Bize değil Sabri Ağabey'e anlatın



06-02-2015 07:22


AKP iktidarı döneminde basına yönelik baskılar sürekli gündeme geldi.

Gazeteciler hapse atıldı. Türkiye medyasının sermaye yapısı, gazetelerin ve kanalların başındaki isimler hızlı bir biçimde değişti.

Köşe yazarlarının yazıları sansürlendi, onlarca gazeteci işten atıldı.

Buna karşın aynı süreç, muhalif mecralara yönelik ilgiyi arttırdı. Gazetecilik yapmakta ısrar edenlerin, yandaş ve ana akım medyanın karşısında bir alternatif olarak şekillenmesine sahne oldu.

Gelinen noktada, iktidarın sesi olmanın ötesine geçerek habercilik yapma kaygısını sürdüren az sayıda gazete ve televizyon, internet haberciliği alanında ise hafife alınamayacak bir birikim var.

Yurttaşların gözündeki değeri AKP iktidarına karşı Gezi ya da başka süreçlerde aldığı tutumdan kaynaklanan mecralarda son dönemde meydana gelen işten çıkarmalar ise rahatsız edici.

Özellikle Yurt, Cumhuriyet ve Halk TV'de yaşanan işten çıkarmalar, muhalif medya kuruluşlarını ilgiyle takip eden okurlar ve izleyicilerde tedirginlik yaratıyor.

Yurt'ta yapılan sendikasızlaştırma operasyonu, Cumhuriyet'in yazısı basılmayan yazarları, Halk TV'nin işten çıkarma uygulamalarında sergilediği keyfiyet...

Bunlar, 10 yılı aşan AKP iktidarı deneyiminden sonra bize çok da yabancı değil. Tedirginliğin nedeni, bu tarz uygulamaların kendisini AKP karşıtı olarak nitelendiren medya kuruluşlarında yaşanması.

Sürecin siyasi bir karakteri olduğu ve tasfiyelerin ilgili kuruluşların Yeni Türkiye tarzı bir muhalefet çizgisine yerleşmesiyle bağlantılı olduğu ortada.

Yine de bu kuruluşların eleştirilere karşı takındığı umursamaz tavrı anlamak mümkün değil.

Gazetecilerin, basın örgütlerinin, hatta kendi köşe yazarlarının eleştirilerine dahi cevap vermeye yanaşmayan bir "Ben yaptım oldu" tavrıyla karşı karşıyayız.

"Her şeyin kadrolu eleştirmeni" olarak gördükleri devrimcilerin sözlerini de pek umursamadıkları ortada.

Uğur Mumcu'yu anmak için İstanbul'daki Cumhuriyet binası önüne giden FKF'lileri- hani şu Cumhuriyet hedef gösterilirken İstiklal'de gazete satan gençler- karşılamak için binadan çıkmaya bile tenezzül etmeyen bir kibrin soldan gelen eleştirilere kulak vermesini beklemek de gerçekçi değil.

Peki bu kuruluşlar, kendi takipçilerini zor durumda bıraktıklarının bilincinde mi?

En azından onları düşünseler, attıkları adımların sonuçlarını biraz daha iyi anlayabilirler.

Örneğin, bizim mahallenin park forumundan Sabri Ağabey, kahvede bir AKP'liyle konuşurken darda kalmayacak mı?

Erdoğan'ın medyaya nizam verme çabasını eleştirmeye giriştiğinde, AKP'linin pişkince "Sizinkiler de aynısını yapmıyor mu?" yanıtını vermesi sonrasında ne söyleyecek?

AKP'li meseleyi uzatıp da "Bak şu gazeteniz sendikalıları atmış, şu televizyon muhabir kovmuş, bir diğeri şu yazarın yazısını gerekçe göstermeden basmamış" diye devam ettiğinde içinden size bir küfür savurmayacak mı?

Anladık. Çalışanlarınızı, basın örgütlerini, köşe yazarlarınızı takmıyorsunuz...

En azından Sabri Ağabey'in mahalledeki ağırlığını düşünün.

Çok şey mi istiyoruz?