'Casus belli'



01-06-2015 10:26


Doğan Ergün

Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin MİT aracılığıyla Suriye'deki teröristlere silah gönderdiğini belgeleyen Can Dündar için dün şunları söyledi: 

"Milli İstihbarat Teşkilatı’na atılan bu iftiralar, yapılan gayrimeşru operasyon, bir yer de bu ajanlık ve casusluk faaliyetidir. Bu haberi özel haber olarak yapan kişi de öyle zannediyorum ki bunun bedelini ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu."

Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, bir başka ülke veya kuruluşun çıkarları adına çalışan kişiye casus diyoruz. 

'Casus belli' ise, Latince bir ifade ve "savaş nedeni" anlamına geliyor. 

Şimdi birkaç örnek üzerinden, 'casus' ve 'casus belli' kavramlarıyla Tayyip Erdoğan'ın ilişkisini anlamaya çalışalım.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, ABD'nin Sovyetler'e karşı desteklediği Afgan mücahitlerinin lideri, eski Afganistan başbakanı Gülbettin Hikmetyar önünde diz çökmüş kişidir.

Erdoğan, kendi ifadesiyle, ABD'nin Genişletilmiş (Büyük) Ortadoğu Projesi'nin eş başkanlarından biri olarak görevlendirilmiş kişidir.

Erdoğan, en yakınındaki isimlerden biri olan Aburrahman Dilipak'ın ifadesiyle, ABD ve İsrail tarafından dizayn edilmiş AKP'nin kurucu genel başkanı ve lideridir.

Erdoğan, ABD'nin Suriyeli silahlı 'ılımlı' cihatçıları eğittiği resmi kampa ve ABD'nin bölgeyi bombalamak için kullandığı İncirlik Üssü'ne ev sahipliği yapan ülkenin Cumhurbaşkanı'dır. 

Erdoğan, ülkesini ABD öncülüğündeki Irak işgal kuvvetlerine dahil etmeye çalışan, bu gerçekleşmeyince de temsilcilerinin ABD'de, bu adamı "delikten aşağı süpürmeyin" diye af dilediği kişidir.

Erdoğan, Suudi Kralı öldüğünde ülkesinde bayrakları yarıya indirten kişidir. 

Erdoğan, Suriye'deki cihatçıların bölgedeki para ve silah kaynaklarından biri, bu güçlerin siyasi hamisi olan Türkiye'nin cumhurbaşkanıdır. 

Erdoğan, BM güvenlik konseyinin 15 Ağustos 2014 tarih ve 2170 sayılı kararı gereği Suriye’de faaliyet gösteren örgütlere yönelik her türlü desteğe yaptırım uygulanacağı kararını ihlal etmiş, Suriye'deki teröristlere destek vermiş kişidir.

Erdoğan, Türk Ceza Kanunu Madde 306'da ifade edilen, "Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir. Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir” suçlarını ihlal etmiş kişidir. Bu ihlal, hem yabancı devletlere karşı hasmane hareket hem de Türkiye Devleti ve Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesine maruz bırakmak, savaş durumu yaratmak anlamına gelmektedir. 

Bay Erdoğan haklı, casusluğun ve 'casus belli'nin bedeli ağırdır. 

Öyle bırakmayız...