Bir zorunluluk olarak 3. köprü yahut Cengiz ve Limak'a açık mektup



29-09-2014 09:27


Can Atalay

“Bunlar 1. Köprüye bile karşı çıkmıştı”

Önümüzdeki dönemde devlet ricalinden ve bir kısım “mülhid” sermaye kalem erbabından çokça duyuyoruz bu sözü …

Öteden beri duyduğum bu sözü hem fikren hem de hukuken belli bir ciddiyetin beklenir olduğu bir mekanda duyunca çok şaşırmıştım.

Yaşım nedeni ile boğaza yapılacak ilk köprüye karşı çıkanlar arasında olmam beklenemezdi; ihtimal peder beyin ilgili portakalı yemesine bile daha çok vardı fakat o hırsla sallanan parmak bizim “taraf”ı işaret ediyordu  …

Benim şaşırdığım ise, hakkında konuştuğu mesele ile ilgili en azından asgari bilgi sahibi olması beklenen bu çok yetkili kişinin ilk köprüye karşı mücadele sırasında ileri sürülen tüm itirazların, tüm olumsuz kehanetlerin bir bir İstanbul’un ve İstanbul’da yaşayan yurttaşların başına bela olduğunu bilmemesi idi …

Doğrudur, ilk köprüye dahi itiraz etmiş olan taraftayız.

Ancak, söyleyip ruhumuzu kurtarmak bize yetmeyecekse ilk elden şu üç sorunun yanıtını vermeliyiz:

Üçüncü köprü Türkiye kapitalizmi için neden iktisadi bir zorunluluktur?

Yurttaşların üçüncü köprüyü bir zorunluluk olarak görmesi için neler yapılmaktadır?

“Zorunluluk” tanımlarına karşı esastan bir itiraz yöneltmek zorunlu mudur?

İktisadi Bir Zorunluluk Olarak 3. Köprü !

Ana akım medyada dahi  Türkiye’de inşaat sektörünün ne kadar merkezi bir önemi olduğunu okuyup dururuz …

Düzenli gazete okuyan birisinin dahi “inşaat sektörü” ile kastedilenin demir, beton, çelik vesaire sarfiyatı ya da ticareti olmadığını fark eder.

Türkiye’de kentsel kaynakların dağıtımı, bölüşümü ve yeniden bölüşümü merkezi bir önemdedir. Ötesi AKP'nin siyasi patronajının sürdürülmesi esas olarak kentsel ve doğal müştereklerin yağmalanmasına bağlıdır.

Türkiye kapitalizmi kentsel “rant” yaratarak ve doğrudan devlet eli ile bu rantı speküle ederek krizleri öteleyebilmekte, kriz yönetmede görece başarılı olabilmektedir.

AKP’nin bu bahisle ilgili deneyimi ve becerisi ise yukarıda işaret eden “iktisadi yasallık”lara sermaye aktarımı konusundaki özel hassasiyeti eklemektedir.

Diyeceğim, 3. köprünün kendi çevresinde (tıpkı kendinden önceki iki köprüde de olduğu gibi) yaratacağı etki bu açıdan bir iktisadi bir zorunluluk olarak görülmektedir

Onların iktisadı ile bizim iktisadımız arasındaki fark, karşıtlık açıkça konuşulmadan sözümüz eksik kalacaktır.

Gündelik Bir Zorunluluk Olarak 3. Köprü !

Bir bardak yağmur yağsa, bir kamyonun tekeri patlasa, okulların açıldığı gün olsa, okulların kapandığı gün olsa, bir metrobüs arızalansa, bir devlet büyüğünün canı biraz gezmek istese, arife olsa, maç olsa, bayram olsa ….

İstanbul’un trafiği hep tıkanır. Giderek artan uzun saatler süresince otobüsler, arabalar içinde bekler dururuz.

Esenyurtta eviniz ve işyeriniz Seyrantepe’de ..

