Darbe girişimi, OHAL ve işçiler



31-07-2016 09:29


Barbaros Tantan

Darbe girişimi bastırıldı,

Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildi,

Binlerce kişi derdest edildi,

FETÖ ile bağlantı kuşkusu çok sayıda TV, gazete ve derginin kapanmasına, sahipleri ya da çalışanlarının gözaltına alınmasına neden oldu.

Ve, daha birçok gelişme…

Peki, bu arada işçiler ne yapıyor ?

Aslında OHAL’den en fazla zarar görecek olanların başında işçiler geliyor ama kantarın topuzu daha onlara değmediği için pek farkında değiller.

Mesela, Birleşik Metal-İş Sendikası, İzmit Bekaert’te çalışan 400 işçiyi ilgilendiren yeni dönem toplusözleşme görüşmeleri için taslağını açıkladı. Ve o taslakla masaya oturacak.

Toplu sözleşme taslağını işçilerle birlikte hazırlayan Birleşik Metal-İş, masadan kazanımla kalkmanın hesaplarını yapıyor. Ama, böyle olmazsa da en az zararla kalkmanın da mantıklı olacağı ortada.

Çünkü, işçilerin önemli bir bölümü, darbe girişimi sırasında darbeyi önleyen yaklaşıma ve AKP kadrolarına kayıtsız şartsız destek verdi. Daha sonra ilan edilen OHAL’i de memnuniyetle karşıladı.

Tıpkı, işverenlerin de yaptığı gibi…

Yani, sağlanan milli mutabakata üst düzeyde katkı sundular. Ama, iş toplusözleşme görüşmelerine gelince işverenle ters düşüyorlar. Yani, milli mutabakat hemen dağılıveriyor, durumun doğası gereği.

İşte, işçiler, OHAL gibi durumlarda asıl darbeyi yiyenin kendileri olduğunu gecikmeli olarak anlıyor.

Şimdilerde toplusözleşme masasında anlaşma sağlanamazsa ne olacak ?

Yasal prosedür gereği sendika grev kararı alacak ve bir süre sonra uygulama kararını işverene tebliğ edip fabrika kapısına asacak. Ama, uygulama günü geldiğinde bir bakacak ki, ‘’Grev, OHAL uygulaması kapsamında milli güvenliği tehdit edecek’’ gerekçesiyle ertelenmiş.

İşte, o zaman gerçek tabloyu görecek.

Darbe savuşturması sürecinde milli mutabakata eşit destek koyduğu işvereni, hükümet ve OHAL uygulaması gücüyle grevini erteliyor, toplusözleşme masası için açıktan avantaj sağlıyor.

Sonrası, tabi ki sözleşme Yüksek Hakem Kurulu’nun (YHK) yolunu tutuyor. Oradan da, bırakın talep edilene yüzde 70 yaklaşan bir ücretle anlaşmayı, enflasyon oranında verilecek zam kararına boyun eğmek zorunda kalıyor.

İşte, OHAL’in bu dönem, işçi sınıfına çıkartacağı faturanın kısa özeti…

Bekaert işçisi bu durumu biliyor,

Sendikaları Birleşik Metal-İş’te bu süreçten elbette ki hem kendisi hem de üyelerinin yıpranmadan çıkması gerektiğini düşünüyor.

Ama, darbe girişimi, bu girişimin engellenmesi ve OHAL ilanı sürecinde ana fikirden uzaklaşan, ‘’Vatan için’’ diyerek sömürü sistemini devam ettirenlerle kolkola girmekte sakınca görmeyen bir işçi sınıfı, OHAL’in yarattığı psikolojik, sosyolojik, siyasal ve güvenlik politikalarının hakim olduğu ortamda, sessizliğini korumaya ve boyun eğmeye mecbur bırakılıyor.

Asıl sorun da bu…

Şimdi, OHAL uygulaması işçiler ve diğer çalışanlar açısından ne ifade ediyor, ona bakmak gerek.

Bu konuda, Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi Bölümü öğretim görevlilerinden Aziz Çelik, ayrıntılı bir değerlendirme yapıyor ve bunu Birgün Gazetesi aracılığıyla kamuoyuna duyuruyor.

