Derin mevzular



04-03-2017 08:52


Metin Çulhaoğlu

“Kaseti varmış diyorlar…” 

Artık böyle… Bir siyasetçinin yaptıklarına nereden bakılırsa bakılsın anlam verilemiyorsa standart açıklama bu oluyor: “Kaseti varmış, öyle diyorlar…”

Devlet Bahçeli, AKP’yi iktidara getiren ve partisinin meclis dışı kalmasıyla sonuçlanan 2002 seçimlerinin startını vermişti…

2015 Haziran seçimlerinin ardından önüne ne getirilirse “hayır” diyerek Kasım seçimlerinin önünü açan odur ve bu yolu neden tercih ettiğini kimse izah edememektedir… Nihayet, AKP’nin bile uykuya yatırmış göründüğü “başkanlık sistemi” hikâyesinin ısıtılıp sofraya sürülmesine öncülük etmiştir. 

Neden?

“Kaseti varmış diyorlar…” 

Var mıdır yok mudur, bilemeyiz. 

O halde, “spekülasyon” denmesi elbette mümkün kimi yorumlar yapmaktan, en azından “şöyle bir durum olamaz mı?” diye sormaktan başka yol görünmüyor. 

***

Bahçeli için, Türkeş’e de referansla söylenenler vardır; “MİT’in adamı” gibi… 

Burasını geçip bir de Bahçeli’nin önemli siyasal rakiplerine bakalım. 

Meral Akşener:  Türkiye’nin ilk ve tek kadın İçişleri Bakanı’dır; dikkat, herhangi bir bakanlık değil, İçişleri Bakanlığı…  Bu görevi istifa eden Mehmet Ağar’dan 1996 yılında devralmıştır. Çekirdekten MHP’li değildir; MHP’den önce DYP’ye ve AKP’ye uğramıştır.

Ümit Özdağ: 27 Mayısçı kurmay bir subayın oğlu olup babasının sürgün yerinde dünyaya gelmiştir. Zamanında babasından çok şey duymuş, öğrenmiş olmalıdır. “Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi” (ASAM) ile başlamak üzere “istihbarat”, “araştırma” ve “strateji geliştirme” alanlarında çeşitli kuruluşlarda aktif rol oynamıştır. 

Sinan Ogan: Azerbaycan kökenlidir. Lisansüstü eğitimini Moskova’da yapmış, “Avrasya Araştırmaları Merkezi”inde masa başkanı olmuştur. İyi Rusça bilmektedir. “Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi” (TÜRKSAM) kurucusudur.

***

MİT, içişleri, emniyet, istihbarat, jeopolitik, strateji araştırmaları, dünya ve bölge dengeleri, Türkiyat, Şarkiyat vb. vb. 
Türkiye’de siyasal partilerde iç çekişmeler ve başkanlık yarışları hep olmuştur. Ancak, tarafların az önce özetlenen türde bir “ortak paydada” buluştukları, böyle özel bir “örüntü” ortaya koydukları hiç görülmemiştir.  

Kıran kırana bir siyasal mücadelede tarafların hepsinin sözgelimi müteahhit ya da silah taciri olması ne kadar anlamlı bir durum sayılmak gerekirse bu da öyledir. 

İlginçtir ve “spekülasyon” bundan sonrasıdır. 

***

Türkiye’de düzen siyaseti, vitrine koyduğu meclisin, seçimlerin, referandumların vb. gerisinde “derin kanallardan” akmaktadır.  
Geri planda, tek başına MİT’e, kontrgerillaya ya da Gladyo’ya indirgenmesi mümkün olmayan, ordudan sivil bürokrasiye, medyadan çeşitli sermaye çevrelerine, akademiye, bu arada dış bağlantılara uzanan karmaşık, kendi içinde mütecanis (türdeş) olmayan, kavgalı bir ilişkiler ağı bulunmaktadır.   

Durumu bilen saray rejimi bir türlü rahat edememekte, huzur bulamamaktadır. 

Eski müttefiki Fetullah ekibinin darbesiyle sarsılınca “derinliklere” kendi adına çeki düzen verme, buralardan bir karın ağrısı çıkmamasını sağlayacak düzenlemelere gitme ihtiyacı duymuştur.  Bir zamanlar birilerine “ne istemişlerse verilmişti” ya, şimdi de başkalarına bu derinliklerin yeddi eminliği verilmekte ya da vaat edilmektedir. 

Başka bir deyişle, içişleri, MİT, istihbarat, jeopolitik, strateji, Türkiyat, Şarkiyat vb. ekibinin bir kesimi davasını derinliklerin üzerindeki “normal” siyaset alanında sürdürmeye niyetliyken, bir başka kesim (ya da kişi) “Orası sizin olsun, derin devlet benim uhdemde olacak” demiştir. 

MHP’nin resmi araçlarının eskiden (belki hala öyledir) 06 DB (Devlet Bahçeli) diye başlayan plakaları olurdu. Şimdi 06 DDB (Derin Devlet Bahçeli) diye değiştirmeyi düşünebilirler. 

***

Ve “spekülatif” yazının sonu: Bugünkü balayı, 16 Nisan’a kadar sürse bile daha sonra bitmeye mahkûmdur ve ardından “kimin kimi kandırdığı” kavgaları başlayacaktır. 

Reisin hiçbir şeyi kimseyle paylaşmama ihtirası ve örneğin Kürt sorununa DDB zihniyetiyle yaklaşmanın sürdürülebilir olmaması buna işaret etmektedir.

Zaten şimdiden başlamıştır.