Benzinim SÜPER olsun!



14-12-2014 11:11


Emre Gürcanlı

Açıkçası cahilliğime verin, bilmiyordum. Ben benzinin içinde zaten kurşun var, ama insan sağlığı gerekçesiyle içindeki kurşun temizleniyor artık sanıyordum. Değilmiş... Benzinin içine kurşun ayrıca katılıyormuş ve bu neredeyse yüz yıllık bir hikayeymiş, binlerce işçinin ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın yaşamına malolan...

Sözcüklerin kullanımı ne kadar yönlendiriyor insanı "kurşunsuz benzin", "süper benzin". Süperse iyidir öyle değil mi? Benzinim süper olsun güzel olsun... Ama bu cehaletten dolayı kendi kendime kızdım açıkçası ve kurşunlu benzin gerçeğini, kapağı ve sunumu oldukça renkli bir kitap sayesinde öğrendim, Jamie Lincoln Kitman'ın "Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi" adlı kitabı.

Kitabı okudukça ilgimi çekti, bu konuda yazılanlara şöyle bir bakmak istedim. Örneğin Abrams, H.K. (2001) işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin kısa ve güzel tarihçe denemesinde doktorların ve bilim insanlarının petrol endüstrisiyle işbirliği sayesinde yıllar boyunca kurşun zehirlenmesinin halktan saklandığını ve kamuoyundan uzak tutulduğundan bahseder. Yalnızca çok az sayıda bilim insanı ve mühendisin işçiler lehine çaba sarfettiğini, kurşun zehirlenmesi hikayesinin üniversitelerin, ABD Kamu Sağlığı İdaresi'nin ve bilim insanlarının nasıl da otomotiv, petrol ve kurşun sanayiiyle işbirliği içinde olduğunu, neredeyse onun bir ajansı gibi çalıştığını belirtir. Okudukça daha da ilginç bir hale gelmeye başladı şu kurşun hikayesi...

Geçen hafta söz etmiştim, kurşun zehirlenmesi meslek hastalıkları sıralamasında ilk sırada yer alıyor, akü imali, kablo izolasyonu, hadde ve diğer ürünler, mühimmat, alaşımlar, kimyasal maddeler ve pigmentler ve tabii ki benzin katkısı için kullanılıyor. İşin meslek hastalıkları kısmı önemli ve geçen hafta kısmen söz etmiştik. Ama halk sağlığı açısından daha çok benzin hikayesine biraz odaklanmak gerekiyor.

Neden benzine kurşun katılır?

Çevre mücadelesi ve nükleer karşıtı pek çok habere imza atan BirGün Gazetesi'nden Özgür Gürbüz tabii ki benden önce davranmış ve daha temmuz ayında bu ilginç ve güzel kitabı güzelce özetlemiş. Yine kendisinin haberleştirdiği bir olay oldukça dikkat çekiciydi:

"2009 yılında İstanbul’daki çevre yollarındaki ağır metal kirliliğini gösteren bir araştırmayı haberleştirmiştim. Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nden Mert Güney’in çalışması, İstanbul’daki 1. Çevreyolu kenarından alınan bir kilogram toprakta 1572 miligram kurşun tespit etmişti. Avrupa Birliği’nin (AB) bir kilogram toprakta bulunmasına izin verdiği kurşun miktarı en fazla 100 miligram. İstanbul’un göbeğinde sınır değer 15 kat aşılmıştı." 

Bunun tek nedeni, İstanbul'da yıllarca kurşunlu benzin kullanımının yarattığı çevre kirliliğiydi.

Benzinde kurşun yok, sonradan katılıyor. General Motors, Du Pont ve bugün Exxon Mobil diye bilinen Standard Oil-New Jersey şirketleri yakıtın motor silindirinde darbeli yanışını bir başka ifadeyle ‘vuruntuyu’ önlemek istiyor. 1921 yılında Thomas Midgley adlı mühendisin, tetraetil kurşunu (TEL) vuruntu azaltıcı olarak kullandığı sırada aynı işi benzin-etanol (bitkisel alkol) karışımı bir yakıtla yapmak mümkündü.

