BHH: Avantajlar ve Kapıdaki Riskler



27-12-2014 07:58


Metin Çulhaoğlu

Siyasetin basit gerçeklerindendir: Siyasetteki özneler için doğrudan hasım öznelerin yanı sıra bir de “dış-yan özneler” vardır. Örneğin bugün solda yer alan özneler için AKP iktidarı doğrudan hasım öznedir; ancak siyasetin sol tarafında birden çok özne olduğundan, bunların birbiriyle ilişkileri dış-yan öznelik bağlamında düşünülebilir.  
Her özne, kendi dış-yan öznesine karşı şu ya da bu ölçüde kırılganlık taşır. 

Örneğin sola bakarsak, bu alandaki özneler birbirlerinden etkilenirler. Etkilenmenin derecesi, “şunu da yaptıklarına göre artık bizim önümüz açıldı” umutlarından diğer tarafça izlenen siyasetin kendi içlerinde “kaynaşmaya” yol açıp açmayacağına ilişkin kaygılara kadar geniş bir alanda değişkenlik gösterir. 

“Kırılganlık” sözcüğü, yakın dış etkilere açık olma durumunu anlatmak için kullanılmaktadır.

Elbette, “konsolide özneler” diyebileceğimiz örgütlerde bu anlamdaki “kırılganlık derecesi” düşüktür. Bugün Türkiye solunda konsolide öznelerin güçleri arasında büyük farklılıklar olmadığından kırılganlık derecesi hep düşük tutulabilmektedir. Yani işin püf noktası niceliktir. Bir “dış-yan öznenin” niceliği diğerine kat kat ağır basmadıkça, birinin söylediklerinin ve izlediği siyasetin daha sağlıklı ve tutarlı olmasının diğerlerindeki kırılganlık derecesini artırması gibi bir olasılık neredeyse hiç yoktur.

Ancak, bugün Türkiye solunda konsolide öznelerin ötesinde bir de “geniş özne” vardır: Birleşik Haziran Hareketi… Bu geniş özne, konsolide öznelerle birlikte herhangi bir siyasal örgütle ilişkisi olmayan kişileri de kapsamaktadır. 
Dolayısıyla, kırılganlık söz konusu olduğunda BHH için konsolide özneler kadar rahat konuşmak ve kırılganlık derecesini düşük tutmak mümkün değildir. Hele bir de nicelik açısından BHH’yi aşan dış-yan öznelerin varlığı düşünüldüğünde…

Bu saptamalara rağmen BHH dışa karşı kırılganlık açısından avantajlı denebilecek bir ortamdadır ve konsolide özne kategorisine girmediği halde kendi kırılganlığını asgari düzeyde tutabilecek bir zeminde durmaktadır. 
BHH içindeki unsurların deneyimlerini ve geçmişten çıkardıkları dersleri bir kenara bırakacak olursak bu avantajın başka kaynakları da vardır. Bunların en başında Haziran Direnişi gelmektedir. Gerçekten ciddi ve kısa sürede tükenmesi mümkün görünmeyen bir özgüven kaynağıdır. 

İkincisi ve belki de birincisi kadar önemlisi, AKP’nin niyetlerinin ve bugün Türkiye’yi getirdiği noktanın tereddüde yer vermeyecek kadar açık olmasıdır. Sol üzerinde 25 yıldır hep bozucu etkiler yaratmış olan liberal ve sol-liberal tezlerin de aynı bağlamda düşünülmesi gerekir:     

Örneğin, “laikçilik” küçümsemelerinin, “paranoya” yakıştırmalarının, “yıllarca mağdur olanların silkinişi” edebiyatının ya da “merkez-çevre” teorilerinin bugün herhangi bir kıymeti harbiyesi kalmış mıdır? 

Anlatmaya çalıştığımız, BHH’nin düne göre birtakım tortulardan, hep ayak bağı olmuş tartışmalardan arınarak bugün için mümkün olabilecek en ileri ortaklaşmaya oturma ve buradan yürüme şansına sahip olduğudur. 
Evet, BHH içinde sosyalistler de vardır, sosyalist olmayanlar da. Ayrıca sosyalist olanların sosyalizm anlayışları arasında önemli farklılıklar olduğu da gerçektir. Ancak, sosyalist olmayanların da farklı sosyalizm anlayışlarına sahip olanların da sosyalizmi, uygulama mekânı ancak Antalya olabilecek bir fantezi saymadıkları kesindir.   

***

Zeminin ve ortaklığın belirli bir sağlamlıkta görünmesi, BHH’nin kritik birtakım uğraklarda hiç zorlanmayacağı anlamına gelmiyor kuşkusuz.

Örneğin, 2015 seçimlerine az kalmıştır. 

BHH bu konuyu mutlaka en geniş katılımla, en açık biçimde ele alıp tartışacak ve bir sonuca varacaktır. 

Gene de, seçimler yaklaştıkça BHH’nin bir yandan AKP’nin oyunu yüzde 30’un biraz üzerinde gösteren anketlerle “gitti gidiyor” (CHP), diğer yandan da “aştı aşıyor” (HDP ve baraj) bombardımanına maruz kalacağı kesin gibidir.
Gündem yoğun ve karmaşıktır, olasılıklar fazladır ve bugünden kesin konuşmak güçtür. 

Ancak, BHH yukarıda örneklenen ve olası başka badireleri atlatırsa sol bu ülkenin siyasetinde ve gündeminde yerini pekiştirmiş olacaktır.       

Dünyanın yeni bir devrimci kabarma dönemine girme olasılığı düşünüldüğünde çok önemli bir kazanım sayılmalı ve gereği buna göre yapılmalıdır.