Belgesellerden klasiklere 34’üncü İstanbul Film Festivali



28-03-2015 08:33


Kaya Özkaracalar

4 Nisan’da başlayarak iki hafta sürecek olan 34’üncü İstanbul Film Festivali’nin biletlerinin halka satışına bugün başlandı. Festivalin bu yılki Ulusal Yarışması’ndaki dokuz filmin tamamına yakını genç yönetmenlerin filmlerinden oluşuyor, hatta bunların çoğu, ilk uzun metraj filmlerini çekmiş olan sinemacıların çalışmaları. Yarışmanın en merakla beklenen filmlerinin başında siyasi aktivist kimliğiyle de tanınan oyuncu Barış Atay’ın yönettiği Eksik geliyor. Bu ilk yönetmenlik çalışmasında Deniz adlı bir gencin 12 Eylül döneminde ayrı düştüğü annesi ve küçük kardeşiyle onyıllar sonra biraraya gelmesinin öyküsünü anlatan Atay, 12 Eylül darbesinin yarattığı travmanın birkaç kuşağa yayılan etkilerini perdeye getirmeyi amaçladığını söylüyor. Yarışma filmleri arasında yeralan Faruk Hacıhafızoğlu imzalı Kar Korsanları ise 12 Eylül döneminde Kars’taki yaşama, yoksul halkın kara kış koşullarında kömür temin etme mücadelesi üzerinden bakıyor.

Bu yılki Ulusal Yarışma jüri başkanlığını, Yeni Türkiye Sineması’nın tanınmış yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz yapacak. Kendisinin de Yeraltı adlı filmiyle katıldığı 2012 Adana Altın Koza Film Şenliği’nde En İyi Film ödülünü Maraş katliamı mağduru bir ailenin dramını konu alan Babamın Sesi’nin (Denge Bave Min) kazanması üzerine jüriye twitter üzerinden “gerzekler” diyerek hakaret etmiş ve “bundan sonra Türk festivallerinde yarışmayacağını” beyan etmiş olan Demirkubuz’un bu kez bir festivalde jüri başkanlığını üstlenmesi ironik bir durum.

Festivalde yarışma-dışı gösterilecek uzun metraj yerli filmlerin en dikkat çekeni ülkemizin önde gelen yeni kuşak belgeselcilerinden Çayan Demirel’in Ertuğrul Mavioğlu ile ortaklaşa çektiği ve Türkiye’deki PKK gerilla kamplarındaki yaşamı belgeleyen Kuzey (Bakur). Demirel ve Mavioğlu, Kuzey’de “ulusal kimlik talebi üzerinden yükselttiği mücadelesi ile tanınan PKK’nin nasıl olup da bir kadın hareketine dönüştüğünü de” anlattıklarını kaydediyorlar.

İstanbul Film Festival bünyesinde bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Ulusal Belgesel Yarışması ise, bu yılki festivalin en fazla üzerinde durulmayı hakeden bölümü. 1990-91 büyük madenci grev ve yürüyüşünü ‘içeriden’ belgelediği 100 Bin Kişiydiler (2008) ile Türkiye’nin en önemli siyasal-toplumsal belgesellerinden birine imza atmış olan Zonguldaklı belgeselci Metin Kaya’nın kamerasını bu kez kaçak kömür madenlerine çevirdiği Soluk ile geçen yıl Trans X Istanbul adlı çalışmasıyla beğeni toplayan Maria Binder’in yine Istanbul’daki trans bireylerin yaşamlarına odaklandığı Trans* But yarışmada yeralıyorlar. Gezi Direnişi’nin Ankara ayağında Ethem Sarısülük’ün katline odaklanan Haziran Yangını, Kobani direnişini perdeye getiren Sabaha Doğru (Berroj), Kıbrıs’taki katliam kurbanı “kayıpların” mezarlarının aranmasını konu alan Koloni, sinema emekçilerinin 1977 sansür karşıtı yürüyüşünü belgeleyen Yollara Düştük, odun kömürü emekçileri hakkındaki İs ve kentsel dönüşüme dair Komşu Komşu! Huuu!, yarışmadaki hepsi ilgiye değer diğer belgesellerden yalnızca bazıları.

Henüz 54 yaşındayken geçen yıl Liberya’da sıtmadan ölen Avusturyalı belgeselci Michael Glawogger’in dünyanın farklı yörelerindeki insanlıkdışı çalışma koşullarına dikkat çektiği İşçinin Ölümü (Workingman’s Death, 2005) başlıklı çalışması da festivalin geçen yıl yaşamını yitiren sinemacıların anısına ayırdığı bölümde gösterilecek. Bu bölümde izleyici karşısına çıkacak filmler arasında Lauren Bacall’ın başrolü Humphrey Bogart’la paylaştığı kara film klasiği Derin Uyku (The Big Sleep, 1946) ve “çirkin” rolündeki Eli Wallach’ın Clint Eastwood ve Lee van Cleef’i adeta gölgede bıraktığı spagetti western başyapıtı İyi, Kötü ve Çirkin (Il buono, il brutto, il cattivo, 1966) de yeralıyor. Katledilişinin 20’inci yıldönümünde Onat Kutlar’ın anısına ise Kutlar’ın en beğendiği yönetmen olan Luchino Visconti’nin Leopar’ı (Il gattopardo, 1963) izleyici karşısına çıkacak.

Festivalde yeralan yerli klasikler ise Nebahat Çehre’ye verilecek Onur Ödülü vesilesiyle programa alınan Yılmaz Güney filmi Seyyit Han (1968) ve restore edilmiş bir kopyası üzerinden gösterilecek olan Metin Erksan’ın Fakir Baykurt uyarlaması Yılanların Öcü (1962).

Bu yılki festivale özgü bir bölüm ise ‘Yüz Yıllık Acı’ başlığını taşıyor ve bu başlık altında gösterilecek olan Homo Politicus adlı kısa filmin, “Türkiye’de Ermeni soykırımını doğrudan konu edinen ilk kurmaca çalışma” olduğu kaydediliyor.

‘Dünya Festivallerinden’ ve diğer geleneksel bölümlerindekilerle birlikte festivalde bu yıl toplam 62 ülkeden 200’den fazla film izleyici karşısına çıkacak.