"Dert sadece vuruntuyu önlemek olsaydı etanol sorunu çözebilirdi ama bitkiden alkol üretmek ve benzine karıştırmak herkesin yapabileceği bir işti. O yüzden kimya, otomotiv ve enerji alanındaki bu üç büyük şirket, patentini ellerinde tutabilecekleri kurşunlu benzini yaratmayı tercih etti; dünyanın kurşuna boğulması pahasına. Kurşunun can alması uzun sürmedi. 1923 yılında New Jersey Deepwater’da açılan TEL tesisinden, ardından 1924’te Daytona’da açılan bir başka tesisten, kurşun zehirlenmesi sonucu işçi ölümleriyle ilgili haberler gelmeye başladı. Bu ölümler de şirketleri durdurmaya yetmedi. Amerika’daki Toplum Sağlığı Merkezi gibi otoriteler ilgisiz, Kurşun Sanayicileri Derneği gibi lobi örgütleri ise çok aktifti. 1936’ya gelindiğinde kurşunu benzine bulaştıran “Ethyl” katkı maddesi Amerika’da satılan benzinin yüzde 90’ına girmeyi başarmıştı. Sadece Amerika değil tüm dünya kurşunsuz benzinle tanışacaktı."

Evet, tekeller kârına kâr katsın diye, yaşanan yüz binlerce ölüm! Ama rezalet burada kalmıyor, bilim insanları resmen ortada olan bir gerçeği açıklamıyor, açıklayanlar ise neredeyse aforoz ediliyor!

Kurşunun tarihi, kapitalizmin insan yaşamını hiçe saymasının tarihidir!

Kitabı okudukça inanılmaz gerçeklerle karşılaşıyorsunuz örneğin:

“1920’ye gelindiğinde, azami derecede öldürücülüğü hakkındaki bilimsel ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte, kurşun, mesleki ve pediatrik bir tehlike olarak oldukça kötü bir şöhreti çoktan elde etmişti. Sonrasında ise, Nisan 1924’te Dayton’da kurulan deneme tesisinde TEL üretiminde çalışan iki GM işçisi kurşun zehirlenmesinden öldü. Bununla birlikte ölümle sonuçlanmamış çok sayıda zehirlenme vakası da bildirilmişti."

Ama buna karşı ABD'li kapitalistlerin yüz yıl önceki davranışları, radyasyonlu çay içen eski bakan Cahit Aral'dan, Ankara'nın suyu temiz diyerek pet şişeden su içen İ.Melih Gökçek'ten hiç de farklı değil, insanların karşısına geçip göz göre göre şov yapıyorlar ve dalga geçiyorlar:

"Ethyl şirketinin başkan yardımcısı Tetra Ethyl Lead (Tetra Etil Kurşun, TEL) az miktarlarda kullanıldığında zararsız diye, eline biraz TEL sürmeyi teklif etti. Midgley bu gösteriyi öylesine seviyordu ki, gittiği her yerde bunu tekrar etmeye başlamıştı, ellerini bu sıvıda büsbütün yıkıyor ve mendiliyle kuruluyordu.

New York World gazetesi, Detroit’teki bu akıl almaz olayı aktarırken “Midgley’in sektördeki kuşkulu bakışları önlemek ve TEL’in güvenli olduğunu kanıtlamak için sık sık TEL ile yıkandığını belirtti.”

Bu şovların ardından 1926 yılında Sağlık Dairesi Başkanı’nın konferansından hemen sonra ancak yeni oluşturulan komisyonun çalışmalarını tamamlamasından aylar önce, Du Pont’un uğursuz Deepwater tesisinde TEL kaynaklı 8 ölüm ve 300’den fazla yaralanmanın daha gerçekleştiği gün yüzüne çıkmıştı. Du Pont sözcüsünün o dönem yaptığı açıklama, "işçiler dikkatsiz, cahil, kazaların nedeni bu" diyen zihniyeti anımsatmıyor mu:

“Çalışanları sürekli dikkatli olmaya teşvik etme konusunda bir hayli sorun yaşadığımız bir gerçektir. Onları kendilerinden bile korumak zorundayız.”

