Diren Türkiye!



22-08-2014 09:15


Kurtuluş Kılçer

Recep Tayyip Erdoğan’dan çok çekti bu memleket. Çekmeye bir süre daha devam edecek. Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmaya hazırlanırken şimdi başbakanlığı beterin beteri varmış dedirtircesine Davutoğlu’na bırakıyor.

Ortadoğu başta olmak üzere dış politikada ülkemizin burnunu her türlü belaya sokan bir Dışişleri Bakanı başbakanlık koltuğuna oturacak. Memleket Tayyip’ten çekmişti, bundan daha çok çekecek.

Suriye’de iç savaş var. Suriye’de bu iç savaşın çıkarılmasında, bu savaşta dinci terör örgütlerinin desteklenmesinde, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda adım atılmasında pay sahibidir Davutoğlu. Bizzat mimarlarındandır. Bugün Suriye’nin kaybetmesi, İsrail’in çıkarınadır. Suriye’de dinci terör örgütlerinin arkasında durarak Suriye’de rejim karşıtı kesilmek İsrail çıkarlarının payandalığını yapmaktan öte değildir. Davutoğlu, objektif olarak İsrailcidir.

Irak’ta yaşananlar açık. ABD işgali sonrası ülkeye huzur gelmedi, iç savaşın, terörün ve göçün kol gezdiği bir ülke artık Irak. Saddam’a kızanlar, daha beterini kurdular. Bugün Irak’ta IŞİD gerçeği ve vahşeti varsa, bu vahşetin arkasındaki bölgesel ve emperyalist desteği bilmek lazım. Suudi parasıyla, Türkiye oluruyla kurulan bu örgütün bir parçası olan Tarık Haşimi gibi isimleri ülkemizde saklayan Davutoğlu’ndan başkası değildir. Türk konsolosluğu IŞİD elinde rehinken, Tarık Haşimi gibi isimler Türkiye’de saklanıyordu. Davutoğlu, objektif olarak IŞİD’cidir.

Bugün ülkemizde yaşanan bir travma var. Suriyeli göçmenler ülkemizin bir dizi kentinde yoksulluk içinde yaşıyor, dileniyor. Evlerinden kopan bu göçmenlerin trajedisi sadece Suriye’deki rejime bağlanabilir mi? Suriye’yi güçsüz düşürme, rejim değişikliğine gitme, İhvancı kardeşlerini iktidar yapmak için ülkeyi iç savaşa sokmaktan çekinmeyen bir dış politika mimarı Davutoğlu’ndan başkası değildir. Davutoğlu, objektif değil bizatihi savaş yanlısıdır.

Mısır’la kavga, Suriye ile savaş, Irak’la örtülü savaş, Suudilerle yarış, İranla rekabet, ABD’ye kulluk, Katarla dostluk. İşte bizim dış politikamızın fotoğrafı. Neo-osmanlıcılık adına yola çıkıp yerlerde sürünen bir dış politika... Türkiye’nin dış politikası, “ülke çıkarı”nın bile tek başına ağza alınamayacağı geri bir mezhepçilikten ibaret. Mısır’da, Katar’da, Suriye’de, Irak’ta ve daha bir dizi yerde dış politikada Davutoğlu’nun çizdiği rota mezhepçilik değil mi? Davutoğlu, objektif olarak ihvancıdır.

Suriye’de ölen binlerce insandan, kafası kesilenlerden, Ezidi katliamından, Irak kentlerinde, pazar yerlerinde patlayan bombalarla ölen çocuklardan, cariye olarak satılan kadınlardan bahsetmeyelim bile. Ya da IŞİD elindeki rehinelerden…

Cumhurun başı böyle olmaz dedik. Halkın yüzde 38'inin oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı halkı temsil edemez. 12 yıllık başbakanlığı sırasında ülkemiz çok çekti. Hukuksuz yargılamaları, haksız gözaltıları, işçi ölümlerini, maden kazalarını, polis vahşetini, yoksulluğu, hızlı tren kazalarını, yağmayı, yolsuzluğu, orman kıyımını, Kürt düşmanlığını, gizli dinlemeleri, havuz medyasını, gericiliği, karanlığı, cumhuriyet düşmanlığını…

Şimdi başkanlık rejimi getirecek. Önce yarı başkanlık ama; Davutoğlu başbakan, Tayyip cumhurbaşkanı!

Bundan daha kötüsü olamazdı!

Dayan Türkiye! Sen boyun eğmezsin!