Kendisinden yararlanarak şunları söyleyebilirim…

İşçi hakları, OHAL-KHK ile düzenlenemez. OHAL KHK’leri OHAL ilanı ile ilgili konularla sınırlıdır ve diğer yasalarda kalıcı değişiklik yapamaz. Bu çerçevede darbeye karışanlar ve darbeyle bağlantılı suçları işleyenler hariç olmak üzere çalışanlarla ilgili düzenlemeler OHAL KHK’leri ile yapılamaz.

Görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecek, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyecekler. Bu hüküm sadece kamu görevlilerini değil, kamu işçilerini de kapsamaktadır.

Bu süreç oldukça sancılı olabilir, hukuksuzluklar ve keyfilikler yaşanabilir. Görevden uzaklaştırmalarda yürütmeyi durdurma kararı alınamaması ve ceza yargılamalarının sonucunun beklenmemesi ciddi mağduriyetler yaratabilir. Kurunun yanında yaş da yanabilir veya işgüzar uygulamalar gündeme gelebilir. Nitekim bu yönde uygulamalar da görülmekte. 

Aziz hoca, OHAL’de toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve işçi eylemleri hakkında da şu paylaşımlarda bulunuyor.

‘’Toplu iş sözleşmeleri OHAL uygulanmasından etkilenmez. OHAL nedeniyle toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasına müdahale edilemez. Toplu iş sözleşmesi süreci de OHAL döneminde sınırlandırılamaz. Aynı şekilde OHAL döneminde greve çıkılabilir. OHAL grev yasağı anlamına gelmez. Grev uygulamaları OHAL ilanına yol açan sebeplerle ilgili olmadığı için OHAL-KHK ile grevlerin yasaklanması hukuksuz olur.

Ancak hükümetin grev erteleme yetkisi devam ettiği için, OHAL koşullarında bu uygulamaya daha kolay başvurulabilir…

OHAL, Anayasa ve İHAS hükümlerine uygun yürütüldüğünde, sendikaların kapatılması ve grevlere müdahale edilmesi mümkün değildir. OHAL 11. madde çerçevesinde de grev uygulamasının önünde bir engel yoktur. Valilerin grevleri yasaklama yetkisi yoktur.

Ancak OHAL Kanunu 11 (m) maddesi özellikle grev ve işçi direnişlerini etkileyebilir. Valiler bu hükme dayanarak grev ve direniş yerlerinde toplu hâlde bulunmayı yasaklayabilir.’’

Hoca’nın kıdem tazminatları ve taşeron konusundaki görüşleri de şöyle:

‘’OHAL KHK ile kıdem tazminatı düzenlenemez, kıdem tazminatı fonu kurulamaz. Taşeron işçilerle ilgili düzenleme, zorunlu bireysel emeklilik sistemi de OHAL-KHK ile düzenlenemez.’’

Anlayacağınız, sendikalar, OHAL döneminde de uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve sendikal yasaların sağladığı hakları kullanmaya devam edebilirler. Sendikalar toplu iş sözleşmesi yapabilir, iş uyuşmazlığı çıkarabilir; basın toplantısı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebilir, bildiri dağıtabilir ve greve çıkabilir.

Dolayısıyla, sendikal faaliyet ve mücadele darbecilikle ve şiddet olaylarıyla ilişkilendirilemez.

OHAL ilanının sendikal hakların kullanımıyla ilgisi yok. Ancak, genel siyasi koşulların ve OHAL’in “doğasından” kaynaklanan keyfilik, sınırlama ve hak ihlalleri yaşanması olasıdır.

Dolayısıyla sendikalar ve işçiler haklarını kullanırken idarenin keyfi ve hukuksuz müdahalesi ile karşı karşıya kalabilirler. Buna karşı etkin bir hukuk mücadelesi yürütülmesi şarttır.

Özcesi, darbe girişimi ve sonrasında ilan edilen OHAL, işçi sınıfını hareketsiz hale getirmenin bir başka yolu da olabilecek yasal ve psikolojik donanımlara sahiptir.

Darbe girişimi bertaraf edildi, OHAL ilan edildi, muhaliflere cadı avı süreci başlatıldı ve emekçilere de zor virajlar göründü.