Bilim insanları ve devlet kurumları tekellerin hizmetinde!

Kurşunun insan sağlığına zararları konusunda bizzat otomotiv sektörü ve petrol sanayiinin temsilcileri dahi benzinde kurşun kullanımı konusunda rahatsızlık duyuyordu. Ancak, ABD'de devlet kurumlarının harekete geçmesi için yapılan bu çağrıların hiçbiri yanıt bulmadı ve Ethyl’in yolu bu şekilde açıldı. Toplum Sağlığı Dairesi hiçbir zaman bu konuyu araştırmadı, Daire Başkanı, daireye ödenek ayırması için Kongre’de hiç lobi yapmadı ve takip eden 40 yıl boyunca TEL’in sağlığa etkileri konusunda yapılan tüm araştırmalar General Motors, Standard Oil, Du Pont, Ethyl ve kurşun endüstrisinden ticaret kurumları tarafından yazıldı.

"Ethyl başkanı Earle Webb bir zamanlar, o güne kadar elde ettikleri başarıların arkasında yatan üç kişiden birinin Robert Kehoe olduğunu belirtmişti, kuşkusuz öyleydi de. TEL üretimi yapan tesislerin tehlikelerini araştırmak üzere General Motors adına Kettering tarfından 1924’te işe alınan genç toksikolog, daha kapıdan girer girmez işini uzun süre elinde tutabilmek için efendisini memnun edecek yeteneklerini hızla sergilemeye koyuldu. 1925 yılında Ethyl Benzin Şirketi’ne baş tıbbi danışman olarak atandı ve emekli oluncaya kadar (1958) bu görevde kaldı. Gelgelelim Kehoe, TEL’in tanıtım işini çok daha önce, General Motors, Dupont ve Ethyl tarafnıdan yollanan 130.000 dolarlık başlangıç hibesi ile kurulan ve yarım yüzyıl boyunca araştırma maaşlarının kurşun endüstrisi tarafından ödendiği Cincinnati Üniversitesi bünyesindeki Kettering Laboratuvarı’nın müdürüyken yapmıştı. Kehoe’nun laboratuarı ve onlarca yıllık sahte bilimi karşısında, halk sağlığı topluluklarının genel ve finansman bulamayan kaygıları, yaklaşık elli yıl boyunca lanetlenmişti."(age,s. 106)

"Kurşunsuz benzinin insan ve çevre sağlığı için büyük risk oluşturduğunu ispatlamak yıllar aldı. 1996 itibariyle Afrika’da satılan tüm benzinin yüzde 93’ü, Ortadoğu’da yüzde 94’ü, Asya’da yüzde 30’u ve Latin Amerika’da yüzde 35’i kurşun içermekteydi. Dünya Bankası’na göre gelişen ülkelerdeki kentlerde yaşayan 1 milyar 700 milyon kişi, yüzde 90’ı kurşunsuz benzinden kaynaklanan havadaki kurşun nedeniyle sinirsel hastalıklar, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskiyle karşı karşıya." (Özgür Gürbüz)

Kurşunlu benzin gerçekten havayı kirletiyor mu?

Kurşun havayı kirletiyor, kandaki kurşun değerlerinin artışı binlerce insanın yaşamını olumsuz etkiliyor. Ancak emperyalizm çağında, pek çok sektörde olduğu gibi, kurşunlu benzin üretiminde de bir anlamda çevresel ırkçılık görmek mümkün. Gelişmiş kapitalist ülkeler, kendi içlerindeki tepkilerin de etkisiyle daha sağlıklı teknolojilere yönelirken, geri kalmış ülkelere ellerinde ne var ne yoksa aynen aktarıyor.

