Bu seçim çok “sağlıklı”!



28-05-2015 08:33


Seçime yaklaşık iki hafta kaldı ve partilerin seçim çalışmaları son derece eşitsiz bir şekilde devam ediyor. Bu eşitsizlik o kadar ileri boyutlara vardı ki, zaten kentlerdeki tüm reklam panoları, meydanlar, direklerin çoğunu işgal eden, devletin televizyonunda hüküm süren iktidar partisi ve seçim propagandası yapan bir cumhurbaşkanı yetmezmiş gibi sağlık emekçileri ve kurumları da bu işlere alet edilir oldu.

Takip edenleriniz olmuştur; Antalya Korkuteli Devlet Hastanesi’nde başhekim imzalı bir yazı ile o gün nöbetçi olmayan tüm sağlık emekçileri Erdoğan’ın mitingine katılmaya zorlandılar. Benzer bir hadise Tokat Devlet Hastanesi’nde yaşandı; üstelik bu kez sağlık emekçileri mesai saatleri içinde, saat 15:30’da gerçekleşen mitinge katılmaya zorlandılar. Antalya Tabip Odası konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Kamu görevlilerinin siyasi mitinglere, toplantılara, açılışlara katılması zorunlu değildir, aksine böyle bir talep suç unsuru oluşturmaktadır” dedi.

Sağlık emekçilerini mitinge katılmaya zorlamakla kalsa iyi; AKP Nevşehir Milletvekili adayı, herhangi bir sağlık sorunu olmayan sağlıklı bireyleri Nevşehir Devlet Hastanesi’nin acil servisine getirterek ücretsiz check-up yaptırdı. AKP adayı acil servisi amaç ve bilim dışı bir şekilde işgal ederken, getirdiği sağlıklı insanlar için servis aracı kaldırmayı da ihmal etmedi...

Bununla da kalmadı, Adana Aşkın Tüfekçi Devlet Hastanesi’nin duyuru panolarına Erdoğan’ın mitinginin afişleri asıldı. Bu haber basına yansıdıktan sonra öğrendik ki, bu afiş Adana’da sağlık kurumlarının da içinde olduğu tüm kamu kuruluşlarına gönderilmiş...

Başlıkta belirttik, Türkiye’de herhalde tarihi boyunca bu kadar “sağlıklı” bir seçim ortamı yaşanmamış; nice karanlık günlerin yaşatıldığı bu topraklarda bu kadarı da olmamıştır... AKP’nin “sağlıkta devrim” dediği şeylere bakınca şaşırmamak gerekiyor belki ama elde değil; öyle ya, hekimlerin ilkyardım uygulamasını yasaklamış, ilkyardım uygulayan hekimleri yargılamış, sağlığı alınır-satılır hale getirmiş, ücretli sağlık hizmetini meşrulaştırma çabası gütmüş, kamu arazilerini sağa sola peş keş çekmiş bir zihniyetten söz ediyoruz...

Varsın çırpınsınlar, onlar da biliyor zordan başka çareleri olmadığını. Bu satırlar yazılırken, Haziran Direnişinin ikinci yılı vesilesiyle yüzlerce insan Birleşik Haziran Hareketi’nin öncülüğünde “#heryerdeyiz” hashtag’inde Twitter’da buluştu. Paylaşılanların her biri birbirinden kıymetli idi ancak bu yazı için en anlamlısı Halkın Doktorları tarafından yazılan mesajdı: “Hala çantamızda Ventolin, Talcid#heryerdeyiz!”.

Evet; davaları, soruşturmaları, sürgünleri, mobbing’leri tutmadı, Haziran’ın hıncını alamadılar bir türlü. Çünkü onlar da biliyor ki ne pahasına olursa olsun bu kokuşmuşluğa boyun eğmeyen sağlık emekçileri her yerde.

Şimdi sıra sağlık emekçilerini, hastanelerimizi, aile sağlığı merkezlerimizi, acillerimizi seçim malzemesi yapmaya geldi. Tutmaz; zaten tutsa n’olcak, zorla götürmeye yeltendikleri 20-30 sağlık emekçisiyle mi dolu gösterecekler bomboş kalan meydanları? Bu yüzden onlar mecburlar zora, mecburlar suç işlemeye... Bizse bu örgütlü kötülüğü mahkum etmeye!