Bembeyaz gülmek...



07-02-2021 00:30


Öznur Özkaya

Renkler, ışık ve dalga boyu ile ilintili olsa da çağrışımlarla yüklüdür ve bu çağrışımların ortaya çıkardığı anlamlar evrensel belleğin ve / veya kültürün ortak dilini oluştururlar. Kıyafetlerinizin, evinizdeki eşyaların, arabanızın, vb. rengi içinizi, düşlerinizi, geçmişinizi, şimdinizi yansıtır. Söz gelimi "Mavi huydur bende..."* Denizi, mavi elbiseler giymeyi, yukarıya, göğe bakmayı severim. Epeyce bir zaman önce Michel Pastoureau'nun iki kitabını okumuştum: "Mavi (Bir Rengin Tarihi)"** ve "Siyah (Bir Rengin Tarihi)."*** Yazarın Antikçağ ve Ortaçağ toplumlarından Modern Çağ'a kadar söz dağarcıkları, kumaşlar, giysiler, semboller, günlük yaşam, din ve sanat üzerinden toplumsal alandaki evrimini incelediği mavi ve siyah rengin macerasına kapılmış, birinde geçen "Beyaz, belki de artık eskisi kadar masum değil." cümlesiyle düşüncelere dalmıştım.

Beyaz... Saflığın, temizliğin, masumiyetin simgesi değil miydi? İstikrarı, doğruluğu, iyiliği, bekleneni, ütopyayı, hayalleri temsil etmez miydi? Belki de gerçekten masum değildi. Çünkü tüm renkleri içinde barındırsa da şairin dediği üzere en hızlı kirlenen renkti.**** Saramago'ya göre körlüğün rengiydi, siyahtan daha ürkütücüydü. Boğucuydu bazen, hüznün, kederin, delirmenin, ölümün habercisiydi. Fransız Devrimi karşıtlarının, Menşeviklerin, Ku Klux Klan örgütünün de rengiydi. 

Şu sıralar yeniden düşünmeye başladım... Zira "Vejetaryen" ve "Çocuk Geliyor" gibi dünya çapında ilgi gören kitapların yazarı Han Kang'ın belleğe, geçmişe, yitip gidenlere ve her şeye rağmen geleceğe dair anlatısı "Beyaz Kitap" elimden düşmüyor günlerdir. Kang, beyaz köpek ve kesme şekerle, anne sütü ve pirinçle, kırağı ve kundakla simgeleştirdiği biçareliği, küllerin arasından yeniden alevlenmeyi, yıkıntıların altından kalkabilmeyi, kırılganlığı, şüpheyi, acıyı ve onun gücünü anlatıyor. Ampul, saç, tuz, mendil, vb. gibi nesnelerle otobiyografisini aktarırken beyazın çelişkisini, ikilemlerini fısıldıyor uzaklardan.

Han Kang, "Beyaz Kitap"a şu sözlerle başlıyor: “Beyaz şeylerle ilgili yazmaya karar verdiğim bahar, ilk yaptığım bir liste çıkarmak oldu. Her bir sözcüğü yazarken tuhaftır, çok sarsıldım. Bu kitabı mutlaka tamamlamak istediğimi ve yazım sürecinin bir şeyleri değiştireceğini hissettim. Yaraya sürülen beyaz merhem, üstüne sarılan beyaz sargı bezi gibi bir şeylerin gerekli olduğunu da. Zamana dair duyuların keskinleştiği anlar vardır. Böyle keskin zamanın kenarında, her saniye yenilenen şeffaf bir uçurumun ucunda ilerlemeye devam ederiz. Cesur olduğumuzdan değil, başka bir çıkar yolu olmadığından.” 

Evet, bir liste yapıyor, bu listeyle beyazı kovalıyor. Zihinlerde saflıkla beraber anılan beyazın içindeki karanlığı görmemizi istiyor. Örtmeye çalıştığı kirleri, lekeleri, küfleri, sisleri ortalığa saçtıkça beyazın cazibesini alaşağı ediyor. "Ben", "O Kadın" ve "Tüm Beyazlar" adlı üç bölümden oluşan "Beyaz Kitap"ta yazar, yıkımın ve yabancılaşmanın anımsattıklarını ve yaşattıklarını durgun ama düşündürücü cümlelerle betimlerken bizi beyaz köpüklü bir suya doğru çekiyor. Elinize aldığınızda çarçabuk bitiverse de günlerce sayfalarını çevirip durmaktan kendinizi alamıyorsunuz. "Bembeyaz gülmek" diyor mesela... Muhtemelen sadece kadının anadilinde var olan anlamlarını tekrar tekrar okuyorsunuz. "Sen bembeyaz güldün. Şayet böyle bir cümlede kullanılırsa sen, hiç sesini çıkarmadan her şeye sabredip gülmek için çaba harcayan birisindir. O bembeyaz güldü. Böyle kullanıldığında muhtemelen o, kendi içindeki bir şeylerle vedalaşmak için çaba harcayan biridir." cümleleriyle birlikte geçmişiniz ile düşlerinizi birer kefeye koyuyorsunuz.

Beyaz, renkler arasında denge unsuru değil miydi? Eşitlik, adalet, tarafsızlık, bağımsızlık, barış onunla temsil edilmez miydi? Güvercini hep beyaz renge boyamaz mıydık resmederken? Gelinler masumiyet için beyaz gelinlik, hekimler ise temizlik namına beyaz önlük giymez miydi? Kasaplar neden giyerdi beyaz önlüğü? Beyaz... Hızla kirlense de, kimi zaman doğruyu kimi zaman yokluğu simgelese de koşulsuz yansıtma özelliğiyle en kusursuz hayal rengiydi.

* Edip Cansever

** Mavi (Bir Rengin Tarihi), Michel Pastoureau, Çev: İnci Malak Uysal, Can Yayınları, 2013.

*** Siyah (Bir Rengin Tarihi), Michel Pastoureau, Çev: Mesut Tufan, Sel Yayıncılık, 2016.

**** "bütün renkler aynı hızla kirleniyordu / birinciliği beyaza verdiler." - Ö. Asaf

Not: Korece aslından yaptığı berrak çevirisinden ötürü çevirmeni Göksel Türközü'nün, okuru kusursuz bir edisyonla buluşturduğu için editörü Nazlı Berivan Ak'ın, kapak tasarımı sebebiyle de Murat Yılmaz'ın adını anmadan yazımı bitiremem...

Künye: Beyaz Kitap, Han Kang, Çev: Göksel Türközü, April Yayıncılık, 2021.