#Cizre: Hastanenin bodrum katına sığınmak



17-12-2015 07:00


Cümle kurmanın zor olduğu, hepimizi kanın tuttuğu günler...

Birer birer ve biner biner ölüyoruz; göçlere zorlanıyoruz, yine tek tek ve hep beraber.

Yaşananların travma öyküsünün ebatlarını öngöremiyoruz.

Bu kan revan içinde bizi iyileştirecek resmi bir sağlık bakışı da yok; Sağlık Bakanı binlerce insanın göçe zorlandığı, yüzlercesinin yaralandığı ve onca insanımızın hayatını kaybettiği bu tablo için yüzde 70-80 başarılı ama yetmez, yüzde 100 başarmalı diyor.

“Hayır, bir sağlık bakanının başarı kriteri yıkım ve kıyımın ölçütleri olamaz; olmamalı” derken Cizre’den haber geliyor: Sağlık Bakanlığı’na bağlı Cizre Devlet Hastanesi roketatar mermisi ile vurulmuş, tüm sağlık emekçileri hastanenin eksi birinci katına sığınmış, can güvenliklerinin alınması için Kaymakam ile görüşmeye çalışıyorlar.

İlk değil ki, son bir kaç hafta içinde bölgedeki hastanelerden ve ambulanslardan kaç fotoğraf geldi anımsamıyorum; her birinde “İyi ki o anda içeride hasta yokmuş” dedik hep bir ağızdan, kendimizi düşünmeden...

Tesadüf mü? Hayır tabii ki... Uzunca zamandır bölgede şiddetin sağlık hizmetlerini hedef aldığı vakalar artarak seyrediyor. Hayatını kaybeden arkadaşlarımız bile oldu. Dünya Tabipler Birliği dahil pek çok uluslararası örgüt, yani bu tabloyu bir “başarı” olarak görmeyen her aklı selim insan ve kurum, Türkiye’ye ciddi mesajlar gönderdi. Ülkedeki sağlık emek ve meslek örgütleri çırpındılar, çırpındık sağlık hizmetlerini hedef almaktan vazgeçin diye.

Geldiğimiz nokta sağlık hizmeti sunarken, nöbetten evine dönerken hayatını kaybeden sağlık emekçileri, hedef alınan hastaneler, hastane bahçelerine konumlanan akrepler, panzerler, elektrik kesintileri nedeniyle bozulan soğuk zincirler, beyaz bayrakla diyaliz olmaya giden hastalar, çatışmalar nedeniyle hastaneye ulaşamayan hastalar, imha edilen içme suyu depoları, tehdit edilen, sürülen, gözaltına alınan hekimler, evinde çocuğunun ölüsünü bekleten analar...

Bu yazıyı, Cizre’de sağlık hizmeti sunduğu esnada vurulan bir hastanenin eksi birinci katına sığınmak zorunda kalan sağlık emekçileri için yüreğim pır pır çarparken yazıyorum.

Arkadaşlarımın iyilik halini bekleyerek geçireceğim geceyi; aslında çoğunu siz de tanıyorsunuz, çoğu sizin de arkadaşınız: Gezi’den Ankara Katliamına dek neredeyseniz oradalardı...

Burada bırakıyorum, orada durdurulan hayat kadar yavaş parmaklarım.

Şu “başarı” meselesine gelince, onu daha konuşmaya başlamadık...