Dönekler ve dönemeyenler



26-12-2014 08:19


Türkiye'de solda siyasal alanda yaşanan sıkışma ve yenilgiler çoğu zaman beraberinde geçmişle hesaplaşma adımlarını getirdi.

Bu şekilde başlayan hesaplaşmaları çoğunlukla geçmişe yönelik reddiyeler üzerine inşa edilmiş mutlak kopuşçu tezler izledi.

Özellikle solun 1908 ve 1923 gibi ileriye yönelik atılımlara ilişkin bakış açısı büyük ölçüde siyasetsizliğin izini taşıyarak şekillendi.

Benzer bir sorunu sosyalistlerin kendi tarihine bakışında da görmek mümkün... Sosyalist harekette yenilgiciliğin en önemli sonuçlarından biri, Türkiye devrimci hareketinin geçmişten kalan mücadele birikimine yönelik bir sevgisizlik oldu.

Türkiye sosyalist hareketinden çıkan meşhur döneklerin çoğu işe geçmişten gelen mücadele birikimini değersiz bir maceracılığa indirgeyerek başladı. Sosyalizm mücadelesinin insanının bireyleşememesini ve akılsızlığını keşfederek devam etti. 

Eşitlik ve özgürlük mücadelesine sırtını dönenlerin yarattığı çürümeyi uzun uzun anlatmanın anlamı yok. Konumuz benzer bir bakış açısını ve umutsuzluğu taşımasına karşın dönemeyenler... 

Bahsettiğimiz ikinci küme hem günahlarının görece hafif olması hem de umutsuzluklarını genellikle açık açık ortaya koymamaları nedeniyle bu şekilde ele alınmadı.

Ancak, Türkiye sosyalist hareketinin bugünü ve geçmişini arınılması gereken bir hatalar kümesi olarak gören, sosyalizm mücadelesine omuz verenleri ise terbiye edilmesi gereken bir güruha indirgeyen bir algı örtük bir biçimde de olsa varlığını sürdürdü. 

Farklı tarihsel süreçler farklı sonuçlar üretti: Aradaki fark ise ikinci grup için bahsettiğimiz tezlerin mantıksal sonuçlarına uzatılamaması ve sosyalist hareket içerisinde varlığını devam ettirmesiydi. 

İlk grup yenilgi sonrasında gelişen bir aydın ihanetine işaret ederken ikincisi sahaya çıkamamanın sonucu olarak ortaya çıkan bir aydınlaşamama halini anlatıyordu. 

12 Eylül sonrasında yaşanan yenilgide ilkinin Haziran Direnişi'nin ardından ortaya çıkan atalette ise ikincisinin etkisi görüldü.

Buna karşın, Haziran Direnişi'nin en önemli sonuçlarından biri de sosyalist hareketin kendi tarihine ve ülkenin ilerici birikimine yönelik güvenini tazelemesi oldu. 

Direnişte ortaya çıkan tablo sosyalizm mücadelesinin yeni kuşaklarının benzer bir yenilgicilik ve siyasetsizliğe savrulmamasını olanaklı kılacak bir iklim yarattı. 

Oluşan iklimin kalıcı sonuçlar üretmesi ve sosyalist hareketin Türkiyelileşmesi için bir fırsat olarak kullanılması mümkün.

Bunun için Mustafa Suphilerin bağımsızlık mücadelesinin önderliğini almaya yönelik çıkışını ya da Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere'de sergilediği iradeyi maceracılığa indirgeyerek değersizleştiren bir reddiyecilikten uzak durmak gerekiyor.

Benzer bir durum solun burjuva devrimlerinin yarattığı birikime dönük bakışı için de geçerli. 

Bahsettiğimiz imkanın değerledirilmesi ise tarihsel birikimi ileriye taşımaya ve güncel karşılıklarını yaratmaya yönelik bir iradeyi ve düşünsel gelişkinliği gerektiriyor.