Bazı yaralar açıkta iyileşir...



16-05-2021 00:39


Öznur Özkaya

Psikolojik travmaların çoğu anne-baba tutumları ile ilgilidir. Anne ve/veya babanın çocuklarına yaklaşım biçimleri, davranış tarzları, ilişki kurma yöntemleri, eleştirme, cezalandırma, yol gösterme, koruma ile ilgili tutumları travmatik ise ileriki yaşlarda çocukta çeşitli psikolojik sıkıntı ve ilişki sorunları olarak kendini gösterir. Cezalandırıcı, utandırıcı, sinirli, müdahaleci, baskıcı, ayıplayıcı, eleştirici, aşırı korumacı, aşağılayıcı, yargılayıcı, ilgisiz olan, çok karışan ya da çok az ilgilenen, fiziksel şiddet uygulayan, mesafeli olan ya da gereğinden fazla yakın olan, ayrımcılık yapan, başka çocuklarla kıyaslayan, kaygılı/depresif, fiziksel temasta bulunmayan, hakaret eden, onaylamayan, ödüllendirmeyen, küçük düşüren, yeterince sevgi göstermeyen anne-baba; çocuk üzerinde travmatik etki bırakır. Sonunda çocuğun dünyayı, kendini ve insanları algılama tarzı olumsuz anlamda değişikliğe uğrar; güven/özgüven azalır, hayattan haz alınamaz, olumsuzluklara tahammül edilemez, yetersizlik ve ilişkisel/iletişimsel sorunlar  baş gösterir. 

Özellikle anne ile olan ilişkisi çocuğun geleceğini çizer. Annelerimiz hakkında kötü konuşmama tabusu ve tüm annelerin sevecen olduğuna dair efsaneler, anneleri tarafından yeterince sevil(e)memiş çocukları daha da yalnızlaştırırken annelik miti, sevgisiz anneleri kamufle eder. Çoğunlukla davranışlarımızı kökenlerini bilmeden kabulleniriz. Sevil(e)memiş bir çocuk ilgiye ve sevgiye değer olduğunu bilmez, zira reddedilme ve sürekli eleştirilme hissiyle büyümüştür. Özellikle kız çocukları annelerinin dikkatinin ve ilgisinin eksikliği sonucunda yetişkin ilişkilerinde hep “etrafındakileri koşulsuz memnun eden kişi” rolünü üstlenirler ve duygusal olarak devamlılığı olan, sağlıklı ilişkiler kurabilmek için gerekli sınırları koymakta, duygularını yönetmekte zorlanır, fazla düşünme eğiliminde olurlar.

Psikoterapist Susan Forward "Sevgisiz Anneler-Yetişkin Kızlar İçin İyileştirici Bir Rehber" adlı kitabında; çocuk yaştan itibaren annelerinin sözel, duygusal veya fiziksel şiddetine uğramış kadınların, yaralı yetişkin kızların korkularından kurtulup yeni bir benlik inşa etmeleri için somut ve etkin önerilerde bulunuyor. Annelerinin duygusal yörüngelerinden kurtulmaya çalışan kadınların neden kaygı, depresyon, ilişki sorunlarıyla boğuştuğunu irdelerken yıkıcı eleştirici, aşırı kontrol, zorbalık, duygusal ihmal gibi küçük bir kız çocuğunu ezen ve etkileri yetişkinliğe kadar uzanan yıkıcı davranışların sonuçlarını, yıllarca maruz kalınan bu kötü muameleyi telafi etmenin yollarını arıyor. "Kendi korkularını ve üzüntülerini gidermek uğruna iktidar, inisiyatif ve kontrol ihtiyaçlarına payanda olarak kızlarını kullanan" annelerin aşırı narsist olduğunu, "kendilerini güvensiz, düş kırıklığına veya bozguna uğramış hissettiklerinde eleştiriyle karşılık verdiklerini, bütün güvensiz kişiler gibi kızlarını yerle bir ederek kendilerini inşa ettiklerini" belirtiyor.

