Bir kez daha "Türkiye'nin yenilmesi" üzerine



10-11-2014 10:46


Doğan Ergün

Bu konudaki bir önceki, "Türkiye'nin yenilmesi Türkiye'nin çıkarınadır!" yazımıza iki noktada itiraz gelmişti. Bugün bu iki meseleyi açarak kaldığımız yerden devam edelim.

Birincisi, "Türkiye'nin yenilmesi" ifadesi rahatsızlık yaratmıştı. Başlığı ve yazıyı bir bütün olarak aldığımızda, bugün işçi sınıfının çıkarıyla Türkiye'nin çıkarının bir ve aynı olduğu, bu çıkarların da AKP iktidarının uyguladığı ve özellikle Suriye coğrafyasında somutlaşan dış politikanın yenilgiye uğramasını gerektirdiği net bir şekilde anlaşılıyor.

TÜRKİYE Mİ, AKP Mİ?

Peki, neden "Türkiye'nin yenilmesi" gibi bir ifade tercih edildi de, örneğin "AKP'nin yenilmesi" denmedi?

Bu yazı öncelikle belli bir dönemde yazıldı. Bir amaç taşıyor...

Kendisine "ulusalcı" diyen, ancak her dönem farklı düzen aktörlerinin kuyruğuna takılmak dışında bir özelliği olmayan bir güruhun, AKP karşıtı kesimlerde yarattığı kafa karışıklığı ciddidir.

Bu güruh, özellikle Kobane'deki savaş ve Meclis'te bu konuda görüşülen tezkere konusunda AKP'yi destekleyerek tarihi bir iş yapmıştır. Bu ifade edilmelidir.

2. Enternasyonal gericiliği nasıl kendi iktidarlarının emperyalist savaş gericiliğini desteklediyse, elbette aynı ölçekte değil ama, bu güruh da kendi iktidarının savaş politikalarını desteklemiştir. Aynı şekilde AKP iktidarının da emperyal hedefleri vardır ve karşısında savaştığı ABD değildir.

Tekrar aynı soruya dönersek...

Neden AKP iktidarının değil de Türkiye'nin yenilmesinden söz ediyoruz?

Bu ikisi, savaş söz konusu olduğunda aynı anlama gelir de o yüzden... Bir iktidar eğer ülkesinin silahlı kuvvetlerini savaşa sokmak için Meclis onayı alırsa, ülke savaşa girmiş olur. Bu kadar basit...

Türkiye Suriye'de savaşa girmiş midir? İki nedenle "EVET".

AKP hükümeti tezkere oylamalarıyla savaş onayını Meclis'ten zaten almıştır...

AKP hükümeti Suriye'de süren rejim karşıtı terör faaliyetlerini desteklemiştir. O ülkedeki savaşa açıkça girmiştir. Dahası, ödediğimiz vergiler ve AKP'nin kurduğu sermaye düzeni, AKP sermayesinin boyutları vs. nedeniyle Türkiye emekçisinin ürettiği artı değer terörün desteklenmesi, kirli bir savaşın sürmesi için kullanılmıştır.

Türkiye bir savaşın içindedir. Hükümetin, bu savaşta daha fazla ileri gidilmesi, bölgeye taburların gönderilmesi, İslamcı terör örgütlerinin daha açıktan desteklenmesi vs. yönünde atacağı tüm adımlar engellenmelidir. Devrimcilerin görevi, yurtseverliğimizin bize yüklediği yüklediği görev budur.

Mesele elbette yalnızca Suriye ile ilgili de değildir. AKP hükümeti, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da gericiliğin ve birkaç ana aktöründen biri, besleyicisi, ilham kaynağı pozisyonundadır. Bu pozisyonunu kan dökerek, kan dökülmesini teşvik ederek, para akıtarak kazanmıştır. Bu pozisyonu ona, sıcak para girişi ve nüfuz da kazandırmıştır. En azından belli bir dönem kazandırmıştır. Bu veri de hesaba katılmalı, meselenin aynı zamanda bir bölge sorunu olduğu da düşünülmelidir.

AMERİKAN TOPU TÜFEĞİ

Yazıda şu bölüm de tartışıldı:

"Sosyalistlerin varını yoğunu yatırması gereken şey Erdoğan'ın bölge ve dünya politikasında yenilmesidir. 'Amerikan topu tüfeğiyle bile mi olsa?' denmemelidir. Bu sorunun, güncel ve gerçek bir karşılığı bulunmamaktadır.
Amerikan topu ve tüfeğinin Erdoğan'a alternatifi ikinci bir Erdoğan'dır. IŞİD'e alternatifi ikinci bir IŞİD'dir. Emperyalizm bölgede gericiliğe muhtaçtır."

Yine yukarıda dile getirdiğimiz amaca dönmek durumundayız. AKP'nin yeni müttefikleri, Türkiye'nin ABD'yle savaştığını iddia ederek, iktidar partisinin pozisyonuna muazzam bir destek sağlamıştır. Bu, çok işlevli bir demagojidir.
Ülkeniz ABD'yle savaşıyorsa yeriniz bellidir...

Oysa, bugün AKP Türkiyesi'nin yıllardır edindiği pozisyon, Suriye'de ve bölgede yürüttüğü savaş politikası, terör destekçiliği ABD'ye rağmen değil, ABD sayesinde hayata geçebilmiştir.

Diyelim ki bu pozisyonda yapılacak yeni bir düzeltme, yeni bir ayar; yine ABD'yle uzlaşmaz bir çelişkiye neden olmayacak, AKP'den rahatsız olsa bile ABD bölgede ve Türkiye'de yine gerici aktörlere yatırım yapacaktır.

Bu nedenle, "Türkiye yenilmelidir" dendiğinde AKP ulusalcısı cenahtan yükselen "Türkiye ile ABD savaşıyor" seslerinin yaratabileceği akıl dağınıklığı ve "Amerikan topu tüfeğiyle bile olsa fark etmez, yeter ki Türkiye yenilsin, mi diyorsunuz" türünden sorular "hayatın olağan akışına aykırı"dır. Amerikan topu tüfeği yeni AKP'ler, yeni Erdoğan'lar, yeni gericiler, yeni taşeronlar yaratmak için vardır. 

Bölgede oynadığı tarihsel gerici rolüyle AKP Türkiyesi'nin yenilmesi mücadelesi, mutlaka ilerici, mutlaka halkçı ve mutlaka yurtsever bir karakter taşıyacaktır.

Bu nedenle, aydınlanmacı bir eksene yerleşmiş, yani laik; ülke ve bölge kaynaklarının ülke ve bölge halklarının çıkarları için kullanılmasını savunan, yani yurtsever; bölgeye dönük bütünlüklü bir yaklaşım sahibi olan, bölge halklarının barış ve kardeşliğini hedefleyen bir devrimci hattın inşası bugünün öncelikli görevidir.