1976 ila 1980 yılları arasında, kurşunlu benzin aracılığıyla tüketilen kurşun miktarının %50 oranında düştüğü, kandaki kurşun düzeylerinin ise yüzde 37 düştüğü belirtiliyor kitapta, ayrıca 1975 ila 1984 yılları arasında, kurşunlu benzin tüketimi yüzde 73 oranında azalırken, ortam havasındaki kurşun da yüzde 71 oranında düştüğü belirtilmiş. Kurşunun kullanımının kısıtlanması ya da ortadan kaldırılmasıyla kandaki düzeylerinin ne kadar hızla düştüğü net bir şekilde anlatılıyor. Örneğin ABD’de, 1975 yılında kurşunun kullanımından kaldırılmasına başlanmış ve süreç 1986 yılına dek büyük oranda tamamlanmış. Atlanta Hastalık Kontrol Merkezleri tarafından, ABD’deki 60’tan fazla şehirde toplanan verilere dayalı olarak, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı, 1-74 yaşları arasındaki Amerikalıların kanlarındaki kurşun düzeylerinin 1978 ile 1991 yılları arasında yüzde 78 oranında azaldığını bildirmiş. 1-5 yaşları arasındaki çocukların kanlarındaki kurşun düzeyleri, 15,0 mcg/dl’den 3,6 mcg/dl’ye düşerek yüzde 76 oranında azalırken, kanlarındaku kurşun düzeyleri 10 mikrograma eşit veya ondan yüksek olan çocukların oranı yüzde 88’den yüzde 9’a düştüğü gibi somut veriler var.

Günümüzde en ağır kurşun kullanan ülkelerin yüzde 80’i az gelişmiş kapitalist ülkeler. Benzinin ağırlıklı olarak kurşunlu olduğu Mısır’ın İskenderiye kentinde, TEL yoğunlukları ve havadaki kurşun düzeyleri Avrupa Birliği’nde tavsiye edilen düzeyin çoğu zaman iki katı olduğu ve trafik kontrolörlerinin merkezi sinir sistemi işlev bozukluğundan muzdarip oldukları tespit edilmiş. Yine aynı kitaptan öğreniyoruz,  Kahire’de, annelerin kurşuna maruz kalması nedeniyle her yıl 800’den fazla bebek hayatını kaybediyormuş...

Türkiye'deki durum ne?

Türkiye'de 11 Haziran 2004 tarih ve 25489 sayılı Resmi Gazete’de “Benzin ve Motorin Kalitesi Yönetmeliği” yayımlandı ve 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren kurşunlu benzin satışı durduruldu. Bu kapsamda, kurşunsuz benzin kullanılmasının yaygınlaştırılması ve kurşunlu benzin kullanmak zorunda olan araçların ise katkılı kurşunsuz benzin kullanılması konusunda halkın bilgilendirilmesi gibi adımlar atıldı. Yani bir anda bıçak gibi kesilip atılmadı. O dönemi anımsayanlar belki bilirler, yönetmeliğin uygulama tarihinin 2005 yılı başı olacağı söylenirken, bir anda bir yıl ötelenmişti. Kurşunsuz benzinden önce kullandığımız benzinin ismi ise SÜPER benzin idi. Süper benzin diye bilinen aslında kurşunsuz benzine göre 31 kat fazla kurşun içeren bir benzindi.

Türkiye kurşunlu benzin yasağında dünyada en son sıralarda yer aldı.

(Bugün ise yeni bir felaketle daha karşı karşıyayız, mazot fiyatlarının artması sonucu kullanılan 10 NUMARA madeni yağ! Son dönemde araç yangınları ile gündeme gelen “10 numara yağ” "girişimci ruh" sayesinde, inceltici ve yanıcı kimyasal madde katılarak üretiliyor. Hiçbir standardın olmadığı bu yasa dışı ürün basit bir kıvılcımda parlayabiliyor ve bugüne kadar pek çok araç yangınına neden olmuş durumda).

Kurşunlu benzinin tarihi bize çok da uzak olmayan bir hikayeyi anlatıyor, kapitalizmin insan yaşamını hiçe sayan hikayesini, sermayenin çıkarlarını meşrulaştıran bilim insanlarını, doktor ve mühendisleri ve yitip giden yaşamları...


Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi, Jamie Lincoln Kitman, H2O Kitap, İstanbul, 2014-12-02

Abrams, H.K. (2001), Journal of Public Health Policy, Vol.22, No:1, P.34-80

Özgür Gürbüz, Kurşunlu benzin kimin icadı, Birgün Gazetesi, 13 Temmuz 2014