Cezacılar



27-12-2015 09:17


Barbaros Tantan

İzmit’te, ilçe belediyesinin yasaları uygulamaktaki titizliği çok tartışılır durumda. Bu tartışma zeminini yaratan da, belediyenin riyaset (başkanlık) makamı ya da başkanlık adına hareket eden Encümen’dir.

Nedeni çok basit;

Kendileri gibi düşünmeyenleri ticari, sosyal ve siyasal faaliyetlerini bertaraf etmek, faaliyet sahibini de o alanlardan uzaklaştırmak.

Mesele bir yerlere afiş yapıştırmak ya da yazı yazmaksa, ‘’bizim izin verdiğimiz yerler dışına afiş yapıştıran ve yazı yazanlara kabahatler kanunu gereği ceza yazılır’’ ilanı yapılıyor ve acımasızca ceza yazılıyor.

‘’Sizler de yasak yerlere afiş yapıştırmayın, yazılar yazmayın’’ diyenlere anımsatırım, afiş yapıştırılan ya da aslına yerler yılın 365 günü ‘gerici propaganda’ adına işgal edilmiş durumda. Yer bulamıyorsunuz ya da bulsanız da asacak zaman denk düşmüyor.

Ancak yandaşsanız, kentin her yerine (D-100 karayolu güzergahındaki tel örgülerin tamamına) süresiz biçimde afiş asarsınız. Otobüs durakları ve yürüyüş yolundaki palet ilan yerlerine astığınız afişler, etkinlikten bir ay sonra bile görülebilir.

Mesele, gerici kültüre ilişkin algı yaratabilmek ve o algıyı yönetmek.

Cezacılar, böyle durumlarda görülmez, ortaya çıkmaz.

Yazılama meselesine gelince…

Geçenlerde, Kocaeli Üniversitesi’ndeki Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) üyeleri, yayın organları YENİ YAZILAR için oturdukları bölgede duvarlara yazılama yaparken polis tarafından durdurulup, çağrılan zabıta ekiplerince ‘’kabahatler kanununa muhalefet’’ gerekçesiyle cezalandırılıyor. Hem de, 1000’er TL para cezası.

Bu hoşgörüsüzlüğün, acımasız davranışın ve kinin tek nedeni, muhalefet olunmasıdır. Eğer yandaş olursanız afişiniz ya da pankartınız günlerce her yerde durabiliyor. Yaptığınız yazılamaya bırakın para cezası kesilmesini, ses bile çıkartılmıyor. Hatta, bazıları, kamu görevlisi olan ama resmi elbisesi olmadan çıkan kişilerce de yapılıyor.

Bu kafadaki cezacıların hedefi solcular, sosyalistler, devrimciler, komünistler, FKF’liler yani muhalif duruşu olan kişi ya da örgütlerdir.

O cezacılar, kendilerini ‘diktatörden aldıkları güçle hareket eden kanun adamı’’ gibi görerek, pervasızca cezalar kesebiliyor.

Ama, unuttukları bir gerçeği anımsatalım,

O cezaları kesen belediye zabıtalarının içinde ‘’hizmet alımı’’ yani taşeron elemanı olarak çalıştırılan, üzerine sadece ‘zabıta’ yazan mont giymiş personel de var. Yani, o kişiler eliyle yapılan işler hukuksuzlukta sınır tanımamanın kanıtı.

Yetkisi olmayan kişiler, geniş yetkiler kullanarak yandaşları koruyor, muhaliflere ise cezalar yağdırıyor. Hem de, polis desteğinde.

Nasıl bir kumpas ama ?

Kumpastan dert yanan siyasal iradenin merkezinde ve yerellerinde görev yapanlar, unutmasınlar ki, kendi yaptıkları da, kendilerine yaşatılan kumpaslardan farklı bir şey değil.

‘’Bugün bana, yarın sana’’ dedikleri günleri anımsıyorum da, bu cezacı takımı sus pus olmuş, ses bile çıkartmıyordu. Çünkü, işin ucunda özgürlüklerinin elden gitmesi vardı.

Şimdi, gücün sarhoşluğunda davranıp, başkalarının anayasal özgürlüklerine bile müdahale etmekten çekinmiyorlar.

‘’Anayasal özgürlüklerime dokunamazsınız’’ karşılığı aldıklarında ise ‘’ucube kanun’’ diye tanımlanan, yerel yönetimlerin baskı aracı olarak kullandığı ‘’kabahatler kanunu’’ devreye sokularak, muhaliflerin gözü para cezalarıyla korkutulmaya çalışılıyor.

Bunun yanı sıra, ahlaksız bir teklif yapmaktan da çekinmiyorlar. Kesilen cezanın tebliğ tarihinden sonra 15 gün içinde ödenmesi halinde 4’te 1’inden vazgeçileceği ceza sahibine bildiriliyor.

Madem böyle bir olanak var, o zaman alt sınırdan değil de neden üst sınırdan ceza kesiyorsunuz ki ?

Mesele, öğrenci, yoksul ve işçi gençliği ‘cezayı ödeyemez hale getirip’, resmiyette ‘sicilini bozmak’…

Şimdi, bir de ‘paralelci yapılara’ kesilen cezalar var.

Hani ‘’Bize kumpas kurdular’ dedikleri yapının ticari hayattaki işletmelerine, ‘kaşının altında gözün var’ der cinsinden suçlar yaratıp ceza kesmeye başladılar.

Cezacılar ya, alıştılar bir kere. Bundan, paralelciler de nasibini alıyor.

Eski değil, çok yeni, İzmit Belediyesi Encümeni, Fethullah Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen dershanelere binlerce lira ceza yazdı.

Encümen, Anafen dershanelerine ruhsata aykırı bölmeler yaptıkları gerekçesiyle 3 dosyadan toplam 196 bin TL, FEM Akademi’ye ‘ruhsata aykırı yapılaşma’ gerekçesiyle 65 bin TL, FEM’e 27 bin TL ve FEM Özel’e ise 37 bin TL para cezası kesti. Ayrıca, Özel Kaynak Eğitim Hizmetleri A.Ş.’ye ise 41 bin TL ruhsata aykırılık cezası verildi.

Fetullah Gülen cemaatinin finansal kuruluşlarından olan bu işyerlerine yazılan cezaların kaldırılmasını istemek elbette bizim işimiz değil. Ama, daha düne kadar yüzde 50 sorumlulukla paylaştıkları iktidarı tek başına ele geçirince şahinleşen kadroların genelde ve yerelde neler yapabileceğinin sınırlarını az da olsa belirlemek adına bunları bilmek gerekiyor.

Cezacıların soldaki muhalif kesimlere ve eski ortaklarına yönelik olan bu ahlaksız tutumları elbette teşhir edilecektir. Belediyeler, cezacı gibi dolaşan personel yerine hizmet için dolaşan personel istihdam etmelidir.

İzmit Belediyesi bu yolla haksız kazanç elde etmekten de vazgeçmelidir…