Bir girdabın içinde



10-09-2020 08:47


İlke Bereketli

8 Eylül Salı günü ABD’nin Montana ve Colorado eyaletlerinde şaşkınlık veren bir doğa olayı yaşandı. Hava sıcaklığı bir gün içinde 30-35 derece birden düşerek yazı kışa çevirdi ve yoğun kar yağışına neden oldu. Benzer bir olay 2019 Ocak ayında yine ABD’nin orta-batı eyaletleri çevresinde gözlenmiş, bu kez normal kış koşulları sürerken bir gün içinde 35-40 derecelik düşüşle -48 derecelerde rekor kıran soğuklar yaşanmıştı. Kısa süren o olay gibi, iki gün önceki ani değişimin de bugün sona ermesi ve sıcaklığın yeniden mevsim normallerine dönmesi bekleniyor.

Şaşkınlık veren bir olay dedik. İnsan doğal olarak sağduyuya ve yaşamın olağan akışına aykırı gelişmelere şaşırıyor. Oysa eldeki verilere baktığımızda yaşananlar şaşıracak şeyler olmamalıydı. ABD’deki bu son hava olayı bilimsel yöntemlerle öngörülebilir durumdaydı ve birkaç gün öncesinden halk, önlem almaları için hava tahmin raporlarıyla uyarılmıştı bile.

ABD’de yaşanan ve öngörülebilen bu ani soğumanın kolayca anlaşılabilir bir açıklaması var: kutup girdabı etkisi. Güney ve Kuzey kutuplarının üzerinde alçak basınç alanında sürekli olarak dönen soğuk hava dalgaları bulunur. Soğuk havanın karşısına sıcak hava kütleleri ve yüksek basınç alanı çıktığında girdap kararsızlaşır ve içinden sanki bir kamçı fırlatarak yoğun soğuk havayı jet rüzgarlarıyla kutuplardan iç kesimlere doğru taşır. Taşıdığı yere ise kar, fırtına ve kaos bırakır. İki gün önce Montana ve Colorado’da yaşanan da böyle bir olaydı ve dondurucu kutup soğukları güneye doğru süzülerek bu iki eyalete aniden kışı getirdi.

Bu hava olayını açıklamamızın nedeni coğrafya dersi vermek değil elbette. Ancak kutup girdabının varlığı ve etkileri bize bir şeyleri anımsatıyor.

Ülkecek tam da böylesi bir girdabın içindeyiz: süreklileşmiş, etrafındaki neredeyse her şeyi yutarak büyümüş, yayılmış, işçi, kadın, genç, emekli, sosyalist, Kürt, Alevi, Ermeni, gazeteci, milletvekili, belediye başkanı, yazar, oyuncu ayırt etmeksizin vurduğunu yıkıp geçen ve uzun yıllardır tepemizde dönüp duran, fırtınalar estiren sert ve güçlü bir girdap. Bu girdap, karşısında bir “yüksek basınç alanı” gördüğü her an, tıpkı kutup girdabında olduğu gibi bir kamçı şaklatıp kendisine karşı basınç uygulayanlara ani ataklarda bulunur. Sonucunda geriye baskı, gözyaşı ve kaos bırakır.

Dokunulmazlıklar meclise gelen bir yasayla sadece birkaç saat içinde kalkar, sosyal medya yasası, infaz yasası gecenin bir köründe apar topar geçirilir, Ayasofya aniden alınan kararla bir saat içinde müzeden camiye dönüşür, bir milletvekili sosyal medyada hedef gösterildikten sadece 5-6 saat sonra saldırıya uğrar… Öncesinde “olur mu olmaz mı, bunu da yapabilirler mi” diye konuşulan, bir anlamda nesnel veriler ışığında öngörülebilen her şey 24 saat içinde tozu dumana katarak jet hızıyla gerçekleştirilir ve girdap, şok etkisiyle arzuladığı tahribatı yarattıktan sonra geri çekilir.

Öngörüldüğü halde yine de gerçekleşeceğine ihtimal vermemenin getirdiği “yok canım bu kadarına da cesaret edemezler” naifliğiyle gerçeklik arasındaki açıya şaşkınlık nidaları düşer. Şaşkınlık, ardından gerçekle yüzleşme ve bir mevzinin daha yıkılmış olmasının getirdiği öfke.

Bilimsel açıklaması olan olaylara bile her şeye rağmen şaşırmak insana dair ve “insanım, insana dair hiçbir şey bana yabancı değil.” Bu nedenle bizi zaman zaman saf bir çocuk yerine koyan şaşırma duygusundan hiç de şikayet etmiyoruz. Tersine, bu duygu iyi ki var. İyi ya da kötü, uçlardaki olaylara tepki vermeyen bir kayıtsızlık içinde olsak bu dünyada yaşamanın ne bir anlamı olurdu, ne de tadı tuzu kalırdı.

Bu yüzden bir yerlere yaz günü kar yağıyor olmasına da, bir tecavüzcünün alenen serbest bırakılmasına da gözlerimiz fal taşı gibi açılarak şaşıracağız. Ancak işi şaşırmakla sınırlı tutmayacağız. Bir gün şaşırıp, ikinci gün aynı alışkanlıklarla girdabın içindeki yaşamı sürdürmeyeceğiz. Herhangi bir yüksek basınç alanına karşı şok saldırılar düzenlemenin girdabın doğasında yer aldığını akılda tutacağız. Girdabın böyle işlediğini bileceğiz.

Girdap böyle işleyip gidecek de şaşırmak dışında bir çaremiz olmayacak mı? Girdabın etkilerine mahkum mu kalacağız? Girdap var olmayı sürdürecekse, evet. Çünkü fırtınalar estiren bir girdap olmak aşağıdakilerin üzerine belli aralıklarla kamçıyı indirmeyi gerektirir. Dediğimiz gibi, girdap böyle işler. Ama girdabın olmadığı pırıl pırıl bir gökyüzü, apaydınlık bir gelecek pekala olasıdır.

Girdabın içinden kamçıların ne zaman ve ne şiddette ineceğini bilimsel veriler sayesinde öngörebiliyorsak girdaptan çıkışa ilişkin ipucunu da yine bilim versin: kutup girdabı atakları, girdap güçlüyken değil, tam tersine zayıfken, çevresinde gittikçe ısınan hava akımı nedeniyle gücünü yitirmişken meydana gelir. Zayıflayan girdap, önüne çıkan yüksek basınç alanı karşısında havaya tutunmakta güçlük çeker ve sağa sola saldırıp yeniden enerji kazanmayı deneyerek kendini toparlamaya çalışır. Başka türlü söylersek böylesi bir anda girdabın kendi kütlesini konsolide ederken karşı cephedekine gözdağı vermek dışında seçeneği kalmaz. Ancak tüm bu gözdağına karşın, bu anın girdabın en zayıf anı olduğu unutulmamalıdır. Yeterince güçlü bir yüksek basınç oluşturulduğunda ise durmaksızın dönen o girdabın parçalara ayrılıp tamamen dağılması işten bile değildir.