Çıkışsızlık süreci



14-11-2014 10:54


Kırılgan bir zemin üzerinde ilerleyen süreçte, AKP ve Kürt hareketi arasında geçici denge oluşturuldu.

HDP'nin İmralı heyeti tarafından önceki gün yapılan açıklamada, tarafların sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıkardığı belirtildi.

Buna karşın, AKP ve Kürt hareketi arasındaki gerilimlerin sıfırlandığını ya da önemsizleşecek ölçüde hafiflediğini söylemek mümkün değil.

Heyet tarafından yapılan uzlaşma açıklaması ve sonrasında AKP cephesinden gelen tepkiler iki tarafın birbirine yönelik güvensizliğini ortaya koyuyor.

HDP cephesi hükümetin tavrına dönük eleştirilerini sürdürdü ve detaylı bir yol haritasının henüz kendileriyle paylaşılmadığını belirtti. AKP'ye yakın isimlerin yazılarına bakıldığında da HDP'yi ve Kandil'i hedef tahtasına alan tutumun sürdüğü görülüyor.

Süreç, bütünüyle uzlaşılan bir nihai çerçevenin değil tarafların mevcut pazarlık yeteneğine göre şekillenen dengelerin belirleniminde devam ediyor. Bu haliyle yeni gerilimler ve çatışmalar üretmeye de açık.

*****

Kobane'ye yönelik IŞİD saldırılarının ardından yaşanan sarsıntıya karşın sürecin devam etmesinin nedeni ise Kürt hareketinin düzen içerisinde AKP dışındaki muhatapları dikkate değer görmemesi.

Aysel Tuğluk'un "devletin geleceğini düşünenler ve seküler güçler hızla sorumluluk almalıdır" sözlerinde somutlanan arayış ise Kürt hareketinin bütünü tarafından henüz yeterince gerçekçi bulunmuyor.

Hareketin ana eğilimini geleceği belirsiz olarak görülen birlikteliklerden uzak durmak ve mevcut dengelerin üzerinden ilerleyerek alanını arttırmaya çalışmak oluşturuyor.

Bölgede ABD'yle girilen arayışların ve Türkiye'de başarısızlığa mahkum bir sürecin devam ettirilmesinin arkasında bu pragmatik bakış açısı yatıyor.

PKK - PYD çizgisi bölgede oluşan yeni tabloyu veri kabul ederek alan tutmaya çalışıyor.

AKP ise başarısızlığa uğrayan stratejisinde ısrarcı, bölge denkleminde bu durum bir gerilim kaynağı.

Ortadoğu'da 'Arap Baharı'nın başarısızlığı sonrasında oluşan tabloda Türkiye'de düzeni sürdürecek AKP dışı bir seçenek henüz şekillenmedi.

Bu durum, bölge politikasında AKP'yle köprüleri büyük ölçüde atan Kürt hareketinin Türkiye içerisinde aynı tavrı geliştirmesinin önüne geçiyor.

Hareketin Türkiye'de karşısında devleti temsil etme yeteneğine sahip bir muhatap görmeden süreçten bütünüyle vazgeçmesi ise epey zor.

Ancak, sürecin iki aktör arasında bölgesel bir işbirliği oluşturma hedefinden Türkiye ölçeğine doğru kaydığını söyleyebiliriz.

****

İleri'de bugüne kadar çıkan yazılarda, Türkiye'yi önümüzdeki dönemde istikrarsız ve bu anlamda sosyalist hareketin müdahalelerine açık bir tablonun beklediği sıkça vurgulandı. Buna eşlik eden bir diğer vurgu ise sosyalistlerin AKP, MHP, CHP ve HDP'nin dışında beşinci bir güç haline getirilmesi ihtiyacıydı.

Kürt sorununda yaşanan çıkışsızlık düşünüldüğünde bu ihtiyacın yakıcılığı bir kez daha ortaya çıkıyor.

Düzenin seçenek üretme yeteneğini yitirdiği ve Türkiye'nin daha fazla çatışma üretmeye aday bir sürece mahkum kılındığı bir tablodan çıkış olanaklı.

Bu çıkışın Kürt sorununu merkeze alan stratejilerle gerçekleşmesi ise mümkün değil.

Ancak, sosyalist hareketin eşik atladığı ve yeni bir cumhuriyet fikrini gerçek bir seçenek haline getirdiği bir tablo, Türkiye ve bölgedeki mevcut denklemi değiştirebilir.

Eşik atlamanın koşulu, odaklanma noktalarını doğru belirlemek ve Haziran kitlesine seslenmeyi merkeze yerleştirmek.

Sürecin yaratacağı olası gerilimlere ise tek başına bir dayanışmacılıkla değil yeni bir cumhuriyet hedefini güçlendirme perspektifiyle yaklaşmak gerekiyor.