Darbe notları (1): Tekbir şeriatın sloganıdır!



18-07-2016 09:04


Doğan Ergün

An itibariyle takiyecilik el değiştirmiştir. 
Yıllardır siyasal İslam'ın kendi hedeflerini gizleyerek iktidarı ele geçirmek için ılımlı tezler ileri sürmesini tanımlamak üzere kullanılan takiye kavramı bugün en çok büyük sermaye ve onun medya organları için kullanılabilir. 
"Halk demokrasi için ayakta!", "Darbe püskürtüldü" manşetlerini atan, bu başlıklarla yayınlar yapan medya, "Halk direnme hakkını kullandı" diyen Kılıçdaroğlu, TÜSİAD ve bilcümle sermaye temsilcisi yaşanan esas darbe mekanizmasını halktan gizlemek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Cihatçılığın, şeriatçılığın ve faşizmin siyasi temsilcisi AKP'nin ya da gericilerin kendi niyetlerini saklamak gibi bir dertleri yok.
Recep Tayyip Erdoğan marşlarıyla, zikir törenleriyle ve tekbir sesleriyle düzenledikleri şeriatçı nümayişler planın ne olduğunu yeterince anlatıyor. 

İç savaş görüntülerinden, devlet içindeki Fethullahçı örgütlenmeden kimin sorumlu olduğunu dahi söyleyemeyecek, "laikliği kaldıracağız" diyen TBMM Başkanı'ndan kahraman yaratmaya soyunmuş bir CHP var artık. 
15 Temmuz gecesinden bir önceki baskını AKP'lilerden yiyen CNN Türk, AKP faşizminin propaganda mekanizmasının merkezine yerleşmiş olmaktan gurur duyuyor. 
İyidir...
Saflar netleşsin. Düzen güçleriyle karşısındakilerin ayrımları belirginleşsin. 
CHP'nin ne olduğu daha bir anlaşılsın örneğin... 
TBMM'deki ortak deklarasyona imza atan HDP'nin demokrasiciliği ile sosyalizmin farkları belirginleşsin... 

Ama bir şartla...
Kendi işimizi doğru yapalım.
HTKP'nin 'darbe' analizinde yer alan şu satırların hakkını verelim örneğin:
"Dün yaşananların ülkemiz açısından en acı boyutu ise, Türkiye sosyalist hareketinin bir bütün olarak sergilediği çaresizlik halidir. Ülkede bir yandan savaş uçaklarıyla kentler bombalanır bir yandan da genç erlerin boğazı cihatçı katiller tarafından kesilirken, sosyalist hareket toplu olarak izleyici konumunda kalmak zorunda olmuştur. Bu durum, ne yok sayılabilecek ne mazur gösterilebilecek ne de çeşitli mazeretlerle normalleştirilebilecek bir aczi göstermektedir. Türkiye sosyalist hareketinin en ivedi biçimde söz konusu durumun nedenlerini bulması ve bu etkisizlikten sıyrılmanın yolunu bulması bir zorunluluktur. HTKP, Türkiye sosyalist hareketinin bu ertelenemez görevinin sonuca ulaştırılması konusunda her tür çabanın önde gelen parçalarından olacaktır."

Bugün karşımızdaki tehlikenin şeriatçı-faşist rejimin inşası olduğu gerçeğini anlatalım örneğin... 
Meydanlardaki tekbir'in demokrasi değil şeriat istediğini net bir şekilde ifade edelim. 
O meydanlardaki yobazların ilerici, emekten yana hareketleri bastırmak için eğitimden geçirildiğini unutmayalım. 
Halkın kendi iletişim ve dayanışma ağlarını kurması ve cephesel bir mücadele için öncülük görevlerimizi yerine getirelim.
Meydanları şeriatın tekbirinden geri alacağız. Yeter ki işimizi yapalım.