Bir gün herkes Kemalist olacak!



20-03-2015 09:54


Önce sosyalistlerden başladılar.

Sosyalist hareket Kemalist köklerinden kurtulamadığı için etkili olamıyordu. Sosyalistler içlerindeki Jakobeni öldürmeli, elitist ve İttihatçı damarla hesaplaşmalıydı.

Gerçek ve tutarlı demokratlardan başka bir şey olmayan sosyalistler, muhafazakar demokratik devrime enerji katmalı, çevrenin merkeze karşı başkaldırısını selamlamalıydı.

Sosyalistler, ilerici-gerici gibi arkaik kategorileri bırakmalı, hatta arkaik lafının kendisi de ilerici gerici ikiliğini yeniden ürettiği için bir kenara koyulmalıydı. En iyisi bildiğimiz her şeyi bir kenara koyarak kendimizi otantik burjuvazinin kollarına bırakmaktı.

Ulusalcı, seçkinci, laikçi gibi kelimelerin havada uçuştuğu, demokratikleşmenin freninin tutmadığı günlerdi.

Zaman Türkiye'deki modernleşme sürecine ilişkin Marksist okumaların karşısına "Ağbi şimdi kime göre ileri" yanıtıyla çıkma, son anadolu parsını bile gözünü kırpmadan yok eden üstü çıplak deri eldivenli Kemalistlerle hesaplaşma zamanıydı.

Cumhuriyet, kentli Müslümanlığın önemli merkezleri olan tekke ve zaviyelere ayakkabılarıyla girmiş, harf devrimiyle mezar taşlarını mağdur etmişti.

Tam mesele Deniz Gezmiş'in darbeciliğine geliyordu ki işler kötü gitmeye, Uzun Adam'ın arkasına dizilen demokrasi güçleri anlaşmazlık yaşamaya başladı.

Sorunun kaynağı yine Kemalizm'di. Ancak kimin Kemalistleştiği konusunda taraflar uzlaşamıyordu.

Kimilerine göre, suçlu AKP ve Erdoğan'dı. Birtakım süreçler sonucunda çevre ve merkez yer değiştirmiş. Artık merkez olan çevre, merkez olduğu için demokratik ve halkçı karakterini yitirerek Kemalistleşmişti. Önümüzdeki 5 yıl çevreye itilen eski merkezi, sonraki 5 yıl şimdiki merkezi desteklersek ülkenin 50 yıllık geleceğini bugünden çizebilirdik.

Uzun Adam'ın gemisini terk etmeyenler ise sırtını AKP'ye dönenleri suçluyordu. Onlara göre, Erdoğan'ı eleştirenler de milli iradeyi eleştirmiş sayılmalıydı. Durumun vahametini, içinde 'darbe', 'vesayet' ve 'kadının beyanı esastır' ifadelerinin geçtiği çeşitli yazılarla anlatmaya çalıştılar. Anlaşmazlık yine de çözülemedi.

"Sıra kimde" sorusu herkesin kafasını kurcalarken yanıt Markar Esayan'dan geldi.

Kemalizm illetinin yeni kurbanı, Kürt siyasi hareketi içerisinden çıktı. Esayan, Demirtaş'ın yıllardır başarıyla gizlediği Kemalist kimliğini büyük bir ustalıkla ortaya koydu.

Bu katkıyla, Türkiye'nin delirme eşiğinde seyrettiği 10 yıllık dönem boyunca hemen herkes en az bir kez Kemalist oldu.

Siz hâlâ olmadıysanız bir düşünün derim.