Çağdaş Norveç edebiyatının en önemli seslerinden Vigdis Hjorth da "Miras" adlı romanında bir aile portresinin arka planını anlatırken okuru gerçeklere dayalı bir travma öyküsüyle baş başa bırakıyor. Kitabın kahramanı Bergljot'un ailesine, özellikle annesine rağmen sağ kalma mücadelesini gözler önüne sererek yakınlığın, uzaklığın, açılan yaraların, bağların ve bağları koparmanın ne anlama geldiğini vurguluyor. Babanın ölümüyle birlikte yetişkin kız çocuğunun da annesiyle olan hesaplaşması başlıyor. Babasının cinsel istismarı nedeniyle yaşamı sarpa saran Bergljot, suçun tanığı olan annesiyle yüzleşiyor. Annesinin manipülatif hamlelerle kızının hayatını mahvettiğini okumak ve bunun "mümkün" olduğunu anlamak annelik mitini ve kutsallığını yerle yeksan ediyor. Bergljot "Annemin görmek istemediği ya da görmeye cesaret edemediği her şeydi beni kederlendiren; kederimi ve kederime yol açan şeyi görememesi, beni korumayı başaramaması ondan nefret etmeme sebep oldu." dese de acıyı işe yarar kılmanın büyük çaba istediğini ve acıları dengeleyecek anılar biriktirmenin hedeflenmesi gerektiğini salık veriyor.

Alex Michaelides ise "Sessiz Hasta" adlı psikolojik gerilim türündeki romanında çocukluk travmalarımızın hayatımıza nasıl yön verdiğini anlatıyor. Karakterlerin -Alicia ve Theo'nun- psikolojik tahlillerine odaklanırken tüm süreci analiz edip duyguları, düşünceleri, suç işleme nedenlerini apaçık ortaya koyuyor. Alicia'nın neden yıllardır sustuğunu, geçmişte ne yaşadığını, anne kaybının onda nasıl bir travma yarattığını; kendisini iyileştirmek için psikoloji okuduğunu kabul eden Theo'nun tepkisiz ve iradesiz annesiyle olan ilişkisinin yaşantısına ve evliliğine yansıyış şeklini aktarırken çocukluk döneminde yaşanılan travmaların yetişkinlik döneminde verilen kararlar üzerindeki etkisini yadsımamamız gerektiğini anımsatıyor. "Kabullenmesi en zor şeylerden biri, en çok ihtiyacımız olduğu zaman sevilmemiş olduğumuzdur. Sevilmemiş olmanın acısı berbat bir histir." diyen Theo'yla empati kurmamızı sağlarken günlüğü vesilesiyle Alicia'nın anne özlemini en derinimizde duyumsatıyor.

Evet, çocukluk deneyimlerimiz duygusal gelişimimiz için oldukça önemlidir. Bağlanma figürlerimiz olan ebeveynlerimiz, dünyayı nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda önemli bir rol oynarlar, zira onlarla olan ilişkimiz dünyanın bizim için neye benzeyeceğinin temelini atar. Bizler de oluşturduğumuz içsel haritalarla başa çıkma mekanizmaları geliştirir veya geliştiremeyiz. Hayata tutunmak, var olmak için geçmişi kazmak ve yüzleşmek durumunda kalabiliriz. Şahsen ben aşırı kontrolcü, yargılayıcı, cezalandırıcı, ayrımcı, memnuniyetsiz ve narsist sayılabilecek bir anneye sahip olarak şiddetli bir kaygı bozukluğu geliştirmiş; değersizlik duygularıyla mücadele etmiş bir kadınım. Ancak kızımla birlikte büyürken saklamanın ve/veya saklanmanın gereksizliğini, travmalarımdan sorumlu olmadığımı, döngüyü kırmam ve kendi travmalarım yüzünden en yakınlarımı -kızımı- incitmemem, dahası şimdinin geçmişim tarafından kontrol edilmesine izin vermemem gerektiğini öğreniyor, ilişkilerimde açık ve net bir tutum sergiliyorum; bazı yaralar açıkta iyileşir, artık biliyorum...

Künyeler:

- Sevgisiz Anneler - Yetişkin Kızlar İçin İyileştirici Bir Rehber, Susan Forward, Çev. Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, 2021.

- Miras, Vigdis Hjorth, Çev. Dilek Başak, Siren Yayınları, 2021.

- Sessiz Hasta, Alex Michaelides, Çev. Aslı Perker, Domingo Yayınları, 2021.