Diyelim ki!



06-12-2015 08:54


Barbaros Tantan

Yaşarken sorgulamak insan olmanın gereğidir. Her ne kadar sorgulamadan yaşayan toplum haline dönüştürülmek istensek de, bir yerlerde gizlemeyi becerdiğimiz sorgulama hissi, gün gelecek başımıza işler açacaktır.

Gelelim, kentlerimizde yaşananlara ve başımıza açılacak olası işler üzerinden diyelim ki kıyaslamasına…

Mesela,

Kocaeli’nin son dönemdeki gündem maddelerinden biri Körfez ilçesinden Kartepe ilçesine kadar uzun bir güzergahta yapılması planlanan metro. Bu projenin, kentin trafik yoğunluğunu azaltmanın yanı sıra ulaşım sorununun kesin çözümü olarak görüldüğü söylenebilir.

Diyelim ki, öyle. Ama, bugüne kadar kent kamuoyu bu proje hakkında yeterince bilgilendirilmiş değil.

AKP’nin yeniden tek başına iktidar olmasıyla eli güçlenen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sözde halkı ve muhalefeti de çalışmalara dahil etme kararı almak için adım atıyor.

Diyelim ki, bu adımı iyi niyetle değerlendirmek gerek.

Ama, Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun, “Seçimden önce bunu yapacaktık. Fakat seçimden sonra yapmaya karar verdik’’ açıklaması bile meseleye pozitif bakmamızı engelleyen, seçimden çıkacak siyasi sonuçlara göre bu iyi niyetli yaklaşımın değişebileceği içerikte.

AKP seçimden tek başına hükümet olarak çıkmasaydı, AKP’li Büyükşehir Belediyesi yönetimi aynı esneklikle muhalefeti dolayısıyla da halkı bilgilendirmeyi ilk iş olarak önüne koyar mıydı ?

Bence, HAYIR koymazdı.

Çünkü, 2004’ten bu yana yaşadığımız pratikleri bunu gösteriyor...

******

Kocaeli Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erbil Dursun, 3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, engelliliği ve engellilerin durumu hakkında şunları söylüyor: “Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 12’si yani 1 milyona yakınını engelli. Engellilerin yarısından fazlasını ise bedensel engelliler oluşturmaktadır.”

Diyelim ki engellisiniz, o halde kentsel yaşamda dışarıya adım attığınız andan itibaren bir dizi önemli sorun yaşamaya hazır olacaksınız. Başınıza gelmedik iş kalmayacak.

Diyelim ki, toplu taşıma aracına bineceksiniz, ne mümkün.

Diyelim ki, kaldırımda yürüyeceksiniz. Sizin için yapılmış kabartmalı yol yayalar ve bazen de motorlu araçlar tarafından işgal ediliyor, yürüyebilmeniz ne mümkün.

Diyelim ki, yolun karşısına geçeceksiniz, binbir türlü zorluk sizi bekliyor.

Kısacası, ne dersek diyelim, engelliyseniz, kentlerin hemen tamamında normal insan gibi yaşama olanağınız ne yazık ki yok.

O yüzden, Erbil Dursun hocanın mesajını iyi anlamak gerekiyor.

Kenti yönetenler ne kadar anladı dersiniz ?

Kısaca, yeteri kadar değil…

*******

Diyelim ki, sermaye grupları ile merkezi ve yerel yönetimdeki siyasi irade sizi nefes alacak bir ortamda yaşatmak için gerekli önlemleri almıyor.

Ne yaparsınız ?

Elbette ki, insani refleks olarak tepki gösterirsiniz…

Diyelim ki tepki gösterdiniz, ne ile karşılaşırsınız ?

Elbette ki, kolluk kuvvetlerinin baskısıyla…

İşte, Dilovası halkı da,şimdi yeniden böyle bir tabloyla karşı karşıya. Onları anlamak çok zor değil aslında. Ama, sermayenin aşırı kar hırsı ile merkezi ve yerel yönetimin Dilovası’nı gözden çıkartma yaklaşımı birlik olunca her şey değişebiliyor.

Diyelim ki, yerleşim alanınızın yakınına kömürcüler organize sanayi bölgesi kuruluyor ve siz kısa sürede kömür tozlarından nefes alamaz hale geliyorsunuz.

Ne yaparsınız ?

Elbette ki tepki gösterip, insanca yaşamak için gereken önlemlerin alınmasını istersiniz. Bunun tek yolu olan o organize sanayi bölgesinin yaşam merkezlerinden uzak bir yere kurulmasını yani oradan kaldırılmasını talep edersiniz.

İşte, Dilovası Turgut Özal Mahallesi halkı da birkaç gün önce bu talebini dile getirdi. Ama, her talep çağrısında olduğu gibi karşılarında güvenlik güçlerinin barikatını gördüler.

Diyelim ki, orada üniformalı güvenlik personeli değilsiniz de, bölgede yaşayan halktan birisiniz, ne yapardınız ? Sessiz mi kalırdınız ?

Bu refleksi ve tepkiyi anlamak gerçekten de çok mu zor ?

*******

 

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, partilerinin Kocaeli’nde son 60 yılın oy rekorunu kırdığını ifade edip, “Halkımızın partimize ilgisi, sorumluluğumuzu artırıyor’’ demiş.

Diyelim ki, bu oranda oy almadınız, sorumluluğunuz olmayacak mı ?

Ya da, muhalefette kaldınız, kendinizin de zaman zaman ifade ettiği gibi ‘muhalefet sorumluluğunuz’ olmayacak mı ?

Diyelim ki, 13 yıl öncesine göre Kocaeli çok mesafe aldı,

Diyelim ki, kenti bilen ama uzun süre sonra yeniden gelen herkes yönünü şaşırabilir,

Diyelim ki, (pek mümkün değil ama) sadece ulaşım sorununu çözdünüz,

NE OLACAK ?

Diyelim ki, sizin deyiminizle ‘’Kocaeli, yıldızı parlayan bir il olacak’’ ve oldu.

Bu değişiklikler, Kocaeli halkının ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamına nasıl etki edecek, buna ilişkin tasarımınız nedir, bir de ondan söz etseniz iyi olacak.

Yağma yok,

AKP’nin kentleri ve ülkeyi daha fazla gericileştiren,

İnsanları daha fazla piyasacı, sosyal yaşamdan uzaklaştırıcı ve siyasal biat kültürüyle donatıcı yaklaşımına sessiz kalınmayacak.