“Çocuklar halkın iktidarında rahat oyun oynar”



05-03-2015 08:36


Aynı zamanda bir fotoğraf sanatçısı olan Fransalı Dr. Pierre Duterte, 2014 yılının Kasım ayında yayınladığı “Le Phototherapeute” adlı kitabında, işkence mağduru çocukların portrelerini ortaya koyma çabası gütmüş. Dr. Duterte’nin çektiği işkence mağduru çocukların portrelerindeki yüz ifadeleri çok tanıdık; işkencenin çocuk bedenine, mimiklerine kazınmış ifadelerini yakından tanıyoruz, biliyoruz biz bu ülkede...

Dr. Duterte’nin bu önemli yayınından haberdar olduğum günlerin gündemi trajik olarak Şakran Çocuk Cezaeviydi. Çocukların birbirlerine eziyet etmelerine göz yumulması, bu durum ile mücadele edilmemesi, hatta Cezaevi Yönetiminin olayların tüm ayrıntılarından haberdar olmaları da alenen işkence kapsamında değerlendirilir, değerlendirilmelidir. Çünkü kamu görevlileri, çocuk mahpusların alıkonulduğu tutukevinde her ayrıntısından haberdar oldukları şiddete açık bir şekilde göz yummuş durumdalar. Kaldı ki aynı cezaevi önceki yıllarda bizzat kamu görevlilerinin uygulayıcısı olduğu şiddet olayları ile de gündeme geldi.

Şakran Çocuk Cezaevi’ndeki olayların açığa çıkmasıyla birlikte, başta sosyal medya olmak üzere, medyada çocuklara yönelik işkence gündemi açılmış oldu. Hal böyle olunca Pozantı Cezaevi’nde yaşananlar ve oradaki çocuk mahpuslara yapılan işkenceleri haber yapan gazetecinin tutuklanması da yeniden gündeme geldi.

Yaşama dair her şeye düşman olan örgütlü kötülüğün çocuklarımızla ilgili işlediği suçların dökümünü yapmaya bu köşe yetmez. En kaba genellemeler ile;

·      Çocuk işçiliğe göz yuman, çocuk işçilere fabrikaların pres makinelerinde sıkışarak, inşaatların tepelerinden düşerek can vermeyi reva gören, katil patronlara ise üç kuruşluk tazminat cezası kesip bunu da 5-10 taksite bölebilen,

·      Küçücük çocukları acil sağlık hizmetlerinden mahrum bırakan, bu nedenle hayatını kaybeden miniklerin cansız bedenini de bir çuvala tıkıp babasının omzuna yıkan,

·      Mayınları, bomba artıklarını, çeşitli mühimmatları oyuncak belletip, minnacık bedenlerin et parçalarını analarının eteğine dökebilen, balkonundan sokağı seyreden küçücük çocukların kafalarını hedef gözeterek dağıtabilen,

·      Memuruyla, polisiyle, askeriyle, patronuyla ırzına geçtiği minicik bedenlerin tecavüzcülerini cezasız bırakabilen, üstüne de mağdurlara “bedenen ve ruhen sağlam” raporları çıkartabilen,

·      Şeriatçı katil çetelere her türlü desteği vererek binlerce Ezidi, Kürt, Arap, Türkmen çocuğu anasının sırtında yollar tepmeye, sonrasında da kamplardaki çadırlarda yaşamaya çalışmaya itebilen,

·      Küçücük yaştaki çocuklarla evlenilebileceğini salık veren, eğitim sistemini de bu zihniyetle ören,

·      Pazar haline getirdiği sağlık hizmetlerinden kar getirmeyen koruyucu sağlık hizmetlerini çıkararak binlerce çocuğu aşısız bırakan, onlarca kronik hastalığı olan çocuğun ilaç ve tedavi masraflarını SGK kapsamından çıkarıp ödemeyen, son olarak da bağışlarla kurulmaya çalışılan bir çocuk onkoloji hastanesinin açılmasına engel üstüne engel koyan,

·      Çocuk cezaevlerini işkencehaneler haline dönüştürüp, sorumluları cezasız bırakan, hesap soranları ise zindanlarına tıkabilen bir kötülük ile karşı karşıyayız.

Örgütlü kötülük işkence portrelerini genişletirken, buna karşı günden güne büyüyen bir mücadele hattı var. Ülkenin dört bir yanından binlerce insanın ucundan tuttuğu, emek verdiği, yürek koyduğu mücadeleler... Onlar çocuklarımıza en temel hak olan yaşam hakkını dahi reva görmez iken neler mi yapıldı?

·      Çocuklarımızın laik, bilimsel ve anadilde eğitim hakları için ülkenin dört bir yanında eğitim boykotu yapıldı.

·      Suruç’taki kampların çadırlarında yaşam mücadelesi veren çocuklar için oyuncaklar, elbiseler, mamalar toplandı; onlarla oyun-eğitim etkinlikleri yapıldı, sağlık taramaları yapıldı. Nice bebekler doğdu yaşamdan yana mücadele ören insanların eline...

·      Onlarca insan, Adliyelerin yollarını arşınladı ilgili davalar için, cezaevlerinin önünü bekledi; Pozantı, Van, Sincan, Şakran’da işkence gören çocukların davalarını aldı, tüm yaşananları gündeme taşıdı.

·      Çocuk emek sömürüsü ve iş cinayetlerine  karşı mücadele eden onlarca örgüt, inisiyatif var. Bu insanlar pek çok davaya müdahil oldu, bununla da kalmayıp çocuk emek sömürüsünü deşifre etti, bu sayede bu insanlık suçu mücadele alanına taşıdı.

·      Haziran’da Gezi Parkı’nda en güzel resimleri yaptı çocuklar; hayallerinin en özgür aktığı o Park’ta, ve o Haziran’da...

·      Ve Berkin’in cenazesinde sel oldu binler; kafası dağıtılmış, on altı kiloya düşürülmüş, o kadarcık yaşında canı alınmış yeni çocuklar kaptırmamak için çocuklara susamış bu aç canavara...

Dr. Duterte’nin kitabına dönersek; gerçekten önemli bir yayın, önemli bir kayıt tarihe düşülen... Ancak biz böyle portreler istemiyoruz artık; yeni işkence mağduru yüzler, cesetler, kemikler, toplu mezarlar... tümünü reddediyoruz.

(H)İç Güvenlik Yasası’nın maddeleri üçer dörder geçirilirken Meclis’ten, bu toprakların tüm ilerici güçleri şiddet üreten, şiddet yayan, öldüren, var olan şiddeti besleyen, şiddeti cezasız kılan, kısaca şiddeti sistematize eden bu işkenceci “rejim”e karşı topyekun mücadele etmelidir. En ileri ve nihai hedef ise, “çocukların rahat oyun oynaması” olmalıdır!