Buzkıran



05-03-2015 11:35


Doğan Ergün

Bu satırların yazıldığı dakikalarda dolar 2,57 TL'yi aşmış, 2,60 eşiğine doğru ilerliyor. Özel sektörün giderek artan dış borç yükü, dolardaki binde birlik artışı dahi büyük bir sorun haline getiriyor.

Yine aynı sıralarda Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, son dönemde ismi Tayyip Erdoğan tarafından hedef tahtasına yerleştirilmiş Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile birlikte New York'ta görüşmeler yapıyor. Amerikan finans baronlarının karşısına, Babacan ve Şimşek ile çıkan Ahmet Davutoğlu Türkiye'nin ekonomik görünümünün sıcak para akışı için uygun olduğunu anlatmaya çalışıyor. Türkiye para arıyor.

İstihdam piyasası alarm veriyor. Dizginlenemeyen işsizlik, çalışma koşullarının kaçınılmaz bir şekilde kötüleşecek olması toplumsal dinamiğin artacağına işaret ediyor.

AKP ekonomisinin sırtını dayadığı sektörlerden biri olan inşaattaki arz-talep dengesi alarm veriyor. Her dört evden üçünün satıldığı inşaat sektöründe aradaki makasın açılması, inşaat ve dolaylı etki ettiği bir dizi sektörün çalkalanması anlamına gelecek.

Dış politikadaki yalnızlaşmanın Körfez sermayesinin Türkiye'ye girişinde soruna neden olduğu açıkça görülüyor. En son Mısır, Türk tırlarının geçişinin engelleneceğini açıkladı. Bu durum, çevresindeki bütün ülkelerle sorunlu olan ve ticaret yapabilmek için delik arayan Türkiye'nin geçiş yollarından sonuncusunun da kapanması anlamına gelecek. 
Rusya'daki ekonomik krizin Türkiye'ye ağır bir fatura çıkaracağı biliniyor. Çok önemli iki başlığa değinip geçelim: Turizm ve bavul ticareti. 

Davutoğlu dün, yaklaşmakta olan Musul çatışması hakkında konuştu: "Koalisyonun Musul stratejisi yanlış. IŞİD'in gitmesi tek başına yetmez. Şii milisler orayı alırsa büyük hata olur. Musul'da Sünni yönetim olmalı."

Yalnızca bu sözler dahi, Türkiye'nin yeni bir gerilimle karşı karşıya olduğunu ve IŞİD konusunda Batı'dan bir tokat daha yemenin eşiğinde olduğunu anlatıyor.

***

Bakın, yukarıda yazdıklarım, AKP iktidarının aylardır dile getirdiğimiz yapısal ya da ideolojik sorunları değil. 
Laiklik sorunundan, Kürt meselesinin ulaştığı noktada Türkiye'nin bütünlüğünü koruyup koruyamayacağından vs. bahsetmiyoruz.
 
Elbette o tür sorunlardan izler taşıyor ancak çok somut, çok yakıcı, güncel iktisadi ve politik meselelerden söz ediyoruz.
 
Bütün bu başlıklar ve daha niceleri (hem yapısal hem de güncel olanlar) sosyalistlere üzerinde ilerleyebilecekleri, hamle yapabilecekleri, Türkiye'nin gerçek bir siyasi gücü haline gelebilecekleri bir zemin olduğuna işaret ediyor. 
 
***
 
Meselemiz burada başlıyor. 
 
İlerleyip ilerlememek konusunda karar vermek için salınıp duruyoruz. Sarkaç bir o yana gidiyor, bir bu yana...
İleriye bakınca gördüğümüz, en fazla da bizim taraftakilerin yerleştirdiği, o buzullar canımızı sıkıyor.

Böyle dönemlerde, hep buzkıranlar aklıma geliyor. 

Ağır bir kaşığı andıran başıyla ilerlerken geminin buzun üstüne çıkmasına, ağırlığıyla buzu ezmesine olanak veren, filonun yolunu açan buzkıran...

Tarih bize, buzkıran olma görevi yükledi. 

İlerlemek için, arkamızdaki muazzam tepkiyi ve birikimi iktidara taşıyabilmek için...
 
***
 
"Ya geri adımlar?" diye sorulacaktır. 
 
Arada, serbest ayağını biraz geri atıp, oradan güç alıp ileriye hamle yapmak gerekir. Koşuya böyle başlanır örneğin. Bu nedenle, serbest ayağın anlık pozisyonuna takılmaya gerek yok.
 
İlerlemekten eminsek ve buzkıranımız hazırsa...
Filomuzun önü açıktır.