Ataşehir’de oturuyorsunuz ve Maslak’ta çalışıyorsunuz …

Kartal’da kira ödemeden ailenizle yaşıyorsunuz ve ancak İkitelli’de bir iş bulabildiniz, işyerinin servisi var onunla gidip geliyorsunuz …

Düşünün, hayatınız yollarda geçiyor ve birileri üçüncü köprüye karşı çıkıyor. Oysa, var olanların daha da kuzeyinden bir oto yol geçse sizin için tüm dertler bitmese de (en azından bir süre için) azalacak …

Evet, 3. köprünün bir “zorunluluk” olmadığına aksine üçüncü köprünün var olan sorunları misli ile arttıracağına bu insanlar nasıl ikna edilebilir?

Tersinden soracak olursak; kamu idaresinin tıpkı daha önce D-100 (gündelik kullanımda E-5) otoyolunda yaptığı TEM otoyolunu da kent içi bir yol haline getirdiğini; yani TEM üzerindeki trafiğin bile isteye daha da içinden çıkılmaz bir hale bizzat kamu idaresi tarafından getirildiğini göstermek işe yarar mı?

TEM güzergahındaki kamuya ait pek çok arazinin –stadından lüks konutlarına kadar- yapılarla doldurulmasını daha fazla gündeme sokmaksınız, bu özelleştirme uygulamasının trafikte yaratacağı ek sorunları teşhir etmeksizin salt kuru laf ile 3. Köprü’ye karşı mücadele edersek  bir başarı şansımız olabilir mi?

Kentimizde Ekolojik Sınırlar, Nedir Zorunlu Olan?

Tüm kentsel başlıkların artık daha fazla ekolojik bahisler olduğunu, kentimizin doğal sınırlarında ateşle oynandığının altını çizmeden, bu konuda radikal bir itirazı ifade etmeden sözümüz eksiktir …

Su havzalarında yedi tane ilçe belediyesi kurulmuş olan bir kentten söz ediyoruz, daha ne denebilir …

3. Köprü, kentin önemli ekolojik rezerv alanlarında –tanım yerindedir- bir yıkıma neden olacaktır.

Soyut, uzakta var olan ormanların tahrip olmasından su kaynaklarının elden gitmesinden söz etmiyoruz. On beş milyon sınırına dayanan bir kentin yanı başındaki  ekolojik körlük kabul edilemez.

Yazının başında “taraf”ımızı işaret etmiştim.

Bizim, takipçisi olduklarımızın söylediklerini yinelemekle bir sonuca varamayacağımız ise açıktır.

Cengiz ve Limak'a Dostça (!) Uyarı

Peki ya 3. Havalimanı?

3. Köprü ile ilgili her söylediğimizi misli ile tahayyül edin.

Ekolojik sınırların ateşle imtihanı konusunda, kentin yaşanılamaz bir hale gelmesi bahsinde, Atatürk Havalimanı sonrası yükseklik sınırın kalkacağı açık olan Tarihi Yarımada Küçükçekmece aksında neler olabileceğini şu an tahmin dahi edemeyeceğimiz sanırım açık.

Ancak 3. Havalimanı inşaatını üstlenen Cengiz-Limak ortaklığının  hafriyat oyalanmaları dışında 11 Ağustos.2014 tarihine kadar oyalandığını bilmek önemli ...

Erdoğan "iktisadı" için merkezi unsurlar dahi 10 Ağustos 2014 tarihli Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını görene kadar alt yüklenicilerle masaya oturmamışlar.

Doğrudur, Erdoğan'ın yakını sermayedarlar dahi Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlarından emin olamamışlar ve 3. Havalimanı inşaati ile ilgili olarak adım atmayı seçim sonrasına ertelemişler.

Uyarımız, bu kadar tedbirli olan para babalarınadır:  Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmiş olmasının yahut en yüksek perdeden sağa sola babalanıyor olmasının sizin için hazırlanan dikensiz gül bahçesinin "istikrarı" için yeterli olamayacak gibi görünüyor.

Diyeceğimiz, madem insan yaşamını yahut doğal varlıklarımıza önem vermiyorsunuz o çok sevdiğiniz paracıklarınızı ateşle imtihan etmeyiniz.

11 Ağustos 2014 tarihine kadar tedbirli davranmanızı, alt yüklenicilerle sözleşme yapmamanızı sağlayan koşullar azalmıyor artıyor.

Yarın bir gün neyi nerenize koymanız gerektiği konusunda bir telaşa kapılmayınız diyedir uyarımız....

3. Köprü ve 3. Havalimanı durdurulabilir, hala ...