar, anne ve bebek ölümleri de cabası...

Savaşın harap ettiği ülkede hali hazırda yeterli sayıda doktor, hemşire, öğretmen de yok. Cumhuriyet kendi kadrolarını yetiştirmeyi önüne koymuş, ancak o kadrolar yetişene kadar binlerce bebek, çocuk, anne, yurttaş muhtaç vaziyette bekleyecek değil ya... Hal böyle olunca bir kişiye on kişilik iş düşüyor; kollar sıvanıyor, gece gündüz halka hizmet vermeye...

Düşünün; Cumhuriyet’in ilk yıllarında sağlık taramasını ve koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen bir Küçük Çocuklar Muayenehanesi kuruluyor. Anne ve çocuklara hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık hizmetleri veriliyor, ayrıca çocuk bakımı ile ilgili eğitimler veriliyor.

Yetmiyor; Süt Damlası merkezleri kuruluyor. Hem anne sütü teşvik ediliyor, hem de sütü yetmeyen annelerin bebeklerine ve beslenme eksikliği saptanan binlerce çocuğa üstelik de özel diyet ihtiyaçları gözetilerek gıda sağlanıyor.

Bir beslenmekle kalsa; üstüne başına giyecek düzgün ve koruyucu kıyafetler temin edemeyen binlerce yoksul anne ve çocuğa kıyafet sağlanıyor. Öyle ya, insan soğuktan donarken iyi beslense n’olcak; öyle yarım yamalak “sağlıklı” olunur mu, sağlık bir bütün değil mi?

Sadece süt vermekle önlenir mi kemik erimesi, tedavi edilir mi yoksul memleketin binlerce raşitik bebesi? Olmaz, güneş ister kemikler; Florya sahilinde Güneş Banyoları yapılıyor. Çocuklar kova ve kürekleri ile oynarken bir yandan kemikleri ihtiyacı olan güneş ışığını alıyor, bir yandan da yüzerek spor yapmış oluyorlar.

Bunlar gibi pek çok mutluluk verici ve bugün dahi gıpta edilecek sağlık uygulamalarından bahsedebiliriz. İlla ki dönem itibari ile başta Sovyetler olmak üzere Avrupa’da Almanya merkezli esen sosyal tıp yaklaşımının etkisini de es geçmemek gerek. Ancak izninizle 29 Ekim’e denk düşen bu yazı için ben yalnızca tüm bu uygulamaların mimarından, gecesini gündüzünü halka adamış bir Cumhuriyet kadınından, hatta Cumhuriyet’in ilk kadın doktorundan bahsedeyim; Dr. Safiye Ali’den...

Tıp eğitimini Almanya’da tamamlayan Dr. Safiye Ali, kendisine ihtiyacı olan memleketine geri dönüp İstanbul’a yerleşiyor. Haziran 1923’te hekimlik mesleğini icra etme iznini alarak Cumhuriyetin ilk kadın doktoru oluyor. O dönem hekim olmak kadınlar için çok kolay olmayan, halkın da çok alışkın olmadığı bir durum. Öyle ki, İstanbul’da uzun süre tek kadın hekim olan Safiye Ali’nin adı Malül Gaziler Büyük Ticaret Salnamesi’nde “Safiye Ali Bey” olarak geçiyor.

Safiye Ali yalnızca ilk kadın hekim olmakla da kalmıyor, İstanbul Amerikan Kız Koleji Tıp Bölümü’nde ders veren ilk kadın öğretim üyesi oluyor.

Özellikle kadın ve çocuk sağlığı olmak üzere toplum sağlığı konusunda hayati öneme sahip çalışmalar yürütüyor. Faaliyetlerini yalnızca sağlık ile sınırlı tutmayan Safiye Ali, Avrupa’daki eğitim yıllarında kadın hareketleri ile tanışıklığının da etkisi ile kısa süre içinde bu alanda da aktive oluyor. Kurucularından olduğu Kadın Birliği ile bu alanda ciddi faaliyetler yürütüyor.

Kadın Birliği, 1927 yılında kadınların milletvekili olabilmeleri için Mustafa Kemal Paşa’dan randevu istiyor. Paşa heyeti bekletmeden hemen kabul ediyor, uzun bir görüşme yapıyorlar. Bu girişimleri 20 Haziran 1927’de The New York Times’ta “Türk Kadınları Oy Hakkı İstiyor” başlığı ile haber oluyor.

Safiye Ali’nin feodal, erkek egemen ve muhafazakar kültür örüntüleri ile inşa edilmiş bir toplumda ilerici bir kadın olarak gericilerin hedefi haline gelmesi de çok sürmüyor. Süt Damlası merkezlerinde süt hırsızı olmakla itham ediliyor, Kadın Birliği’nde yaptığı faaliyetler engellenmeye çalışılıyor, Birliğin faaliyetleri mali takibe alınıyor, attığı her adım takip ediliyor, tehdit ediliyor. Her şeye rağmen toplum sağlığı ve kadınların eşit ve özgür yurttaşlık hakları için mücadele etmekten vaz geçmiyor.

Cumhuriyet’in ilk kadın doktoru Safiye Ali’nin hayatı ve çalışmaları adeta bir derya. İlgilenenlerin Nuran Yıldırım’ın yazdığı ve Tarih Vakfı Yurt Yayınları’nın yayınladığı “Türkiye’nin İlk Kadın Doktoru Safiye Ali” adlı kitabı mutlaka okumalarını öneririm.

Bugün 29 Ekim 2015. Hala toplum sağlığı ve kadınların eşit ve özgür yurttaşlık hakları için çok çetin, gericiliği karşısına alan ilerici bir mücadele veriyoruz. Biz de hedef gösteriliyoruz, tehdit ediliyoruz, taciz ediliyoruz; hatta çok değil, iki buçuk hafta önce havaya uçurulduk. Safiye Ali’nin peşine takılan kötü adamlarla şimdikiler arasında bir göbek bağının olduğu da gün gibi ortada...

Yazıyı, Cumhuriyet’i ve 1923’teki ilerici atılıma katkı sunan herkesi sonsuz bir saygı ile selamlarken, Safiye Ali’nin hayatından küçük bir alıntı ile bitirelim:

Dr. Safiye Ali’nin kurucularından olduğu Kadın Birliği’nin erkek üyeleri de vardı ancak oy verme ve seçilme hakları yoktu. 1927 genel kurulunda erkek üyelere oy verme hakkı tanınması gündeme geldiğinde Safiye Ali şu sözleri sarf etti; “Kadın-erkek hayatının birleştiği bir zamanda yeniden harem kurulmasına doğru adım atmak ilerici kadınlar tarafından benimsenemez.”

Sen rahat uyu Safiye Ali; İlerici Kadınlar bu örgütlü gericiliği hala benimsemiyor!