Bir başka yol daha var…



07-09-2014 11:24


Alper Dizdar

Nuray Mert yazdı, kısaca “faydalı salaklık yaptık, iyi ki de yaptık” demiş oldu. Bahsettiği salaklık “İslamcılarla Kemalistler kapışırken demokrasi mücadelesi” adına yakın zamana kadar AKP’ye verdikleri destekti. “AKP yeter ki yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde demokratik dönüşüm hedefi göstersin, biz yine göreve hazırız” demedi, bir görev talep etmedi, ama öncesinde “faydalı” gördüğü yaklaşıma yine açık olduğu yorumu abartı sayılmamalı.

Doğu Perinçek yazdı, 30 Ağustos’ta Necdet Özel’in konuşmasından hareketle “milli ordu direniyor” dedi, “tarihi bir dönüm noktasındayız”. Adli yıl açılışına katılmayan Erdoğan’a “Yargıtay'ın kırmızı kart gösterdiğini” söyledi. Uzatmayayım, “birinci cumhuriyet güçlerinin askeriyede ve yargıda AKP’yi tepelemek için hazır vaziyette bulunduğunu” söylemedi, ama bu yorum abartı sayılmamalı.

30 Ağustos’ta bir de toplantı yapıldı. Sosyalistlerin önümüzdeki dönemde beraber yapabilecekleriyle ilgili bir temas yüzeyi oluşturmak için.

***

Türkiye 2007 yılından bu yana bir rejim tartışması yaşıyor.

AKP hem toplumu dinselleştirmekte, hem siyasi iktidar aygıtlarını tekleştirmekte önemli mesafeler aldı.

Ama bir türlü rejimi tartışma konusu olmaktan çıkaracak adımı atamadı.

Yeni rejim kurgusunu bir veri olarak kabul edip içerden eleştiren CHP’nin sağladığı olanağa rağmen…

Yeni rejim kuruluşunda kendi temel taleplerinin yerine getirilebileceği düşüncesiyle “süreç” tartışmasındaki Kürt siyasal hareketinin sağladığı olanağa rağmen…

Sonrası Haziran.

AKP marifetiyle yeni bir rejimin kurulamayacağının ilanı oldu.

Haziran’ın sonrası.

Türkiye’de rejim tartışmasına “seni reddediyorum” diyerek katılan milyonlar, reddin ötesinin tarifini bulamadı.

Karşı sınıfın belli bir kesimiyle ittifaka dayalı muhalefet stratejilerini, geliyorum diyen rejim tartışmasında “gerçekçi” bulan sol örgüt ve aydınlar, şimdilerde geçmiş dönem stratejilerini gözden geçirme derdindeler.

Gözden geçiriyorlar ve hep “doğru yaptık” diyorlar. “Yenildik ama güzel yenildik, bir daha yenilelim”.

Haziransa başarmak istiyor. Reddetmenin ötesine geçecek yolu arıyor.

30 Ağustos toplantısının önemi buradadır.

Rejim tartışılıyor ve sosyalistler Haziran’ın programını kendi kimlikleriyle oluşturma görevini yerine getirip getirmeyeceklerini gösterecekler.

“Radikal demokrasi” RTE’yi alkışlamayı seçmeni gerekçe göstererek savunuyor, eski Cumhuriyet programı, -hâlâ- bürokrasi açıklamalarından yeni taktikler çıkarıyor.

Bir iddiamız da odur ki, Haziran 12 Eylül’ü bitirdi, sol açısından.

Türkiye sosyalist hareketinin iddiamıza ne kadar yakın olduğunu 30 Ağustos toplantısıyla başlayan yeni sürecin geliştireceği programla göreceğiz.