Darbe girişimi olmasaydı neleri tartışacaktık?



25-07-2016 10:00


Emre Gürcanlı

Daha önce İleri Haber’de haberi verildiği üzeri 26-31 Temmuz tarihleri arasında Şirince Nesin Matematik Köyü’nde “İkinci Savaş Sonrası Bilim ve Marksizm” sempozyumu ve sempozyum kapsamında pek çok atölyeler gerçekleştirilecek demiş ve geçen hafta yürütücülüğünü benim yapacağım bir atölyeden söz etmiştim hatırlarsanız. Başlığı “Teknolojik değişim ve işçi sağlığı-iş güvenliği: Neden paralel gitmez?” olacaktı. Ancak lanet olası darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal ve başka kamuda çalışan akademisyenler olmak üzere, tüm akademisyenlerin yıllık izinlerinin iptal edilmesi dolayısıyla bu sempozyum da iptal edilmek zorunda kaldı. Geçen hafta içeriğinden biraz olsun söz etmiştim. Peki bu atölyeyi gerçekleştirseydik neler yapacaktır, daha doğrusu hangi soruları sorup, hangi sorulara yanıt vermeye çalışacaktı?

Sorularımızı daha çok “teknoloji” ve “tercihler” üzerinden sormaya çalışacak, buradan yola çıkarak da bir gelecek toplumu kurgulamak için beyin fırtınası yapacaktık. Sonuçta bir atölye dedik, tartışalım dedik, yeni fikirler ortaya çıksın dedik ve bilim felsefesi, teknoloji ve bilim ve benzeri tartışmaları acaba işçi sağlığı ve iş güvenliği alanına taşıyabilir miyiz diye düşünmüştük. Özel olarak da teknoloji, teknolojinin evrimi, teknoloji ve insan gibi başlıklara girecektik. Kesin bir sonuç çıkarmak adına değil, sorular sormak, geleceğe dair daha yeni ve somut sorular sorabilmek amacıyla. Bu atölyeyi bir şekilde gerçekleştireceğiz, ama önümüzdeki güz döneminde veya belki de bu sempozyumdan bağımsız olarak. O yüzden bazı ipuçları vermeye çalışayım şimdiden:

Türk Dil Kurumu’nun teknoloji tanımı şu şekilde:

“1. isim Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi

2. İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü”

Yalnızca bu tanımların üzerine gitmek bile iyi bir başlangıç. Basitçe sorularımızı soralım

“Yapım yöntemi” tercih edilirken neler göz önüne alınmaktadır?

Kullanılan araç, gereç ve aletler tercih edilirken neler göz önüne alınmaktadır?

Bir yapım yöntemi tercihi, kullanılan araç, gereç ve alet tercihi, üretim araçlarına sahip olan sınıftan bağımsız mıdır?

Herhangi bir yapım yöntemini değiştirmeden, yerine başkasını koymadan “sağlık ve güvenlik” önlemleri alarak o yapım yöntemini sıfır “iş kazası” sıfır “meslek hastalığı” noktasına getirmek mümkün müdür?

Aynı şekilde kullanılan alet, edevat, makina, her türlü alet daha ergonomik, daha güvenli hale getirilerek, kullanan kişiye koruyucu donanım vererek o alet, edevat, makina… güvenli ve sağlıklı üretim yapar hale getirilebilir mi?

Var olan yapım yöntemlerini, alet, edevat, makinayı… değiştirmeden, işçilerin denetimi ile (işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları, sendikalar, işçiden yana bir kamu denetimi vs. vs. ) ile güvenli ve sağlıklı bir üretim gerçekleştirilebilir, ölüm ve yaralanmalar önlenebilir mi?

İşçi sınıfının üretim araçlarına sahip olduğu geleceğin eşit ve özgür toplumunda, daha fazla kamusal denetim, her aşamada işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında işçi katılımı, toplumsal ölçekte koruyucu sağlık hizmetleri (evden işyerine kadar bütünsel olarak, SSCB’de olduğu gibi) tek başına üretim sürecindeki ölüm ve yaralanmaları önlemek için yeterli mi?

Bir önceki sorunun devamı olarak, geleceğin eşit ve özgür toplumunda daha güvenli teknoloji mi, yoksa başka bir teknoloji mi olacak? Veya hangi sanayi dalları olmayacak, hangi teknolojiler (üretim yöntemleri, alet, edevat, makina, malzeme vs. vs. olarak geniş olarak düşünelim) olmayacak? Kapitalist üretim ile sosyalist üretim arasında işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından fark, birisinde daha fazla güvenlik ve denetim olması mı?

Geleceğin eşit ve özgür toplumunda nasıl bir teknoloji olacak?

Bu ve benzeri soruları sorup, yanıt vermeye çalışacaktık yarım gün boyunca, gece belki devam edecektik tartışmaya, randevulaşacaktık katılımcılarla yeniden buluşacak, yeniden tartışacaktık. Olmadı. Ama en azından ben bu köşeden bu soruları sormuş olayım ve tartışmak için tüm okurlarıma çağrıda bulunayım.